Enerji Günlüğü - Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkanı Doğa Can Bayram ve Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, enerji depolama sektörünün mevcut durumunu ve 2027 yılında beklenen gelişmeleri anlattı. Toplantıda depolama sektöründe ithalat sınırlamalarından çok ihracat desteklerinin belirleyici olduğu vurgulandı. Bayram, Çin’deki KDV iadesi örneğini vererek ihracat teşviklerinin sektörü büyüttüğünü anlatırken, Kaya ise depolamanın bütün enerji kaynakları için önemli olduğunu ve yaşanan dönüşümde değer kazandığını söyledi.
UCUZ FİNANSMANLA SANTRALLERİN GELİR MODELLERİNİ KANITLAMALIYIZ
Bu sene 1-1,5 GWh’lik hedeflerini tutturduklarını, seneye hedefin 5 GWh olduğunu belirten Bayram, finansal kaynaklarla ilgili olarak “Önümüzdeki tek soru işareti, ucuz finansmanla ilk santrallerin gelir modellerini ispat etmek. Böylelikle bankaların finanse etme iştahını artırıp maliyetleri düşürecektir. Güneş veya rüzgarı çıkartsanız bile müstakil depolama kendini geri ödeyebiliyor ve uluslararası finans çevrelerince finanse edilebilir olarak görülüyor. EPDK doğru zamanda doğru kapasiteler açtı. Şu an 12-13 GW’lık bir portföyden bahsediyoruz. Bu portföy Türkiye’nin enerji dengelemesinde ve arz güvenliğinde çok kritik” ifadelerini kullandı.
YATIRIM İÇİN İHRACAT DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ
Kesinleşen projeler için yaklaşık 2,5-3 milyar dolar, toplam stok için ise 50-60 milyar dolarlık finansman ihtiyacı olduğunu söyleyen Bayram, “5-10 MW’lık küçük ölçekli projelerde yatırımcıların bir araya gelmesi için hukuki ve finansal altyapı çalışmaları yürütüyoruz. Yatırım çekmek için ihracat desteklerinin güçlü olması gerekiyor. İthalat vergilerindense ihracat teşviklerine odaklanılmalı. Çin’deki batarya üreticilerine sağlanan yüzde 15 KDV iadesi gibi ihracat destekleri sektörü büyüten ana etken oldu” dedi.
HEDEF TÜRKİYE’Yİ BÖLGENİN BATARYA ÜSSÜ YAPMAK
Çin ile hücre üretiminde rekabet etmenin zor olduğunu belirten EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, “Hücre sonrasındaki yazılım, paketleme, EPC ve invertör tarafında tam bir sanayi ekosistemiyle ihracat yapabiliyoruz. Ticaret Bakanlığı da bu ekosistemi destekliyor. Amacımız Türkiye’yi bölgenin batarya üssü yapmak. Şu an dünyada ticarileşmiş en yaygın teknoloji Lityum Demir Fosfat (LFP) teknolojisidir. Müstakil depolama yatırımları da artık kendi gelir modelini oluşturmaya başladı” şeklinde konuştu.
ELEKTRİKLİ ARAÇ DESTEĞİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ARTTIRIYOR
Hücre fabrikasının sürdürülebilir olması için elektrikli araç sektörüne duyulan ihtiyaca değinen Bayram, “Hücre fabrikasının sürdürülebilir olması için yıllık 20 GW talep gerekiyor. Bu da ancak elektrikli araç sektörüyle mümkün. Devlet Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kanalıyla verilebilecek tüm teşvikleri sağladı. Elektrikli araçlarla desteklenen yapı en doğrusu” ifadelerini kullandı.
4-5 yıldır Bakanlıkla bu görüşmeleri yürüttüklerini aktaran Bayram, “Ford-LG Ankara’da 50 GWh fabrika kurma aşamasındaydı, TOGG Farasis ile başladı, CATL ile görüşüldü. Temel kilitlenme noktası yeterli iç ve dış talebin oluşmasıdır. En büyük stratejik hedefimiz Türk mallarının ‘Made in EU’ statüsüne alınması olmalıdır” dedi.
