MEHMET KARA - ÖZEL RÖPORTAJ
Türkiye, elektrik üretim yatırımlarında hızlı yol alıyor. Özellikle de rüzgâr ve güneş enerjisi alanlarında bu çok belirgin. Yıllardır, toplam kurulu güce ilave edilen yeni kurulumlarda rüzgâr enerji santralleri (RES) ve güneş enerji santrallerinin (GES) payı yüzde 90’ın üzerinde. Bu tesislerde kullanılan ekipmanların ülke içinde üretilmesine yönelik teşvik ve destekleme mekanizmaları da etkisini gösteriyor elbette.
GES ve RES ekosistemi, Türkiye içinde ciddi birer endüstri kolu oluşmasını da beraberinde getiriyor. Peki bu endüstrilerin yetkinlik ve ülke ekonomisine katkı düzeyi nedir? Bu sorunun cevabını bir ekipman üreticisinden değil ama Türkiye’de rüzgâr santrali kurulu gücünde 1000 MW sınırını ilk aşan oyuncu konumundaki Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl’den aldık. Şirket’in yatırımları ve hedefleri konusundaki sorularımızı cevaplayan Bayçöl, açıklamaları sırasında yer yer sektöre dair değerlendirmelerini de paylaştı.
Bu sene Enerjisa Üretim olarak 30. yaşımızı kutluyoruz. İlk yola çıkışından, yani 1996’dan 2006 yılına kadar otoprodüktör bir şirket aslında burası. Dört tane otoprodüktör santralle, özellikle Hacı Ömer Sabancı Holding’in sanayi tesislerine hem elektrik hem ısı tedarik ediyor. Şimdi yaklaşık 6500 megavat (MW) büyüklüğünde bir portföye ulaştık. Bunun 4600 MW’nin üzerindeki kısmı işletme halinde. Yakın dönemde önce Çanakkale’de 36. santralimizi, 75 megavatlık Ihlamur Rüzgâr Enerji Santrali’ni devreye aldık. Ihlamur RES elimizdeki yenilenebilir enerji kaynak alanı (YEKA) projelerinden biri idi. Daha önce 250 MW’lik Balıkesir’i, sonra Aydın’daki 250 MW’lik YEKA’yı tamamlamıştık. Şimdi Çanakkale de tamamlanmış oldu. Son adımımız YEKA 2 Muğla’dan gelecek. Böylece YEKA 2’deki toplam 1000 MW’yi işletmeye almış oluyoruz.
Başka YEKA projeleriniz de vardı değil mi?
Evet, YEKA 2024’ün yatırımları devam ediyor. Edirne’deki 410 megavatlık santralimiz şantiye aşamasında. Temel dökme ve türbin montajları başlıyor. Ocak ayında da enerjilendiririz diye tahmin ediyoruz. Kırklareli’nde de YEKA 2024 kapsamında 340 megavatlık bir projemiz var. Yani Trakya’daki YEKA 2024 projelerinin toplam kurulu gücü 750 MW idi. Her iki proje de şu an oldukça güzel yol alıyor. Türbinleri imal edildi, sahaya sevkiyatları başladı. Üç tane de depolamalı projemiz var, onların toplam kurulu güçleri 500 megavat.
Depolama yatırımları YEKA’larla entegre ediliyor mu?
Edilmedi, YEKA 2’lerde depolama hakkı yok. YEKA 2024’te var, onu ileride değerlendiririz diye tahmin ediyoruz. Şu an büyüme devam ediyor kararlı bir şekilde. O 6500’ü galiba iki üç sene içerisinde, yani orta vadede işletme haline getirmiş oluruz diye tahmin ediyoruz.
Rüzgâr santralleri inşa aşamasında ciddi istihdam gerektiriyor ama işletmeye alındıktan sonra personel sayısı çok azalıyor, sizin çalışan durumunuz nereden nereye geldi, nedir şu anda durum?
YEKA’lara çok geniş bakmak lazım. Rüzgâr enerji santralleri sadece inşa edildiği proje sahasında değil, çok daha geniş bir alanda ve kitlede istihdam yaratıyor. Zira bizim hem YEKA 2’de hem YEKA 2024’te kanatlar, jeneratörler, kuleler, ankrajlar, birçok kritik malzeme ana trafolarımız, kablolarımız, bunların hepsi Türkiye’de üretiliyor. Yani rüzgâr ekosisteminde 15.000-20.000 arası, belki daha fazla bir istihdam var. Bizim bu ekipmanları aldığımız fabrikaların hepsine düzenli olarak ziyaretlerde de bulunuyoruz. Bizim siparişlerimiz ile bu YEKA 2, YEKA 2024 ve benzeri yolculuklarla bu fabrikalar hem daha optimum kapasitede çalışıyor, hem de ihracat merkezi haline gelmiş vaziyetteler.
