İklim değişikliğine yeşil tahvil sınırı!

İklim değişikliğine yeşil tahvil sınırı!

GORDON FRENCH

(HSBC Grubu Asya Pasifik Bölgesi Küresel Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Başkanı Gordon French Enerji Günlüğü için yazdı) 

Yeşil tahvil piyasası bu yıl 10. yaşına giriyor ve hızlı bir şekilde olgunluk çağına doğru ilerliyor. Bu piyasa, iklim değişikliğinin küresel ekonomi üzerindeki etkilerini sınırlayacak projeler için kritik bir sermaye kaynağı haline gelecek.

Yeşil tahvil piyasasının şimdiye kadar bütünüyle kolay bir çocukluk dönemi geçirdiği söylenemez. İlk kez Temmuz 2007’de gerçekleştirilen yeşil tahvil ihracı 600 milyon euro tutarındaydı. Sonraki birkaç yıllık dönemde bu çapta ihraçlar ne yazık ki gerçekleşmedi. Yeşil tahvil ihraçlarının yıllık olarak 10 milyar dolar eşiğini aşması 2013 yılını buldu ve genel tahvil piyasası ile kıyaslandığında bu rakam oldukça düşük kalıyor.

POLONYA DA İLK KEZ KATILDI

Geçtiğimiz 10 yıllık dönemde sermaye piyasasının bebeği göz alıcı biçimde büyüdü. Geçen yıl yeşil tahviller yoluyla 90 milyar dolarlık kaynak elde edildi ve 2015’deki miktarın iki katından yüksek bir seviyeye ulaşıldı. Yine 2016’da Polonya’nın 750 milyon Euro’luk yeşil tahvil ihracı ile birlikte ilk ulusal yeşil tahvil ihracı gerçekleşmiş oldu.

VADELER 22 YILA UZADI

Bu yılın Ocak ayında ise Fransa tarafından 7 milyar Euro’luk 22 yıl vadeli yeşil tahvil ihraç edilmesi, piyasa için hacim ve vade uzunluğu bakımından bir kilometre taşı oldu. Daha da dikkate değer olan gelişme yatırımcı talebiydi; 23 milyar Euro ile arzın çok üzerinde bir talep geldi.

İklim değişikliği dünya için önemli bir tehdit. Bu sebeple daha az karbon emisyonu sağlayacak teknoloji ve altyapı yatırımlarının finansmanı için önemli oranda sermaye gerekiyor. Rüzgâr tribünlerini, güneş enerjisi santrallerini, düşük karbon salınımlı ulaşım sistemlerini ve binaların, hatta şehirlerin enerji ve su verimliliğini arttıracak teknolojileri düşünsenize bir.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE SERMAYE

Yeşil tahvil piyasası geç gelişim gösteriyor olabilir, ancak şu an daha düşük karbon salınımlı bir ekonominin finanse edilmesi için kritik önem taşıyor. Şirketler bu sayede iklim dostu yatırım fırsatlarında kullanılmak üzere küresel olarak giderek artan likiditeye ulaşabilir ve bu fonları çevresel olarak sürdürülebilir projelerde sermaye olarak kullanabilir.

Günümüzde yeşil tahviller hala toplam küresel tahvil piyasasının yüzde 1’inden azını oluşturuyor. Ancak piyasanın hızlı bir şekilde büyüdüğüne inanmamızın nedenleri şöyle özetlenebilir:

Öncelikle, şirketler, tüketiciler ve yatırımcıların çevre kirliliğine ve küresel ısınmaya ilişkin risk algılarında büyük değişimler yaşandı.

2015 Paris Anlaşması iklim değişikliğinin önlenmesi ihtiyacıyla ilgili çok kuvvetli bir küresel mutabakat sağladı. Küresel sıcaklıklardaki artışın sanayi öncesi döneme göre 2 santigrat derece ile sınırlandırılması hedefine ulaşılması adına kendi ulusal planlarını geliştirmeleri için yaklaşık 200 ülkenin imzası gerekti. Bu da yeşil teknoloji yatırım ve finansmanını canlandırdı.

MESELE ETİKTEN İBARET DEĞİL

İkinci olarak, teknolojik ilerlemeler giderek daha fazla sayıda düşük karbon alternatifini (alternatif enerji teknolojilerinden elektrikli araç ve bataryalara) ekonomik olarak uygulanabilir kılıyor. Yeşil yatırımlar sadece etik açıdan değil, finansal olarak da gittikçe daha geçerli görünüyor.

