MEHMET KARA - ÖZEL RÖPORTAJ
Geçtiğimiz haftanın sonuna doğru beş şirkete ait, beş depolamlı elektrik üretim santrali ön lisansının iptal edilmesi, sektörün en sıcak gündem maddesi haline geldi. Projesi iptal edilen şirket yetkilileri genel olarak şaşkın. Bu gelişme, elinde proje bulunan diğer oyuncuları da tedirgin bir bekleyişe sevk etti.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) iptal gerekçesi olarak projelerin hayata geçirilmesi için beklenen ilerlemenin sağlanamamasını gösterdi.
Peki bu projeler gerçekten gecikti mi? Geciktiyse bu durum nereden kaynaklandı? Diğer projelerde durum ne? Elinde depolamalı GES ve RES lisansı bulunan aktörler ne yapmalı? Tüm bu konuları, GlobalEnco Enerji ve Teknoloji AŞ CEO'su ve Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya ile konuştuk.
Depolamalı elektrik üretim santrali projelerinin hayata geçirilmesinde gecikme var mı? Ne kadar?
Depolamalı elektrik üretim santrali projeleri, Türkiye’nin enerji dönüşümü ve arz güvenliği hedefleri açısından stratejik nitelik taşıyan, görece yeni bir yatırım alanı. Ön lisansların verilmesini takiben proje geliştirme ve sahaya geçiş aşamalarında, bazı projelerde başlangıçta öngörülen takvimlerin ötesine geçildiği gözlemleniyor. Bununla birlikte söz konusu durumu, yapısal bir sorun olmaktan ziyade; yeni bir mevzuat ve teknoloji alanının uygulamada olgunlaşma sürecinin doğal bir sonucu olarak görmek gerekiyor.
Ne zaman başladı bu işler ve projeler aslında ne aşamada?
Ön lisansların büyük bölümü 2022-2023 döneminde verildi. Projelerin önemli bir kısmı hâlen izin, finansman ve teknik hazırlık aşamalarında. Depolamalı projeler için öngörülen ortalama 24-36 aylık geliştirme sürelerinin, bazı projelerde bu sürenin üzerine çıktığı görülüyor. Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) olarak, ilgili kamu kurumlarının yapıcı yaklaşımı ve sektör paydaşlarının artan uygulama tecrübesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde süreçlerin daha öngörülebilir ve etkin bir şekilde ilerleyeceğine inanıyoruz.
Depolamalı projelerin üretim lisansı aşamasına geçişinde yaşanan gecikmeler, tek bir kuruma veya başlığa indirgenemez. Bu gecikmeler, çok boyutlu ve birbirini etkileyen faktörlerden kaynaklanıyor. İzin ve onay istenecek kurumlar bazında bakıldığında, projelerle ilgili çevresel izinler, imar süreçleri, şebeke bağlantı görüşleri ve teknik değerlendirmeler, farklı kamu kurumlarının eş zamanlı ve koordineli çalışmasını gerektiriyor. Enerji depolama teknolojilerinin görece yeni gelişen bir alan olması, uygulama pratiğinin ve teknik değerlendirme süreçlerinin zaman içinde gelişmesini zorunlu kılıyor. Bu süreçte kurumlar arası koordinasyonun ve teknik rehberliğin güçlenmesi, projelerin ilerlemesi açısından kritik önem taşıyor.
Sözünü ettiğiniz kurumlardan alınması gereken izinler, onaylar, belgeler neler kısaca anlatabilir misiniz?
Meseleye izin ve onay başlıkları açısından bakıldığında süper izin mekanizmaları, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nin (TEİAŞ) bağlantı değerlendirmeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri, arazi kullanım izinleri, imar planı değişiklikleri ve depolama tesislerine özgü teknik standartların sahaya uygulanması, proje geliştirme süresini doğrudan etkiliyor. Ayrıca batarya teknolojilerindeki küresel ölçekteki hızlı gelişim, yatırımcıların teknoloji seçimi ve finansal yapılarını güncelleme ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Depolamalı GES ve RES projelerinin hızlandırılması için neler yapılmalı, hangi kurumlara ne görevler düşüyor?
Depolamalı GES ve RES projelerinin daha hızlı hayata geçirilebilmesi için bütüncül, öngörülebilir ve koordineli bir yaklaşım büyük önem taşıyor. Bugün enerji arz güvenliği ve enerji dönüşümü küresel ölçekte ivme kazanmış durumda. Böylesi bir dönemde yatırım süreçlerinde öngörülebilirlik ve izin mekanizmalarının etkinliği, yatırımcı güveninin en temel unsurlarından ikisi. Bu çerçevede, özellikle çevre ve yerel idareler tarafından enerji depolama yatırımlarına yönelik imar, ÇED, yapı ruhsatları ve ilgili teknik izin süreçlerinin destekleyici ve hızlandırıcı bir bakış açısıyla ele alınması önem arz ediyor. Süreçlerde yaşanan gecikmelerin yatırımcı üzerindeki etkilerinin gözetilmesi, projelerin zamanında devreye alınması ve arz güvenliğinin güçlendirilmesi açısından belirleyici olacaktır. Ayrıca depolama yatırımlarına yönelik uygulama rehberlerinin oluşturulması, sahadaki belirsizlikleri azaltacaktır. Finans kuruluşlarının depolamalı projelere özel, riskleri doğru fiyatlayan finansman modelleri geliştirmesi de yatırımların önünü açacaktır. Tüm bu alanlarda kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, sürecin doğal bir ivme kazanmasını sağlayacaktır.
Proje sahibi kurum ve kuruluşlara bir çağrınız olacak mı?
EDEDER olarak proje sahibi yatırımcılara çağrımız; depolamalı elektrik üretim projelerini kısa vadeli bir lisans kazanımı olarak değil, ileri mühendislik, sistem entegrasyonu ve uzun dönem işletme kabiliyeti gerektiren stratejik yatırımlar olarak ele almalarıdır. Teknik hazırlıkların, izin süreçlerinin ve finansman yapılarının bütüncül ve gerçekçi bir planlama çerçevesinde yürütülmesi büyük önem taşıyor. Dernek olarak temel hedefimiz; yatırımcılarımızın karşılaştığı yapısal konuları ilgili kamu kurumlarıyla şeffaf, teknik ve yapıcı bir diyalog içinde ele almak ve sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sunmak. Türkiye’nin enerji depolama alanında bölgesel bir merkez olma hedefi doğrultusunda, tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Mehmet KARA - Enerji Günlüğü / ANKARA