Adalar’a elektrikli arabalar da gelmesin - Haluk DİRESKENELİ

Haluk DİRESKENELİ

HALUK DİRESKENELİ 

Son günlerde basında Adalar’daki faytonlar hakkında çok sayıda haber çıktı. Konu seçim meydanlarında da gündeme geldi, geliyor.  Haberlerde Büyükada (Prinkipo) faytonlarının tümden kullanımdan kaldırılacağı, onların yerine elektrikli, akülü arabalar ve otobüslerin servise konacağı da yazıyor. 

Bu tür haberler, bu konu iyice derinlemesine incelenmeden servise konmuş olmalı, diyoruz. Böyle bir şey olmaz, olamaz! 

Peki neden olamaz? Anlatalım… 

Bir kere bölgenin elektrik sistemi çöker, onarılamaz. 

Elektrikli arabalar, şarj için darbeli yük çekerler. Ulusal şebeke darbeli yükü kaldırır. Ama Adalar’ın sınırlı kapasitedeki iletim/ dağıtım şebekesi darbeli yükü kaldırmaz. 

Yeni ama çok pahalı HVDC deniz altı kablosu çekilmesi gerekir. Bu yüksek darbeli yükü kim taşıyacak? Hangi termik santrali bu işte kullanacağız? Küçük bir yerleşim yeri bu darbeli yükü çekebilir mi? 

Bu gereksiz tasarı için kim yeni yatırım yapacak? En çok onlar sebepleneceğine göre elektrikli araba satıcıları mı? 

Adalar dünyada içten patlamalı, benzinli, dizel arabaların giremediği veya kısıtlı sayıda halk hizmeti için, polis, ambulans, itfaiye, çöp, orman hizmetleri için sınırlı girebildiği sayılı kurtarılmış yerlerden biridir. 

Elektrikli golf arabalarını da en başta Adalar’a sokmamamız gerekirdi. Önce yürüyemeyen engelli yaşlılar için sınırlı sayıda girdiler. Bundan sonra daha çoğalmamaları için uğraş vermeliyiz. Sayıları makul, düşük bir rakamı geçmemeli, artmamalı. Bisiklet kullanımını teşvik etmeliyiz. 

Her türlü iyi niyetli karar ve teşvik, her zaman her yerde itina ile suiistimal edilir. İhracat için teşvik verirsiniz, hayali ihracat çıkar.

Geçtiğimiz yaz boyunca elektrikli arabaların gece şarj yaptığı Adalar bölgelerinde devamlı elektrik kesintisi oldu. Çünkü darbeli yükü eskiyen trafolar, yenilenmeyen şebeke kaldıramadı, 

Denizaltı kablosu Kartal-Adalar arasında ilk olarak 1932 yılında döşendi. Daha sonra nispeten güçlendirildi. Ancak yineleyelim, mevcut sistem, darbeli yük kaldıramaz. Yukarıda da söylediğim gibi zaten öyle de oldu, elektrikli arabalar gece şebekeye bağlanınca sistem tıkandı. 

Yaz geceleri biz Büyükada Kadıyoran yokuşunda elektriksiz kaldık. Buzdolaplarında yemeklerimiz bozuldu, klima kullananlar çalıştıramadı. 

Elektrikli arabaların şarjı için uygulanan, bilinen üç klasik yol vardır. İsterseniz bunları sıralayalım:  

BİR: 220V ev elektriğine bağlarsınız, 50-100 kW yükü 8-10 saat arasında gece süresince çekersiniz. Az sayıdaki şarj için problem yoktur. Ama 1000-2000 araba şarjını her gece bağlarsanız olmaz, bu iş ciddi yeni ek yatırım gerektirir. 

İKİ: İşiniz aceledir, şarj bitmiştir, şarj istasyonuna gidersiniz, yarım saatte tüm şarjı 6.3Kv veya 34.5 KV üstünden ulusal şebekeden verirler bu darbeli yüktür, sistem zorlanır. 

ÜÇ: İşiniz çok daha aceledir, yine şarj istasyonuna gidersiniz, biten akünüzü sökerler yeni akü takarlar, süre 5 dakikadır. Bunun ulusal şebekeye bir yükü yoktur. Çünkü yeni akü, normal yoldan, yani uzun sürede, darbesiz yüklenmiştir. 

Sevgili okuyucular, örneği Adalar’dan verdik ama bu mesele sadece Büyükada ve/veya Adalar’ı ilgilendirmiyor, tüm ülkeyi de ilgilendiriyor. Darbeli yük, her zaman ulusal şebeke için yüklenilmesi zor bir taleptir. 

