Enerjide geleceğin karar alıcısına yatırım yapmalı 

Haluk DİRESKENELİ

Türkiye’de mühendislik ve enerji sektöründe sürdürülebilir başarı yakalamak, teknik yetkinlik kadar uzun vadeli bir vizyon gerektiriyor. Yıllar önce gelişmiş bir mühendislik ve simülasyon yazılımının Türkiye danışmanlığını üstlendiğimizde, bu süreci yalnızca ticari bir lisans satışı olarak ele almadık. Temel amacımız, geleceğin mühendislerini ve karar vericilerini henüz öğrencilik yıllarında bu ileri teknolojiyle buluşturmaktı.

Bu hedef doğrultusunda üniversitelere yönelik özel bir akademik lisans modeli oluşturduk. Lisansüstü öğrencilere ve akademisyenlere yüksek maliyetli yazılımların akademik sürümlerini sembolik bedellerle ulaştırdık. Beklentimiz; yazılımın tezlerde, bilimsel yayınlarda kullanılması ve elde edilen çıktıların paylaşılmasıydı. Bu adım, kısa vadeli bir satış fikrinden ziyade geleceğin uzman ekosistemine yapılan stratejik bir yatırımdı.

KAMPÜSLERDEN SEKTÖRE UZANAN İLETİŞİM 

Türkiye’nin önde gelen birçok devlet ve vakıf üniversitesinin mühendislik fakültelerinde teknik sunumlar ve dersler düzenledik. Yüzlerce öğrencinin yer aldığı amfilerden butik sınıflara kadar geniş bir yelpazede, uygulamalı mühendislik çözümlerini aktardık.

Zaman içerisinde öğrenci profilinin ve öğrenme alışkanlıklarının değişmesiyle anlatım metodolojimizi de yeniledik. Yeni nesil öğrencilerin dikkatini canlı tutmak amacıyla tek yönlü sunumları bıraktık. Sektördeki gerçek saha problemleri, mevcut santral kapasiteleri ve işletme aksaklıkları üzerinden interaktif tartışma ortamları kurguladık. Canlı veri kaynakları ve yeni nesil dijital araçları derslere entegre ederek öğrencileri doğrudan çözüm sürecine dâhil ettik.

Bu etkileşimli yaklaşım, üniversiteler nezdinde hızla akademik lisans iş birliklerine dönüştü. Ancak stratejimizin asıl büyük etkisi ilerleyen yıllarda görüldü.

YİRMİ YILLIK STRATEJİK SABIR 

Akademik sürümlerle tezlerini hazırlayan öğrenciler mezun olarak sanayide aktif roller üstlendi. Yıllar içinde uzmanlaştılar, kurumsal yapılarda sorumluluk aldılar ve karar verici pozisyonlara yükseldiler. Sektörde gelişmiş simülasyon ve tasarım yazılımlarına ihtiyaç duyulduğunda, öğrencilik yıllarında deneyimledikleri bu çözümü kurumlarına taşıdılar.

Ülkenin önde gelen taahhüt, enerji, altyapı ve mobil enerji şirketlerinin bu yazılımı kurumsal envanterlerine dâhil etmesi, akademide atılan tohumların ticari başarıya dönüşmesinin en somut kanıtı oldu. Üniversite sıralarında kurulan bağların 10-20 yıllık süreçte güçlü iş ortaklıklarına dönüşebileceği açıkça görüldü. 

YENİ ENERJİ TEKNOLOJİLERİ VE YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ 

Günümüzde enerji sektörü köklü bir değişimden geçiyor. Geleneksel yakıt bazlı tesisler yerini hızla yenilenebilir kaynaklara, depolama sistemlerine, hibrit yapılara, hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine bırakıyor. Bu dönüşüm doğrultusunda mühendislik yazılımlarının ve eğitim stratejilerinin de evrilmesi gerekiyor. Peki neler yapılmalı? 

- Çok Disiplinli Platform Dönüşümü: Simülasyon araçlarının geleneksel tesislerin yanında biyokütle, jeotermal, hibrit ve depolama gibi yeni nesil sistemlerin ihtiyacını da karşılayabilecek şekilde genişletilmesi şart. 

- Etkileşimli ve Bulut Tabanlı Deneyim: Öğrencilerin kendi cihazlarından parametre değiştirerek verim ve üretim çıktılarını anlık görebildiği bulut tabanlı mikro-simülasyonlar ön plana çıkıyor. Yapay zekâ ise bu süreçte kişiselleştirilmiş bir dijital mühendislik asistanı olarak rol oynuyor.

- Sürekli Ekosistem Yönetimi: Sınıfta tanışılan bir öğrencinin yarının proje lideri veya teknik direktörü olacağı bilinciyle, akademi-sanayi iş birliği tek seferlik bir etkinlik değil, sürekli bir ağ yönetimi olarak ele alınmalı. 

Geçmişte akademide oluşturulan güçlü teknik ağ, bugün enerji sektörünün dijitalleşmesine ve yeni teknolojilere entegrasyonuna zemin hazırlıyor. Yapay zekâ ve yeni enerji sistemleriyle desteklenen bu yaklaşım, önümüzdeki dönemde de mühendislik dünyasını şekillendirmeye devam edecek.