Çatı tipi GES’ler için çözüm kapımızda

Hasan YİĞİT

HASAN YİĞİT 

Son birkaç haftada 10 kW altı çatı tipi güneş santralleriyle ilgili mevzuat ve işleyişe yönelik bazı tespit ve eleştirilerde bulunmaya çalıştıydım. Eleştirilerim çatı tipi GES’lerin güvenliği ve denetimiyle ilgiliydi. 

Şimdi gerek eposta yoluyla mesaj gönderenlerden, gerek yüz yüze görüştüğüm kişilerden çatı GES’ler konusunda benden “yapıcı” olmam yönünde eleştiri ve öneriler alıyorum. İlkin bu eleştiri ve tavsiye sahiplerine teşekkürü borç bilirim. 

Şimdi gelelim konumuza. Bir önceki yazımızın sonunda da belirtmiştim. Eleştirdiğim konularda çözüm önerimi de vermeye çalışacağım.  

Öncelikle, ben de ülkemiz için bu önemli konuda bürokrasinin hızlı ve denetimli bir şekilde yapılmasını istiyorum. Bu kapsamda bazı fikir ve önerilerimi aktarmaya çalışayım. 

Son yazımda da belirttiğim gibi çözümü uzakta aramamıza gerek yok. Çözüm hemen yanı başımızda. Bu önerilerimin muhataplarından biri Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü diğeri de Çevre ve Şehircilik Baranlığı’dır. 

Burada önemle vurgulamak istediğim nokta şu: Türkiye’deki uygulamayı bu konularda oldukça uzun mesafe kat etmiş diğer ülkelerle, özellikle Almanya ile karşılaştırmamak gerekir. Çünkü Almanya gibi ülkelerde yapılan, bu sistemlerin alt yapısı ve olaya bakış açısı bizden oldukça farklı.

Şimdi bürokrasiyi azaltmak için önerime geçmek istiyorum. Çatı tipi GES’lerin izin ve kurulum süreçlerinde bütün bürokratik işlemler kaldırılıp sadece iki kuruma görev verilmeli. 

Bunlardan birincisi dağıtım şirketleri. İkincisi için iki seçenek var. Birinci seçenek, 4708 sayılı Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren yapı denetim şirketleri. İkinci seçenek de 5627 sayılı kanunla kurulan enerji verimliliği danışmanlık (EVD) şirketleri. Her iki grubu da işin içine sokacak bir formül üzerinde de çalışmak mümkün ama konuyu dağıtmayalım. 

Yapı Denetim Şirketleri’nin faaliyetleriyle ilgili siyasi muhatap Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır. Enerji Verimliliği Danışmanlık (EVD)  şirketlerinin muhatabı ise Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, dolayısıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’dır. 

Her iki gruptaki kurumsal şirketlerin bu işi yapabilecek altyapı ve deneyimli elemanları mevcut. Çünkü zaten çalışma izni alabilmeleri bu şartları taşımalarına bağlı. Dolayısıyla bu iki gruptaki şirketler,  mevzuatta yapılacak bir değişiklikle çatı tipi GES’lerin denetimi ve takibi ile görevlendirilebilir. 

Her iki gruptaki şirketler de hem inşaat hem de elektrik mühendisleri istihdam edildiğinden halen istenen statik ve elektrik projeleri kaldırılıp yeni çıkacak yönetmelikte tip proje ile süreçler de hızlandırılabilir. Aynı şekilde faaliyete geçen sistemler de, kullanım ömürleri boyunca yine bu kurumlar eliyle rahatcana denetlenebilir. 

Şimdi her ne kadar yukarıdaki önerdiğim mekanizma birçok sorunu çözecek olsa da, her şeye rağmen çatı tipi GES’lerle ilgili riskleri en alt seviyeye düşürerek ilerlemek lazım. Bu yüzden üzerinde önemle durduğum ve çok hassas olduğum teknik konularla ilgili de bir önerim var. Önceki bazı yazılarımda, çatı üstü sistemler için hayati bazı ipuçlarını yazmıştım. Özellikle yangın riskine dikkat çekmiştim. Şimdi de diyorum ki çatı üstü GES’lerle ilgili tip şartname hazırlanırken yangın ve onun yol açabileceği muhtemel zararları en aza indirebilecek, bence olmazsa olmaz bir düzenlemeye ihtiyaç var. Yangın tehlikesi ya da yangın anında yol açılabilecek riskler modüllerin arkasına konulacak bir cihazla bertaraf edilebilir. Sözünü ettiğim cihaz, sistemdeki elektrik üretimini tümüyle sıfırlamaya yarar. 

Konulmasını istediğim bu parça, Junction Box arkasına takılır ve bu alet MC3 ve MC4 standartlarına uygundur. Öyle çok pahalı cihazlardan söz etmiyoruz. Çatı tipi GES için harcanacak onbinlerce TL’lik paranın içinde devede kulak bile sayılmak. İşte maliyeti de çok yükseltmeyecek bu sistemler yangın sırasında otomatik veya yarı otomatik olarak sistemi kapatabilir. Dolayısıyla yangın sırasında panellerin elektrik üretmesinin önüne geçilerek hem binadakilerin hem de çevredekilerin hayati tehlikesi önlenmiş olur. İtfaiye de binadaki yangını güvenli bir şekilde söndürebilir ve bina sahibini de daha büyük hasarlardan korumuş olur.

Ayrıca itfaiye için binada GES sisteminin olduğuna dair dış kapının görünecek kısmına uyarı levhası konulması zorunlu olmalı. Buradan ayrıca itfaiye kurumunu da bu hayati öneme sahip bir konuda mutlaka bilgilendirmek ve eğitmek gerekiyor. Bir önemli husus da, önerdiğimiz bu koruma sisteminin sigortacılar tarafından istenmesi. Böylece sistemi sigorta ettirmek isteyenler, bu önerileri hayata geçirmeye daha kolay razı olacaktır. 

Sonuç olarak bir mühendis gözüyle baktığım zaman bir sistemin en az bürokrasi ile hatasız çalışabilmesi için bu belirttiğim öneriler dikkate alınırsa çatılarına GES sistemi kurmak isteyenler güvenli bir şekilde kurabilirler. 

Son söz olarak yapı denetim ve EVD şirketlerinin bağlı olduğu derneğin, çıkacak 10 kW altı tip şartname veya yönetmeliğin çalışma grubu içine davet edilmesi ve dâhil olmasını çok yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü bu iki dernek teknik bilgisi yüksek şirketleri temsil ediyor. Yapı Denetim veya EVD derneklerinin bir başka özelliği ise hiçbir güneş enerji ekipman tedarikçisi ile direk temasları olmaması. Yani bu sistemlere karşı tam tarafsız bağımsız duruşa sahip olabilmeleri. Ayrıca söz konusu şirketlerin ve derneklerin bir başka özelliği de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü üzerinden kamu ile de dirsek teması halinde bulunmaları. 

Başka bir ricam ticari amaçlı şirket ya da grupların bu çalışma guruplarına dahil olmaması. Sadece ve sadece yasalar nezdinde STK statüsüne sahip paydaşlar bu çalışma guruplarında bulunsun. 

Hasan YİĞİT / Enerji Günlüğü - Temmuz 2017