Sadece iç pazara çalışmıyorlar yani...
Evet, bu tesislerde sadece Türkiye için ekipman üretilmiyor. O fabrikalar, optimum kapasiteye ulaşmış olmasından kaynaklı, daha rekabetçi konumlarından beslenecek şekilde Avrupa için de daha rekabetçi fiyat sağlayarak üretim yapıyor. Şunu söylemem yanlış olmaz sanıyorum, yaklaşık istatistik olarak, herhangi bir rüzgâr ekipmanının belki yüzde 30’u, yüzde 50’si Türkiye’de kalıyorsa, bir o kadarı, daha fazlası yurt dışına ihraç oluyordur. Dolayısıyla istihdam, işin ta o bacağından başlıyor. Sonra herhangi projemize gittiğimizde, hemen ekskavatörlerle ve kamyonlarla kazı yapmaya gitmiyoruz. Önce ilk sosyoloji ekibimiz gidiyor, projenin yapılacağı yerde bir sosyolojik okuma yapıyorlar. Paralelde bir mühendislik ekibimiz de bizim için en doğru, ideal yerleşimin nasıl olacağını tespit ediyor. Daha sonra da ufak ufak oraya mobilize olmaya, sahada çalışmaya başlıyoruz...
Evet, her ikisi eş güdümlü gidiyor. YEKA 2’de bir ara, ilave 1500 kişi, yükleniciler tedarikçiler üzerinden, sadece sahada, o sahaya üretilecek iş için çalışıyordu. 12’den fazla şantiyemiz vardı. Onun dışında bu fabrikalarda çalışan, imalat için çalışan kadroları koymadan.
Enerjisi Üretim’deki çalışan sayısına dair rakamları da söyleyebilir misiniz?
Direkt Enerjisa Üretim’in kendi bordrosunda olan 1400 kişiyiz. Bu kadro 36 santralin işletmesinden ve bakımından sorumlu. Ama aynı zamanda Avrupa’da ticaret yapan kadrolarımız dahil. Halen 30’dan fazla ülkede enerji ticareti yapıyoruz. Bir bütün olarak sayıp, elektriğin üretim ve toptan ticaret değer zinciri unsurlarında varız diye bakarak yaklaşık 1400 kişilik kadrodan söz ediyoruz. Yatırımlarımız için alt yükleniciler üzerinden çalışan yaklaşık bir 1500 kişi daha vardır.
Bir ara Türkiye’deki türbin kanat fabrikaları kapanmış, YEKA projelerine rüzgâr türbini yetişir mi yetişmez mi kaygısı ortaya çıkmıştı, bir aksama oluştu mu?
Oluştu ama bir şekilde çözüldü o. Geçen sene malumunuz yılın ikinci çeyreğinde Amerikan firma, Türkiye’nin en büyük kanat tedarikçisi TPI idi. O da sadece Türkiye’de üretim yapan bir organizasyon da değildi. Globalde birçok tesisi vardı. Özellikle Donald Trump’ın politikaları master planları sarsınca, bir manada ters tarafta kaldı TPI. Türkiye bir süre kanat fabrikası olmadan hayatına devam etmek zorunda kaldı.
Aslında Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık gibi…
Biraz öyle gibi oldu. Ondan önce de hatırlarsanız GE’nin de bir kanat fabrikası vardı. Onlar da genel, dünyadaki optimizasyon planlaması kapsamında tesislerini kapatmaya karar vermişlerdi. Bir süre, bir hıçkırık der ya Amerikalılar, bir süre bir hıçkırık yaşadık ama şu anda iki ana tedarikçinin de tesisleri üretim yapabilecek konuma gelmiş durumda. Enercon ve Nordex.
Çinliler de bir girişimde bulundular bu konuda...
Şu ana kadar dış dünyaya yaptıkları paylaşımlarla, yeri tespit ettiklerini, Aydın’da bir tesis kuracaklarını paylaştılar anladığımız kadarıyla. Hatta önümüzdeki yenilenebilir enerji kaynak alanı (YEKA) ihalesine yetişecek şekilde gaza basmış vaziyetteler. Dolayısıyla tekrar üç farklı kanat fabrikası Türkiye’de işlevsel halde olacak...
Mehmet KARA - Enerji Günlüğü / İSTANBUL