Elektrik abonesi serbest bırakılsın!

Mehmet KARA

İki hafta önce elektrik abonelerinden kayıp- kaçak bedellerinin alınmaması, geçmişte alınan tutarların da 10 yıl geriye yürüyecek şekilde iade edilmesi yönündeki Yargıtay kararını ele almıştık. Kararı, "hayatın akışına ters" diye niteleyip yanlış bulduğumuzu söylemiştik.

Varsayalım İsmail, pardon, velev ki karar doğru, ama pratikte uygulanma şansı hiç yok. O yüzden de bu yolla adaleti sağlamak imkansız. Çünkü 35 milyona yakın abonenin tek tek yargı süreci başlatması ve bunların tek tek sonuçlandırılması gerekiyor.

Geçen hafta da kayıp kaçak elektrik ile ilgili bir yazı çiziktirmiştik. Belli belli bir miktarın altındaki elektrik tüketiminden para alınmamasını (ya da çok düşük tarife uygulanmasını), üzerindeki kısmın ise normal tarifeden faturalandırılmasını önermiştik.

Böylece, günümüzde temel bir insani hak olduğu için kamusal yanı ağır basan elektriğin, sosyal tarifeyle asgari düzeyde de olsa, istisnasız şekilde herkese ulaştırılması sağlanmış olacaktı. Bu aynı zamanda, kaçak elektrik kullanımının azaltılmasına da hizmet eder demiştik.

Bugün yine kayıp kaçak elektrikten gidiyoruz. Ancak araya bir yeni bilgi. Serbest tüketici limiti 500 kWh`lık indirimle, 4000 kWh`a çekildi. Yani elektriğini istediği satıcıdan tedarik etme hakkına sahip olanların sayısı biraz daha artmış oldu.

Aslında yürürlükteki elektrik piyasası mevzuatına göre, olağanüstü bir durum yaşanmadığı sürece elektrikteki serbest tüketici limitinin bu yıl sıfırlanması gerekiyordu.

Bize göre, ortada olağanüstü bir durum yok. Elektriğini istediği satıcıdan alma hakkının, kullanma imkanı bulsun ya da bulmasın, bir an önce bütün tüketicilere tanınması şart. Zira bunun kayıp kaçak bedeli tüketiciden alınır mı alınmaz mı kararıyla da bir ilgisi var.

Ne ilgisi var demeyin... Şöyle ki; Yargıtay`ın "elektrikte kayıp kaçak bedeli alamazsınız" kararının gerekçeleri arasında, bu hizmeti başka bir satıcıdan daha ucuza alabilme imkânının bulunmaması da yer alıyor.

Şayet bütün tüketiciler elektriği serbestçe istediği satıcıdan alabiliyor olsaydı, "fiyatlar serbest kardeşim, sen de git daha ucuza satandan al ya da kayıp-kaçak bedelini sana yüklemeyen tedarikçinin abonesi ol" diyebilirdiniz.

Oysa serbest tüketici limitini sıfırlamayarak, kendinizi, tüketiciye böyle bir şey söyleme hakkından mahrum etmiş durumdasınız.

Peki niye sıfırlanmıyor? Var elbette bazı gerekçeler ama ikna edicilikten uzak. İşte bunlardan birkaçı (varsa daha iyileri onları da dinleriz, ama);

1) Efendim dağıtım şirketlerinin altyapısı hazır değil.
Kusura bakmayın ama tüketicilere bu gerekçeyi kabul ettiremezsiniz. Yıllardır hazırlansaydılar, ellerini tutan mı vardı?

2) Sıfırlasak bile zaten herkes pratikte bundan yararlanmayacak. Çünkü şu anda tarifeler zaten düşük...
Bakın hele... Size ne kardeşim, siz imkanı tanıyın, yararlanıp yararlanmamak tüketicinin bileceği iş. Madem serbestleşme işe yarayacak diye özelleştirdiniz, piyasa hazretlerinin asabını bozmayın. Açın önünü, herkes kararı kendisi versin.

Evet, unutmuş değiliz. Elektrikte sosyal tarifeye geçiş önerdiğimiz geçen haftaki yazımızda, bu hafta dağıtım şirketlerini şaşırtacağımızı ifade etmiştik. Ama bugün de yerimiz bitti, bu konu sonraki yazılara kaldı.

Yine de şunu söyleyelim. Serbest tüketici limitini sıfırlama önerimiz, sadece EPDK`ya bir çağrı değil, oyunun diğer aktörlerine de mesajlar içeriyor.

Dolayısıyla, geçen hafta şaşırtmayı vaadettiğimiz dağıtım şirketleri de şimdilik bu yazının mesajıyla yetinsinler...

Devam edeceğiz...