Enerjide iyimserlik ile gerçeklik makası çok açık

Murat LeCompte

Geçtiğimiz hafta, küresel enerji piyasalarında son ayların en sert aylık kapanışına sahne oldu.

Ekim ayını yüzde 13,6’lık artışla 113,43 dolardan kapatan Brent petrol, ay içinde 116,72 dolarla son altı ayın zirvesini test etti.

WTI ise aylık bazda yüzde 15,2 prim yaparak 104,12 dolara yerleşti. Bu tablo, ham petrolde art arda dördüncü yükseliş ayı anlamına geliyor.

Yeni haftanın ilk gününde (2 Kasım Pazartesi) piyasalarda yaklaşık yüzde 4’lük bir geri çekilme yaşandı; Brent 108–110 dolar, WTI ise 100 dolar bandına geriledi.

Ancak ekranlardaki bu gevşeme, Hürmüz Boğazı'nın fiilen açılmasından değil, Doha’da yürütülen diplomatik temaslara yönelik spekülatif umutlardan kaynaklanıyor.

Tahran’ın “şartlarımız karşılanırsa boğaz 48 saatte açılır” açıklaması ile Washington’ın “henüz alınmış bir karar yok” duruşu arasındaki mesafe kapanmış değil. Yani ortada fiili bir açılma değil, yalnızca bir müzakere başlığı var.

İşte 26 Ekim – 1 Kasım haftasının öne çıkan beş ana başlığı ve küresel enerji dengelerine yansımaları:

1. Hürmüz Hattında Saldırılar Evriliyor: Artık Mayınlar ve LNG Gemileri Hedefte

Ekim ayı, Hürmüz Boğazı ve çevresinde ticari denizcilik tarihinin en karanlık ayı olarak kayıtlara geçti. Washington Institute verilerine göre ay boyunca bölgede en az 28 saldırı kaydedildi. Üstelik saldırıların cinsi değişti:

  • İlk Başarılı Yapışkan Mayın (“Limpet Mine”) Saldırısı: Umman açıklarında seyreden Panama bayraklı Louise 1tankerine küçük bir bottan su hattının hemen üzerine iki patlayıcı yerleştirildi. Makine dairesinde yangın çıksa da gemi seyrine devam edebildi.
  • LNG Tankeri Vuruldu: Cuma günü Umman açıklarında ham petrol tankeri RITI alev alırken (Umman donanması 25 mürettebatı tahliye etti), Lavan Adası güneyinde Katar’a ait dev LNG taşıyıcısı Al Mayeda hedef alındı. Bu saldırı, seyrüsefer krizinin artık yalnızca petrol tankerlerini değil, LNG taşıyıcılarını da hedef tahtasına oturttuğunu gösterdi.

Her ne kadar Kpler verileri ekim ayında Orta Doğu ham petrol ihracatının baypas hatları ve Kızıldeniz yüklemeleri sayesinde savaş öncesi seviyenin (16,9 milyon varil/gün) üzerine çıkarak günde 17,3 milyon varile ulaştığını gösterse de, bu akışın neredeyse tamamı ham petrolden oluşuyor; rafine ürün ve LNG tarafında ise fiili bir baypas geçişi bulunmuyor.

2. Ukrayna’nın Rafineri Seferinde İki Haftalık Duraklama Bitti: 3 Günde 3 Rafineri

Ekim ayının ikinci yarısında iki hafta boyunca Rus rafinerilerine doğrudan saldırmayan, bunun yerine yakıt terminallerini ve kimya tesislerini hedef alan Ukrayna, geçtiğimiz hafta rafinerileri yeniden listenin ilk sırasına aldı:

  • 30 Ekim’de jet yakıtı üreten Novokuybyshevsk, 31 Ekim’de Ufa ve 1 Kasım’da Lukoil’in Rusya’daki en büyük dördüncü rafinerisi olan Kstovo (NORSI) vuruldu.
  • Kiev yönetimi, Washington arabuluculuğunda 30 günlük bir enerji ateşkesi iddialarını net bir dille reddetti; nitekim Rusya da 1 Kasım gecesi 433 dronla Ukrayna'nın elektrik şebekesini vurarak karşılık verdi.

Rafinerilerin peş peşe yeniden alev alması, Moskova’nın küresel dizel açığını kapatacağı vaatlerinin sahada bir kez daha karşılıksız kalacağını gösteriyor. Bu arada Rusya’nın dizel ihracat kısıtlamasını yıl sonuna kadar uzatacağı yönünde söylentiler de var.

3. Dizel ve Jet Yakıtı: Yüz Milyarlarca Dolarlık Ek Fatura

Ekranlarda ham petrol fiyatı takip edilse de reel ekonomiyi asıl vuran faktör, rafine ürünlerdeki matematik olmaya devam ediyor:

  • Savaş öncesinde New York borsasında toptan dizel fiyatı varil başına yaklaşık 48 dolardı. Bugün hem ham petrolün kendisi yaklaşık 40-50 dolar daha pahalı hem de dizel marjı savaş öncesine kıyasla 40 dolar daha artmış durumda.
  • Savaş öncesine göre oluşan bu yaklaşık 80 dolarlık birleşik prim, yalnızca ABD’de tüketilen günlük 3,8 milyon varil dizel üzerinden hesaplandığında; günde 300 milyon dolar, yılda ise 100 milyar doların üzerinde net bir ek maliyete denk geliyor. Tekrar yazayım, bu sadece ABD. Avrupa’da dizel tüketimi daha da yüksek.
  • Dünya Enerji Konseyi Başkanı Fatih Birol’un da altını çizdiği gibi, 2027 öncesinde piyasanın normale dönmesi beklenmiyor.
  • Savaş öncesine göre yüzde 96 primle işlem gören ve 200 dolar/varil seviyesini aşan jet yakıtı, küresel havacılık sektörünü doğrudan baskılamaya devam ediyor.

4. Avrupa Gazında Rekor Dip Stoklar ve TTF’nin 100 Euro Sınavı

Avrupa doğal gaz piyasasında kış öncesi riskler en üst seviyeye ulaştı. Hollanda göstergesi TTF, ekim rallisinin ardından 2022'den bu yana ilk kez 100 €/MWh seviyesinin üzerine çıktı.

Fiyatları tırmandıran temel unsur fiziki stokların yetersizliği:

  • Avrupa Birliği genelinde yeraltı doğal gaz depolama doluluk oranı yüzde 75'in hemen altına geriledi. Bu oran, verilerin tutulmaya başlandığı 2011 yılından bu yana mevsim normallerinin gördüğü en düşük seviyeye denk geliyor. Almanya’da doluluk yüzde 62, İngiltere’de ise yüzde 36 seviyesinde takılmış durumda.
  • Yaz aylarındaki fiyat yapısının “şimdiden alalım, depoya atalım” stratejisini kârsız hale getirmesi ve hükümetlerin doluluk hedeflerini düşürmesi nedeniyle Avrupa kıtası kışa savunmasız giriyor.
  • Katar’ın kendi hasarlı tesislerinin tamiratı yaklaşık 3 yıl süreceği için, QatarEnergy’nin Cheniere ve Woodside ile 2030 ve 2031 teslimatlı toplam 7 milyon tonluk uzun vadeli ABD LNG anlaşmaları imzalaması da dikkat çekici. Ancak bu anlaşmalar 20 yıllık sigorta poliçeleri; bu kışın açığını kapatacak moleküller değil.

5. ABD Stratejik Rezervi: Boşaltma Bitti, Geri Alım Dönemi Başlıyor

Washington tarafında ise enerji politikasında kritik bir eşik aşıldı:

  • Savaş boyunca piyasaya ödünç verilen 172 milyon varil ham petrolün acil durum satışı tamamlandı. ABD Stratejik Petrol Rezervi’nde (SPR) kalan miktar yaklaşık 283 milyon varil ile 1982’den bu yana en düşük seviyede.
  • Şimdi denklemin tersi başlıyor: Ödünç alınan petrolün faiz ve primlerle birlikte rezervlere geri konulması gerekiyor. 1 Kasım itibarıyla başlaması öngörülen günlük 150–200 bin varillik geri alım süreci, zaten arz sıkıntısı çeken bir piyasaya 2028/2029'a kadar sürecek sürekli ve güçlü bir alıcı ekliyor.
  • Exxon’un üçüncü çeyrekte 15,4 milyar dolar, Chevron’un ise 9,9 milyar dolar kâr açıkladığı bir dönemde Amerikan tüketicisinin yüksek pompa fiyatlarıyla baş başa kalması, içerideki siyasi tartışmaları daha da alevlendiriyor.

Genel Değerlendirme

Bu pazartesi sabahı Doha’dan gelen diplomatik sızıntılarla ham petrol fiyatlarından 4 dolar silinebilir. Ancak fiziki sahada mayınlar tankerlere yapıştırılırken, Katar LNG taşıyıcıları vurulurken ve Rus rafinerileri üçer üçer alev alırken, ekranlardaki iyimserlik ile suyun üzerindeki gerçekler arasındaki makas açık kalmaya devam ediyor.

Suudi Arabistan karadaki baypas hatlarını sonuna kadar zorlayıp günde 7 milyon varil pompalasa da, taşınan ürün neredeyse yalnızca ham petrol. Kış kapıdayken ne Avrupa’nın yüzde 75’lik gaz depoları bir günde dolabilir ne de ABD ekonomisinin ödediği günlük 300 milyon dolarlık “dizel vergisi” diplomatik temennilerle sıfırlanabilir.

Piyasa bu hafta da ekranlardaki umudu değil, fiziksel varillerin ve moleküllerin gerçek rotasını fiyatlamak zorunda kalacak.

ABD’den tüm okurlara sevgiler.