Bayçöl: Ucuz elektrik, enerji merkezi olma fırsatı sunuyor

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Türkiye’nin Avrupa’nın en ucuz elektrik fiyatı ile enerji merkezi olma fırsatı yakaladığını belirterek “Doğru hamlelerle, Türkiye’yi bir enerji koridoru değil, bir enerji üssü haline getiririz” dedi.

ÖZEL RÖPORTAJ - MEHMET KARA

Türkiye Avrupa’nın en büyük elektrik şebekelerinden birine sahip. Toplam elektrik tüketimi hızla yükselmeye devam ediyor. Kişi başına elektrik tükeimi halen Avrupa ortalamasının gerisinde bulunduğu için bu alandaki büyüme beklentileri hala yüksek. Sektörün önde gelen oyuncularından, Sabancı Holding ile Alman enerji devi E.ON ortaklığı Enerjisa Üretim de bu büyümede rol üstlenmiş önde gelen aktörler arasında yer alıyor. Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı.

Türkiye elektrik borsasında şu anda saatlik bazda işlem yapılıyor, yakın zamanda 15 dakikalık satış konuşunda gelişme bekliyor musunuz?

Biz her an değişebilir diye o manada kendimizi dinamik tutmak istediğimiz için, 30 dakikalık olursa, 15 dakikalık olursa diye hazır olmaya çalışıyoruz. 15 dakikalığına, 30 dakikalığına altyapı olarak hazır mıyız, teknoloji olarak bundan kendimize bir imkan çıkartabilir miyiz diye onlara bakmayı seviyoruz. Avrupa’daki piyasaları da takip ediyoruz, saatlik olanlar da var, 15 dakikalık olanlar da var. Gördüğümüz kadarıyla biraz değerlendirmeye açık bu mevzular. Türkiye’nin bütün enerji dengesine göre şekillendirmek daha önemli. Tam böyle doğrusu yanlışı olan hususlar değil. Hangi riskleri daha minimize etmeyi tercih edeceğinize, hangi fırsatları daha fazla kullanmayı tercih edeceğinize bağlı bir seçim süreci. Dinamik olup hepsini takip etmekte fayda var.

Saatlik ya da 15 dakikalık dilim tercihi neye göre yapılıyor?

Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi EPİAŞ çok haklı olarak tüm toplum için olabildiğince en düşük elektrik fiyatını ortaya çıkartmaya çalışacak. Doğal olarak da oradan alım yapacak firmalar da, tüketiciler gibi en düşüğü yakalamaya çalışacak. Üretici olan Enerjisa Üretim gibi şirketler de oradaki en iyi fiyat setini yakalamaya çalışacak.

Avrupa elektrik borsaları arasında 6-7-8 kat fiyat farkı var, Türkiye de en ucuzu, bunlar ne anlama geliyor?

Şu an, müthiş bir kriz yaşanıyor olmasına rağmen, Asya tamamen darmadağın olmasına rağmen, krizin yaşandığı yakın coğrafyada olmasına rağmen Türkiye muazzam bir elektrik fiyatı fırsatına sahip. En ekonomik biziz şu anda bütün Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla, hatta civar ülkelere kıyasla. Hürmüz krizini de müthiş bir dirençle atlatmış vaziyetteyiz.

Nasıl başarıldı bu?

Ne mutlu ki şunu söyleyebiliyoruz; belki 20 yıl önce 25 yıl önce strateji belgelerine yazdığımız hususlar ülke olarak hem doğru olarak tespit edilmiş hem de gerçekten o kâğıtta yazanlar hayata geçirilmiş. Bugün doğalgaz deyince herkesin tedariği nasıl yöneteceğim diye eli ayağı titriyor ama Türkiye’de LNG tesislerimiz var, FSRU tesislerimiz var, yeraltında depolama yapıyoruz, envai çeşit boru hattı ülkemizden geçiyor, bir koridoruz, aynı zamanda kendi doğalgazımız bulduk, onu çıkarabiliyoruz.

Peki elektrik kısmında?

Aynı şeyi elektrikte de görüyoruz. Birçok adımı doğru zamanlamayla atmışız. En ekonomik elektrik fiyatına ulaşmış vaziyetteyiz. Ama o bizi bir rehavete götürmemeli, birçok da fırsat oluşuyor, o fırsattan faydalanmamız lazım. Türkiye gerçekten tekrar enerji merkezi ve HUB’ı olması adına müthiş bir fırsatı eline geçirmiş vaziyette. Umarım az önceki söylediğiniz başlıklardaki başarı gibi burada da doğru strateji, doğru hamlelerle, Türkiye’yi bir enerji koridoru değil, bir enerji üssü haline getiririz. Avrupa’da keza bence kendi ülkeleri arasındaki kapasitelerine tekrar bir bakacak, daha dirayetli bir sistemi kurabilmek için.

Enerjisa Enerji’nin elektrik satışında elini güçlendiren avatajlar neler?

