Enerjide çantacı ekonomiye zarar

Hasan YİĞİT

Geçtiğimiz haftalarda Ankara`da, Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) çatısı altında, yatırımcılar için bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

100’ü geçkin katılımcı, daha detaylı bilgi almak için toplantıya gelmişlerdi. Toplantının moderatörlüğünü, bağımsız bakış açısıyla ve mükemmel yöneticiliğiyle GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu üstlenmişti.

İzleyicilerin karşısında, antik çağyfı alıntı yaparsak, "aslanların önüne atılan gladyatörler" diyebileceğimiz isimler oturuyordu. ELDER adına Şadi Büyükkeçeci, GÜNDER adına Osman Özberk, TEDAŞ adına Bilal Şimşek ve 3 ayrı EDAŞ`tan yetkililer...

Toplantı oldukça verimli geçti. Yazılması, aktarılması gereken o kadar çok konu başlığı var ki, hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Ama öncelikle ilk söyleyebileceğim şey yatırımcı ve EDAŞ taraflarından da kabul edilen bir nokta: Mevzuatta çok eksik var.

Bir EDAŞ yetkilisi, mevzuat konusundaki sorunları tek cümlede şöyle özetledi:
"Mevzuattaki eksiklerden bahsettik zaten. Hani mevzuat kapsamlı yapılmaya çalışırken bazı noktalar sonunun nereye varacağı çok düşünülmediği için çok eksik noktalar var. Örneğin, bağlanabilme oranı, öz tüketime göre sıralama yapılması, TEİAŞ kapasite bildirimleri, kamulaştırma gibi konularda çok eksik noktalar var."

Ancak biz bu yazıda toplantıda ele alınan konuların şu tarafına değinmeye çalışacaığız: Kamuoyunda "Çantacı" olarak bilinen iş geliştirme veya proje geliştirmeciler...

Aslında bu konuda toplantının daha en başlarında Av. Özlem Dengeroğlu`un bir çıkışıyla gündeme geldi. Dengeroğlu, "Çağrı Mektubunun Hukuki Statüsü nedir?" diye sormuştu. Ancak konu çok fazla tartışılamadı. Sadece yeni bir ticari meta oluştuğu söylenip geçildi dense yeridir.

Esas hararetli tartışma ise toplantının sonuna doğru bir yatırımcının söz almasıyla başladı. "210 MW kurulmuş, 200 MW da kurulum aşamasında olduğunu var sayarsak, kalan 800 MW onaylı proje daha sahaya inmedi, onlar nerede?" sorusunu yönelten yatırımcı konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Gerçek yatırımcılara trafo merkezleri dolu deniliyor, projeler iptal ediliyor. Yalnız bu işi yapacak gücü olmayan, sadece bu işi takip edip sonuçlandırıp, projeyi onaylatıp satmak için piyasaya çıkan arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız gerçek yatırımcıların önünü kapatıyorlar. Bu konuda EDAŞ`lar başvurularda hasiyetlik gösteremezler mi?"

Bunun üzerine söz alan bir EDAŞ yetkilisi, kendilerine her gün 4-5 kişiden bu tür sorular geldiğini ifade etti. Görevlerini, "mevzuatı uygulamak" diye tanımlayan yetkili, başvuranları "gerçek yatırımcı mı değil mi" gibi bir ayrıma tabi tutup konuya müdahale hak ve yetkisine sahip olmadıklarını vurguladı.

Söz alan başka bir yatırımcı da konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
"Çantacılardan dolayı lisanssız elektrik üretimdeki kârlılık düşüyor. Onlardan dolayı arsalar, projeler rant konusu oluyor. Çantacıların sermayesine bir bakarsanız, şirket sermayesi 10.000 TL. 10 bin TL’lik sermeye ile 1 milyon Euro`luk yatırım yapabilir mi? 3-5 MW projeye sahip olup yalnız 10 bin TL sermayesi olan şirketler var. EDAŞ olarak buna dikkat etmeniz, o tip başvurularıı elemeniz gerekmez mi?"

Toplantıdan sonra görüştüğüm çoğu yatırımcının gündeminde de teknik sorunlardan çok piyasadaki çantacıların olduğuna tanık oldum.

Katılımcılar arasında, bu konuda farklı görüşlere sahip kişiler de var. Özellikle proje geliştiricilerle çantacılar`ın birbirine karıştırılmasından yakınanlar oldu. Proje geliştiricilerin esas görevinin, bir yatırımcı adına proje geliştirmek olduğunun altı çiziliyor.

Evet, proje geliştiricilerin faaliyetleri, çantacı mantığıyla çalışsalar bile hukuki açıdan suç olarak sayılamaz. Ancak toplantı sırasında çoğu yatırımcı şu soruyu dil getirdi: Tamam hukuki sorun yok ama peki bu iş ne kadar ahlaki, yani etik? Çantacılar tarafından gerçek yatırımcıların hakları gasp edilmiş olmuyor mu?

Olayın hukuki-ahlaki taraflarını bir yana bırakırsak, toplantıda konuştuğum bir yatırımcının bir tespiti bence çok önemli. Ve bu tespiti sizinle paylaşmam lazım. Şöyle dedi o yatırımcı:
"Çantacıların elindeki her 1 MW`lik proje, Türk Ekonomisine aylık 15.000 ile 20.000 USD zarar veriyor!

Peki tespitin sahibi bu sonuca nasıl ulaştı? Yatırımcıya göre hesap şu:
Çantacılar yüzünden devreye alınamayan her proje için dışarıdan doğalgaz ithalatına devam ediyoruz. Eğer Bu GES ler devreye alınsaydı MW başına her bir santralın yıllık üretim getirisi ortalama 200.000 dolar civarında olacaktı. Bu rakam da aylık 15-20 bin dolara karşılık geliyor.

Bu tespite bakılırsa "Çantacılar" yatırımcıların haklarını gasp edip etmedikleri tartışması bir yana, ülke ekonomisine de ciddi zararlar veriyor.

Gerçek yatırımcılar bu konunun yönetmenlik ve mevzuatta düzenlenmesi gerektiğini savunuyor. Çantacıları devre dışı bırakabilmek için önerileri ise mevzuata şu düzenlemelerin eklenmesi:

1) Çağrı mektubu teslim alınırken teminat verilmeli
2) Çağrı mektubu alana 2-3 yıl hisse devri yasağı koyulmalı
3) MW başına 250-500 bin TL arasında şirket sermayesi şartı olmalı0

Şimdu burada, Haziran ayında yayınlanan "Bu yönetmelik yama tutmaz" başlıklı köşe yazımı hatırlatmak istiyorum. O yazıda yer alan "Çünkü mevcut yönetmenlik o kadar hatalı ki... Kaldı ki nasıl kötüye kullanıldığı da gözümüzün önünde..." ifadelerinin sektörde fiilen ne kadar ciddi bir karşılığı olduğu, GÜNDER toplantısında onaylanmış durumda.

Hükümet ve EPDK Lisanssız Elektrik Üretimi`ne değer vermek istiyorsa, yönetmelik hazırlamadan önce bir çalıştay düzenlemeli. Çalıştaya, Enerji Bakanlığı`na bağlı ya da bakanlıkla ilişkili kurumların dışında tarım, su, çevre gibi başka alanlardaki ilgili kurumlardan da uzmanlar katılmalı. Ve en önemlisi son kullanıcı konumundaki yatırımcılar, sanayici dernekleri, belediyeler, tarım ve sulama Kooperatifleri ile benzeri başka kuruluşlardan da katılım olmasını diliyorum. 

...