İsterseniz meseleyi bu kez farklı bir bölgeden bir başka örnekle anlatalım. İzmir çevresinde en büyük şebeke arızaları hep Aliağa yöresindeki ark ocaklı demir çelik tesisleri bölgesinden gelir. Neden? Zira bu yöredeki fabrikaları en yüksek voltaj sistemine bağlamak gerekir. 34.5 KV, 6.3 KV hatta, trafolar zorlanır, 154 KV ve üstü sisteme bağlamak gerekir.

Büyükada’da yaz aylarında geceleri 7000-16000 arası nüfus yasar. Emlak stoku yaklaşık 2000 adettir. Faytonlara çoğunlukla Adalara günübirlik gelen Ortadoğulu turistler, Araplar-İranlılar biner. Bizim pembe dizilerimizde izledikleri Ada mekanlarını gezerler, fayton sefası yaparlar. Faytonlar tüm gün onlara çalışır. Fayton meydanından LunaPark Birlik meydanına kadar gider ve dönerler, bazıları büyük tur ister. 

Bu emlak stokunda yüksek gelir gurubunda insanlar yaşar. Her ev birden fazla elektrikli araba, elektrikli bisiklet benzeri taşıt alabilecek parasal güçtedir. İzin verilince herkes 2-3 elektrikli araba alır ve yollar yürünmez olur. Çoğu evde zaten çok sayıda bisiklet vardır. 

Bizim ülkemizde her türlü iyi niyet itina ile kötüye kullanılır, derhal suiistimal edilir. “Kalp hastası, by-pass oldu, stent takıldı, elektrikli golf arabasına ihtiyacı var” diye, sınırlı sayıda kişiye elektrikli golf arabası izni verirseniz, onlar da kendileri dışında Ada’ya gelen sağlıklı misafirlerini taşırlar, gezdirirler. Tabii bu arada kendileri hareket etmedikleri için aşırı kilo alırlar. Kalp- damar şeker sağlık sorunları artar. 

Şu anda kısıtlı izinle zaten 2000'i aşkın bisiklet benzeri basit elektrikli araç Büyükada’da mevcut. İlerde izin verildiği zaman bir hesap yapın, 2 bin adet eve 10 bin adet elektrikli golf arabası, her gece her bir araba için 50-100 KWh çekiş, bunun Büyükada ve diğer Adalar’daki elektrik şebekesine, eski ve yenilenmemiş trafosuna yükü ne olur bir biliyor musunuz? 

Arada bir hızlı çekiş gerektiğinde (yarım saatlik ani bir şekilde yapıldığında) ve çok sayıda yapıldığında durum ne olur düşünebiliyor musunuz? Bu yükü bu şebeke nasıl çeker, çekemediği durumda nasıl bir ek yatırım yapmak gerekir? 

Her yaşta “yürümek” sağlıktır. Adalar’da herkes yürür, eşyası olan, acelesi olan faytona biner, yürüyemeyen zaten Prinkipo’ya gelmemeli,  ana kıtadan ayrılmamalı. Çünkü sağlık hizmeti gerekirse karşıya acil geçmek sorundur. Bana sorarsanız söyleyeyim, Kadıyoran tepesinden günde birkaç kere çarşıya inip tekrar eve çıkmazsam kendimi iyi hissetmem. 

Adalar’a elektrikli arabaların sokulacağı yönündeki haberler gerçek değil sadece bir yanlış temenni olarak kalmalı. Sadece işlerini kaybedecek faytoncu esnafı değil, hepimiz tüm Prinkipo halkı bu yanlış kararın karşısında olmalıyız. Faytoncu esnafı da kendisine çeki düzen vermeli, atları iyi beslemeli, onlara iyi bakmalı. Bakanlık ve Belediye ciddi denetim yapmalı. 

At pisliği biz yerli halkı rahatsız etmez, yağmur gelir alır götürür, çiçeklerimize gübre olur. Bizi rahatsız eden, çevreyi kirleten sorumsuzca ortalığa tabiata atılan pet ve cam şişeler, metal kola kutularıdır. 

Adalar'da hayat yavaş geçer, aceleye yer yoktur. Çarşı esnafı bir telefonla her şeyi evimizin kapısına bisikletle getirir. Hasta taşıma ambulansımız yaşlımızı, hastamızı bir telefonla taşır. 

Bizimle beraber Adalar'da yaşamayanlar, bizim hayat düzenimiz hakkında sonucu belirsiz tehlikeli geri dönülmez kararlar almamalı. Elektrikli arabalar Adalar'a gelmez, gelemez gelmemeli.

Haluk DİRESKENELİ - PRİNKİPO (BÜYÜKADA/İSTANBUL)