Yenilenebilir enerjinin gücü

Yenilenebilir enerjinin gücü

SEYRAN DUMAN 

Enerji ülkeler için kalkınma adına vazgeçilmez bir araç. Ülkelerin hem sosyal hem de ekonomik olarak gelişmesinde en önemli ihtiyaç. 18. yüzyılda Sanayi Devrimi, teknolojik gelişmeler ve bilimsel çalışmalarla beraber artan iktisadi refah, daha çok enerji tüketimini gerektirdi. 

Sanayileşme sonrası buhar enerjisi ve elektrik kullanımının artmasıyla ülkelerin çoğu enerji üretimi için kömür, petrol ve doğalgaz kullanıyor. Bu kaynaklar fosil yakıt olarak adlandırılıp tüketildikten sonra yerine yenisi geri koyulamıyor. Yani bunlar yenilenebilir enerji kaynağı değiller. 

1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri ve dünyadaki enerji ihtiyacının büyük çoğunluğunu sağlayan fosil yakıt rezervlerinin azalması insanoğlunu alternatif enerji kaynakları arayışına soktu. Fosil yakıtların çevreye karbon emisyonuyla verdiği zarar ve sürdürülebilir olmaması yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını zorunlu kılıyor. 

Dünya ekonomik nedenlerle beraber iki önemli sorunla karşı karşıya... Bunlardan birisi sosyo-ekonomik olarak sürdürülebilir kalkınma, diğeri de küresel ısınma ve iklim değişikliğidir. Dolayısıyla ülkelerin çoğu kendi yenilenebilir enerji politikalarını oluşturuyor. 

Yenilenebilir enerji kaynakları güneş, rüzgar, hidrolik, jeotermal, biyokütle (biomass) ve deniz kökenli kaynaklar olup doğanın kendi döngüsü içinde sürdürülebilirliğini sağlıyor. Yenilenebilir kaynakların üretim için yatırım maliyetleri başlangıçta yüksek olsa da teknolojik gelişmelerle her geçen gün bu maliyetler düşüyor. Bu da yatırımcılar için yenilenebilir enerjiyi cazip bir alan haline getiriyor. 

Yenilenebilir enerjinin çevre dostu olup sürdürülebilir olması da gelecek için ülkelerin enerji konusunda dışa bağımlılığını azaltarak olumlu bir sonuç doğurmaya aday. 

Dünyada ABD, enerji tüketimi konusunda ilk sırada yer alırken Avrupa Birliği (AB) ikinci sırayı alıyor. AB ülkeleri enerji ithalatında da dünyada birinci sırada. Veriler AB’nin enerji ihtiyacını gelecek yıllar içinde de yüzde 70 oranında ithalattan sağlamaya devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla AB üyesi ülkeler son yıllarda yenilenebilir enerji araştırmalarını artırmış ve bu yönde politika geliştirme konusunda epey yol almış durumda. 

Günümüz için rüzgâr gücü, biyo yakıtlar ve güneş pili enerjileri dünya yenilenebilir enerji arzı içinde en büyük paya sahip endüstriler.  Dünyadaki yeni yatırımların büyük bir kısmı da bu alanlarda gerçekleşiyor. 

ABD’nin Kaliforniya Eyaleti, son yasa tasarısıyla 2030 yılına kadar elektrik üretiminin yüzde 50’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedefliyor. Bir sonraki etap ise 2050 yılına kadar elektrik üretiminin yüzde 100’ünün bu kaynaklardan sağlanması... Kaliforniya iklim değişikliğinin üstesinden gelmek, halk sağlığını koruma ve temiz enerji ekonomisini genişletmek gibi konularda dünyadaki öncü ülkeler arasında yer alıyor. 

Kuzey Avrupa’nın refah ülkesi İsveç ise 2040 yılında elektriğinin tamamını yenilenebilir enerjiden üretmeyi hedefliyor. 2016 yılında Avusturya’nın en büyük eyaleti olan Aşağı Avusturya yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçti bile. 