DEPOLAMA SAYESİNDE TEİAŞ MALİYETLERİ DÜŞTÜ
ESCO ve yap-işlet-devret gibi çeşitli modellerin uygulanmaya başladığını da anlatan Bayram, “İlk defa bataryayla primer frekans kontrolüne giren santraller ciddi gelir elde etti. Depolama sayesinde TEİAŞ maliyetleri düştü, bu da elektrik fiyatlarının ucuzlamasına ve piyasanın serbestleşmesine katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
YENİLENEBİLİR KAYNAKLARIN VERİMİ İÇİN ŞART
Enerji yatırımcılarının tümünün artık depolama sistemlerine odaklandığını belirten Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerjiyi depolamadığımız anda artık yenilenebilir enerji kaynaklarını verimli bir şekilde kullanamıyoruz. Bu verimli şekilde kullanmak istediğimiz yenilenebilir enerji kaynakları da ülkemiz için çok değerli, çünkü yenilenebilir enerji kaynakları olmazsa fosil yakıtlara ihtiyacımız var, fosil yakıtlar da bizim için ithalat demek.”
TÜM ENERJİ KAYNAKLARININ ORTAK NOKTASI DEPOLAMA
Konuşmasına, bütün enerji kaynaklarının ortak ve olmazsa olmaz noktasının depolama olduğunu söyleyerek başlayan EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, “Depolama oldukça önemli bir konumda. Örnek vermek gerekirse, güneş enerjisi fazla enerji ürettiğinde depolamadığınız halde ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Kömür santralinin emisyon sistemi ve diğer kaynakların hepsi aynı şekilde; tam da bütün dünyanın enerji dönüşümünün olduğu yerde depolama sistemleri çok büyük bir değer kazandı” yorumunu yaptı.
SAVAŞLAR DEPOLAMANIN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ
Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte enerji arzının ne kadar önemli olduğunun farkına varıldığını söyleyen Kaya, Türkiye’nin enerjisinin yüzde 20’ye yakınının boru hatlarından gelen doğalgazla üretildiğini, bu nedenle enerji arzının tamamen bağımsız olmadığını, doğalgaz kaynaklarında yaşanan bir sıkıntının tüm sistemi etkilediğini belirtti. “Doğalgaz depolamalarımız, altyapı sistemlerimiz ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmemizle birlikte süreyi genişletebiliyoruz. Günümüz dünyasında iş yapılırken yeni düzen herkesin kabullendiği belirsizlik düzenidir. Belirsizlik düzeninde yatırımlara alışmamız gereken bir süreç var. Enerjisini ve yenilenebilir enerji sistemlerini iyi yöneten ekonomiler bu süreci daha yumuşak atlatıyor. Doğalgaz sistemindeki geçişten kaynaklı olarak enerji depolamanın önemini birlikte görmüş olduk” ifadelerini kullandı.
BEKLENTİ DEPOLAMANIN YEŞİL FİNANSMANDAN DAHA BÜYÜK PAY ALMASI
COP31’den beklentilerinin depolama sistemlerinin ve yeni yatırımların yeşil finansmandan daha büyük pay alması olduğunu belirten Kaya, “Azerbaycan’da yapılan COP toplantılarında yeşil finansmanla ilgili ciddi destekler verildi, 250-253 milyar dolar civarında finansman sözü verildi. COP31 ile birlikte 2035 hedefimiz 120 GW yenilenebilir enerjidir. Bakanlıkla yaptığımız çalışmalarda en az 30-40 GW ilave depolama kapasitesi eklenmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’de 2022’de büyük ölçekli projelerde depolamalı yatırımlar konuşulduğunda ilk başlarda bir yük gibi görüldüğünü hatırlatan Kaya, “Ama geldiğimiz noktada enerji yönetiminin iyi yapılabilmesi ve gelir modelinin oluşması için herkes depolama sistemleri kurmaya çalışıyor. 2022’de 33.500 MW kapasite tahsisinin yapılmasıyla Türkiye önemli bir vizyon ortaya koydu. Çin’de şu an 136 GW civarında depolamalı kapasite var” dedi.
Enerji Bakanlığı’nın DEKA tarzı depolamalı ihale mekanizması geliştirmesinin de değerli olduğunu, 2,5 GW’lık kapasite beklentisinin önümüzdeki dönemde daha da artacağını belirten Kaya, Dünya Bankası’ndan şebeke altyapısı için 1,5 milyar dolarlık finansman sağlandığını, DEKA ihaleleriyle birlikte depolama yatırımlarının daha da artacağını sözlerine ekledi.
Erdem Duru- Enerji Günlüğü / İSTANBUL