COĞRAFİ ÇEŞİTLİLİK ARTTI

Üçüncü olarak, Çin ve Hindistan otoriteleri ekonomilerini yeşil ekonomiye dönüştürmek için kayda değer bir çaba gösteriyor. 2015 yılında ilk yeşil tahvillerini ihraç eden Çin ve Hindistan’daki kuruluşlar, o zamana kadar İskandinavya, ABD ve Britanya tarafından domine edilen bir piyasaya coğrafi çeşitlilik kattı. Çin’de 2015’te yalnızca 1 milyar dolarlık yeşil tahvil ihraç edilirken, geçtiğimiz yıl 33 milyar doların üzerinde yeşil tahvili ihraç edildi. Bu da toplam küresel miktarın üçte birinden yüksek bir orana tekabül ediyor. Hindistan’da ise hacimler daha ılımlı; geçtiğimiz yıl ihraç edilen yeşil tahvil hacmi 1 milyar doların biraz üzerindeydi. Ancak düşük karbonlu teknolojilerde Hindistan da Çin gibi bir paradigma değişimi yaşıyor.

BAZI TAHVİLLERİN YEŞİLLİĞİ ŞÜPHELİ

Yeşil tahvillerin ivme kazanması, ihraççı ve yatırımcıların artık yeşil tahvilleri göz ardı edemeyeceği anlamına geliyor. Belirli tahvillerin “yeşilliği” konusunda bazı şüpheler olduğu doğru. Getiriler, gerçekten iklimle ilgili veya çevresel projelerin finansmanına aktarılıyor mu, ya da “yeşilliği” tartışmalı olan proje veya şirketlere mi yönlendiriliyor? Bir ihracın diğeri kadar “yeşil” olup olmadığını kim değerlendiriyor? Pek çok yatırımcı bu konularda yeterince tutarlılık ve şeffaflık olmaması nedeniyle bu piyasadan hala uzak duruyor. Bununla birlikte ihraççılar ise “yeşil” girişimleri ile ilgili açıklama, raporlama ve sertifikasyon konularında ekstra çabayı göstermekten (ve maliyetten) kaçınıyor.

Ancak bu ekstra çabalar genellikle gereğinden fazla büyütülebiliyor. Standardizasyon ve gözetim konularında ise ilerleme kaydediliyor. Örneğin; Standard & Poor’s, bir tahvilin yalnızca yeşil olup olmadığını değerlendirmekle kalmayan, ne kadar yeşil olduğunu da ortaya koyan bir sistem tasarlayarak, Nisan ayında piyasaya sürdü.

Öte yandan yeşil tahvil ihraç etmenin avantajları oldukça fazla olsa da bu avantajlar belki de olması gerektiği kadar geniş bir kitle tarafından farkına varılmış değil. Öncelikle şirketler yeşil tahvil ihraç ederek; emeklilik fonları ve ülke varlık fonları tarafından bu tür enstrümanlara karşı artan talebi karşılamalarının yanı sıra portföylerinin yüksek karbonlu ve sürdürülebilir olmayan ihraççılar ve faaliyetlere maruz kalmasından endişe duyan diğer yatırımcıların da artan taleplerini karşılamalarına olanak sağlıyor.

23 TRİLYONLUK VARLIK

2016 yılı başı itibarıyla sosyal sorumluluk stratejilerini benimsemiş yatırımlar altında profesyonel olarak yönetilen 23 trilyon dolar değerinde varlık bulunmaktadır. Bu rakam 2014 yılından bu yana yüzde 25 arttı ve küresel çapta profesyonel olarak yönetilen tüm varlıkların dörtte birinden fazlasını oluşturuyor. Benzer şekilde, son dönemde gerçekleştirilen bir HSBC araştırması, dünya genelindeki kurumsal yatırımcıların üçte ikisinin düşük karbonlu ve iklimle ilişkili yatırımlara daha fazla sermaye aktarmayı istediğini ortaya koyuyor.

İŞ OLASILIKLARI AVANTAJI

Dahası yeşil tahvil ihracı, ihraççısına küresel ısınmanın uzun vadeli zorluklarının farkında olduğunu ve bunun için hazırlık yaptığını gösterme imkânı veriyor. Bu anlamda iklim risk profillerini tanımlamaları, en aza indirgemeleri ve izlemelerinin gerekmesi, şirketlerin kurumsal kültürleri ve iş stratejileri kapsamında düşük karbonlu bir anlayışı benimsemelerine yardımcı olabilir. Uzun vadede bu, daha az hazırlıklı şirketler karşısında değerleme ve iş olasılıkları bakımından bir avantaj yaratacaktır.

Dünyamızın tehlike altında olduğu dikkate alındığında; yeşil tahvil piyasasının olgunlaşması ancak memnuniyetle karşılanabilir.