Dünyanın en büyük kumarhane merkezleri arasında yer alan Las Vegas’ın elektriği de yenilenebilir enerjiden üretiliyor. Birçok uluslararası şirket 2024 yılından önce yüzde 100 yenilenebilir elektriğe ulaşmayı hedefliyor. Örneğin teknoloji devi Apple üretiminin yüzde 67’ sini yenilenebilir enerjiden sağmayı başarmış durumda. 

ABD 2016 yılında elektrik üretiminin .yüzde 7’sini güneş ve rüzgar enerjisinden sağlarken 2017 yılında bu oranı yüzde 10’un üzerine çıkartarak bir anlamda sağlayarak rekor kırmayı başardı. 

Güneş enerjisi endüstrisi, ABD’ de her zamankinden farklı olarak daha fazla güneş enerjisinden yararlanarak 2016 yılında rekor kırdı. Güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisleri, ilk kez yeni devreye alınan üretim kapasitesi içinde bir numaralı kaynak oldu. 

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, uluslararası iklim değişikliği hedeflerini karşılamak için enerji verimliliği oluşturmak ve ortalama küresel sıcaklıkları dengede tutmak için daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. 2014 yılında 80-100 milyar dolar yatırımdan 2020 yılına kadar 215 milyar dolara çıkmasına ihtiyaç var. 

Uzakdoğu devi ve küresel ekonomik büyümenin lokomotifi konumundaki Çin de yenilenebilir enerjiye ciddi yatırımlar yapan ülkeler arasında. Çekik gözlüler Haziran 2017’de 13 bin MW’ lık fotovoltaik güneş sistemi santrali hayata geçirdi. 

Dünya lideri olarak toplam güneş PV kurulu gücü 100 bin MW'i geçti. 2020 yılının sonuna kadar toplam kapasitenin 166 GW ve 187 GW arasında üretimi güneşten sağlanacağı tahmin ediliyor. Çin’de 2020 yılına kadar temiz ekonomide 360 milyar dolar yatırım yapılacağı ve bununla beraber 13 milyon yeni iş yaratacağı tahmin ediliyor. 

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı verilerine göre 2016 yılında yenilenebilir enerji dünyada 9.8 kişiye istihdam sağlarken 2015 yılına oranla yüzde 1,1’ lik bir artış sağladı. 

Yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş fotovoltaik (PV) gücü 2015’e göre yüzde 12’ lik bir artışla 3.1 milyon değerinde en büyük istihdam kaynağı unvanını elde etti. Büyüme daha çok ABD, Çin ve Hindistan’ da gerçekleşti. ABD, Almanya, Hindistan ve Brezilya’ da rüzgar enerjisi santrallerinden yüzde 1.2 oranında katkı sağlayarak 1.2 milyon kişilik istihdam yarattı.  

Bloomberg’ in 2017 Raporu’na göre de 2040 yılına kadar küresel enerji yatırımlarının neredeyse yüzde 75’ ini yenilenebilir enerjiye dayalı tesisler oluşturacak. Gelecek 22 yılda enerji üretim teknolojisine 10.2 trilyon dolar harcama yapılacağı ve bunun 7.4 trilyon dolarının yenilenebilir enerji alanında gerçekleşeceği yönünde tahminler de söz konusu. 

Güneş enerjisinin 3.2 trilyonluk yatırım kapasitesini 14 kat arttırması, 3.3 trilyon dolarlık rüzgar yatırım kapasitesini 4 kat arttıracağı tahmin ediliyor. Yenilenebilir enerjinin 2040 yılına kadar Almanya’ da yüzde 74, ABD’ de yüzde 55, Çin’ de yüzde 55 ve Hindistan’ da yüzde 49 oranlarına ulaşacağı tahmin ediliyor. 

IRENA 2030 küresel enerji karışımındaki yenilenebilir enerji payının ikiye katlanmasının milyonlarca yeni iş imkanlarının yaratılmasına, sağlığın iyileştirilmesine ve küresel ekonomiyi 1,3 trilyon dolara kadar yükselteceği tahmin ediliyor. 

Sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler ulusal güce de sahip olarak daha bağımsız hareket edebiliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar dünya pazarındaki boyutunu ve büyüyen gücünü bize göstermiş oluyor. 

Seyran DUMAN / Enerji Günlüğü - Ağustos 2017