En büyük gücümüz, sanayicinin kendi ihtiyacına göre tailor made (özel sipariş, ısmarlama) dediğimiz modeli oluşturabiliyoruz. Sanayici hangi rejimde bir tüketim grafiği isterse onu sağlayabiliyoruz. Bir teknoloji tercihi varsa elektriğin tedarik edilmesi açısından, onu sağlayabiliyoruz. Ben sadece yeşil elektron almak istiyorum derse yeşil elektron tedariğini yapabiliyoruz. Ben farklı farklı rejimlerde tüketim istiyorum, aylara sair, güne sair bunları değiştireceeğim diyorsa, onu sunabiliyoruz. Sanayici, “ürettiğim malzemelerin hepsini ihraç ediyorum, onları da Euro ile satıyorum ya da Japonya yeni ile satıyorum” derse, ona Japon Yeni ile elektrik satabiliyoruz. “Ben ihracat yapıyorum ama ihracat yaptığım malzemenin ana unsurunu bakır oluşturuyor, dolayısıyla bana bakır endeksli elektrik satar mısınız” derse de bakır endeksli elektrik satabiliyoruz. Dolayısıyla hakikaten karşı tarafın ihtiyacına uygun modeli, formülasyonu hayata geçirebiliyoruz.

Siz de orada kendinizi, vereceğiniz fiyatla mı korumaya çalışıyorsunuz...

Evet. Ve diğer finansal piyasalarda bunu gerekli unsurlarıyla hedge ederek yönetmeye çalışıyoruz. Ama tabii en büyük derdimiz ne? Sanayicinin de, büyük montanlı tüketicinin de bir gözü hep piyasa takas fiyatının üzerinde oluyor. Biz, uzun vadeli elektrik piyasalarının oluşmasına bir fırsat tanımadığımız için epey bir süredir, uzun vadeli elektrik satışı yapamıyoruz. Uzun vadeli elektrik sözleşmesi Türkiye’de 12 ay 18 ay. Ama Avrupa’da şu an elektrik üreticilerinin çoğuna baksak, faaliyet raporları bugünlerde yayınlanıyor, o faaliyet raporlarında göreceğiz ki 2027 elektriğinin yüzde 60-70’ini satmışlardır, elektrik üreticilerinin büyük bir çoğunluğu. 2028’in yüzde 40-50 arasındaki kısmını satmışlardır. 2029’un da yüzde 30’unu çoktan satmıştır. Yani orada hakikaten bir indept trading (derinlemesine, derinlikli) piyasalar var. Bu piyasalar da sadece elektrik üreticilerini korumuyor, sanayiciyi, büyük montanlı tüketicileri de koruyor. O manada eksikliğimiz var. Uzun vadeli alım anlaşmaları bizim rahat etmemizi sağlıyor. Özellikle YEKA yatırımlarındaki elde ettiğimiz o 12 yıllık, 15 yıllık alım anlaşmaları.

Tam burada şunu sorayım o zaman; dedik ya Türkiye şu anda elektrik fiyatlarının Avrupa ve yakın çevre coğrafyada en ucuz olduğu ülke ya da pazar diyelim, bu uzun vadeli kontratlar piyasaya çıkarılmasına ya onların işleme alınmasına imkan verebilecek bir fırsat yaratıyor aslında... 

Aslında güzel bir konjonktür var elimizde, bu konjonktürü lehimize kullanabiliriz. Islak yıl olması, şu an belirli bir elektrik fiyatına mertebeyi yakalayabilmiş olmamız, talep açısından eski gördüğümüz agresiflikte bir talebin gelmeyişi, bunların hepsi daha kontrollü bir liberal piyasa ve daha derinleşmiş piyasaya geçiş imkanı sağlıyor haklısınız.

Depolamayı burada devreye sokalım, depolama yatırımları, depolamalı yatırımlar meselesi var, ona da burada bir rol düşüyor mu? 

Kesinlikle, burada sürekli ilerleyen bir teknolojiden bahsediyoruz. İki sene evvel sizinle oturduğumuzda ben size 30 kutuluk konteynırlara yarım megavatlık batarya sığdırabiliyor diyordum. Şimdi aynı konteynıra 5 megavatlık 10 megavatlık materyaller konabilir hale geldi. Belki o zaman bir saat depolayabiliyorlardı, şimdi daha uzun süre depolanabilir hale geldiler. Bunların yan sistemleri de çözülmeye başlandı, soğutması, yangın koruması, gerçekten hangi elektrik altyapısını kurarsanız daha verimli çalışacağı… Bazı ülkeler bizden çok önde gidiyor. Amerika’da şu an bataryanın kullanılması başka bir seviyeye gelmiş vaziyette. İngiltere’de başka bir seviyeye gelmiş vaziyette, Avrupa’nın bazı ülkeleri tamamen tereddütle bakıyor, bazıları kapıyı ardına kadar açmış vaziyette. 

Türkiye'de durum nasıl ilerleyecek ve Enerjisa Üretim'in elinde ne var bu konuda?  

Bizim için, Türkiye için en güzel batarya aslında rezervuarlı hidroelektrik santrallerimiz. Onu şu an alt edebilecek bir batarya teknolojisi gelmedi. Buna rağmen batarya şebekenin bir ihtiyacı. Çünkü çok da sulak bir ülke değiliz. Bazı sinyaller de, su stresi yaşamaya doğru gidecek bir ülke olduğumuzu gösteriyor. Bu manada bataryanın doğru bir modelle şebekenin bir parçası olması kaçınılmaz. Ufak ufak da adımları, hayata geçen projeleri görüyoruz. Biz de Bandırma Enerji Üssü’nde ilk bataryayı devreye alan, Türkiye’de ilk kabulü yaptıran şirketiz. Yaklaşık bir 500 megavatlık da rüzgâr ve bataryalı projelerimiz var. Onların da lisans süreçlerinde son aşamaya geldik, kısa vadede hayata geçiririz diye düşünüyorum. Şebekenin önemli bir parçası olacak batarya.

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü