Enerji yatırımlarında YEKDEM sonrasına dair - Mehmet KARA

Mehmet KARA

MEHMET KARA 

Türkiye enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak için aralıksız bir çaba içinde. Bu çerçevede yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık verilmesine dönük uygulamalar devrede. Enerji yatırımlarında yurt içinde üretilmiş ekipmanların kullanımının teşviki de bir başka uygulama. 

2005 yılında çıkarılan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun çerçevesinde rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle ve hidroelektrik santrallerinde üretilen elektriğe devlet tarafından döviz cinsinden sabit fiyat alım garantisi sunuluyor. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) olarak adlandırılan bu uygulamadan başlangıçta 2015 yılına kadar devreye giren santrallerin yararlanması benimsenmişti. Daha sonra bu süre 2020 yılına uzatılmıştı ve proje sahiplerinin bu mekanizmadan yararlanmaları için önlerinde 2 yıl kaldı. Aslında elinde inşa halinde, inşa öncesi ve/veya geliştirilme aşamasında proje bulunan yatırımcılar bu sürenin uzatılmasını istiyor ve bekliyordu. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, geçtiğimiz haftalarda YEKDEM sisteminin 2020’den sonra uzatılmayacağını net bir şekilde açıkladı. 

Şimdi bu konuda bir belirsizlik kalmamış oldu. Peki Türkiye yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımları desteklemeye devam etmeyecek mi? Edecek elbette. 

Peki nasıl? 

İşte asıl mesele bu. Madem YEKDEM kalktı, nasıl bir yol izleneceğinin netleştirilmesi gerekiyor. 

Zira elektrik üretim yatırımlarının özellikle hazırlık ve geliştirme aşamaları oldukça uzun sürüyor. Örneğin jeotermal kaynağa dayalı bir elektrik santrali kurabilmek için önce keşif sondajları yapılıyor, istenilen özelliklerde kaynağa ulaşılırsa kuyular açılıyor, ardından yüzeye çıkarılan kaynağı elektriğe çevirecek makina ekipman altyapısı oluşturulup santral kuruluyor. Bütün bunlar kimi zaman üç yıllık bir zaman alabiliyor. Diğer yenilenebilir kaynaklara dayalı yatırımlar konusunda da bu durum ana hatlarıyla geçerli. 

Bu yüzden yenilenebilir kaynaklara dayalı santral yatırımlarının kesintisiz şekilde mevcut hızda devam edebilmesi için ileriye yönelik yeni yol haritasının ve kullanılacak yöntemin açık şekilde ortaya koyulmasında fayda var. 

Üretilen elektriğe satın alım garantisi verilmeyecekse, bu tür yatırımlar hangi yöntemle teşvik edilecek? Yerli ekipman kullanımına yönelik mevcut destekler için de aynı soru geçerli. 

Hem ekipman yerlileştirme hem de yenilenebilir kaynakları daha fazla devreye sokmak üzere yeni bir destekleyici mekanizma ihtiyacı ortada. 

Tamam, YEKDEM’den sonra tufan denilemez elbette. Çünkü Yenilenebilir Kaynak Alanları (YEKA) lisans ihaleleriyle, en düşük elektrik satışı fiyatını verme mantığıyla istekli oyuncuların yarıştırılması iyi bir yöntem. Biri güneş ve biri rüzgarda olmak üzere ilk iki YEKA ihalesini alan yatırımcıların projelerini hangi aşamaya getirdikleri konusunda net bir bilgimiz yok ki bu konuda da sektörün bir bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz. 

Görünen o ki, ilk iki YEKA lisans yarışması kapsamındaki bu yatırımlar realize olduğunda yenilenebilir kaynakların kendi rüştünü ispatladığı tamamen kesinleşecektir. Dolayısıyla bundan sonra enerjide yenilenebilir kaynaklarla ilgili kısımda asıl odaklanılacak nokta, ekipmanların yerlileştirilmesi olacaktır. 

İşte size burada akla gelen bir soru daha: Peki, yerlileştirmeye verilecek destek hangi kanaldan gerçekleşecek? 

Gördüğünüz gibi bu konuda akıllara çok sayıda soru geliyor ve cevaplanması, yukarıda da değindiğimiz yeni bir mekanizma ya da yol haritasına ihtiyaç gösteriyor. 

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü