Fatih Birol: Dünyada yeni bir enerji sistemi oluşuyor

IEA Başkanı Fatih Birol, yenilenebilir enerji sektörünün dernek yöneticileriyle karbonsuz gelecek temalı bir toplantı yaptı. Birol dünyada yeni bir enerji sitemine gidildiğini söyledi. 

Enerji Günlüğü - IEA Başkanı Fatih Birol, yenilenebilir enerji sektörünün dernek yöneticileriyle karbonsuz gelecek temalı bir toplantı yaptı. Birol dünyada yeni bir enerji sitemine gidildiğini söyledi. 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, Türkiye yenilenebilir enerji sektörünün önde gelen derneklerinin yöneticileriyle, Karbonsuz Ekonomik Düzende Yenilenebilir Enerjinin Rolü başlıklı bir toplantı yaptı. 

Sanko Enerji sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinlikte enerji gazetecileriyle buluşan uzmanlar, karbonsuz yeni ekonomik düzene geçişte Türkiye’nin üstlenmesi gereken rolü ve bu süreçte yenilenebilir enerjinin sağlayacağı gücü detaylarıyla ele aldı.   

“DÜNYADA YENİ BİR ENERJİ SİSTEMİ OLUŞUYOR”

Dünyada yeni bir enerji sisteminin kurulmakta olduğunu söyleyen IEA Başkanı Dr. Fatih Birol, Covid sonrası dönemde enerji fiyatlarında dünya genelinde yaşanan artışın farklı nedenleri olduğunu ancak yenilenebilir enerjide 2022’de yeni rekorlar kırılacağını söyledi ve “Dünyada yeni bir enerji sistemi doğuyor. Sancılı bir geçiş olacak ve bu geçiş bugünden yarına da olmayacak. Yeni enerji teknolojilerindeki maliyetler düşüyor. Ülkeler arasında yeni enerji teknolojilerinin önderi ve ana ihracatçısı kim olacak yarışı var. Bu iki faktör neticesinde biz göreceğiz ki yeni bir dünya enerji sistemi gelecek. Geçiş bu yönde. Bu yıl yenilenebilir enerji alanında dünyada 290 GW’lık bir büyüme bekleniyor. Türkiye’ye dair tahminlerimiz oldukça güven verici ve teşvik edici. Eğer böyle devam edilirse 5 yılda bu alanda 35 GW’lık artış sağlanabilir” şeklinde konuştu. 

“HES’LERİN EKONOMİK POTANSİYELİNİ KULLANAMIYORUZ”

Türkiye’nin hidroelektrik alanında dünyada ve Avrupa’da üst sıralarda olduğuna dikkat çeken Hidroelektrik Santralleri Sanayi İşadamları Derneği’nin (HESİAD) Başkanı Fahrettin Arman, yine de bu alandaki ekonomik potansiyelin tamamının kullanılamadığını vurguladı. Arman şöyle konuştu, “Son iki yıldır ciddi bir kuraklık döneminde olunması nedeniyle baraj seviyeleri normal işletme seviyesinin çok altına indi. Geçen yıl üretimin yüzde 28’ini sağlayan hidrolik santraller bu yıl yüzde 17’lerde kaldı. Sektörde teşvik yönetmeliği ve uygulamalarının daha ileriye dönük olarak ülke ekonomisine neler kazandıracağına bakarak değerlendirilmesi gerekir”.

Toplantıya güneş enerjisi sektöründeki üç ayrı derneğin temsilcileri de katıldı. Sektördeki kurulu güç 10 GW civarına çıkarken; Türkiye’de 250 GW’lık güneş enerjisi potansiyeli olduğunu kaydeden temsilciler, sektörün büyümesi ve karbonsuz düzene uyum için önerilerini sıraladılar. 

BİROL ERGÜVEN: GES YATIRIMLARINI KOLAYLAŞTIRMALIYIZ

Yenilenebilir Enerji Yatırımcıları Derneği’nin (GÜYAD) Başkan Yardımcısı Birol Ergüven, Türkiye’nin henüz yeterli elektrik üretim kapasitesine sahip olmadığını hatırlatarak, “Eksiği yenilenebilir enerji ile tamamlamalıyız. Türkiye dünyada çatılarda güneş enerjisi ile sıcak su üreten ülkeler sıralamasında 3. sırada. Bunu nasıl başardık? İhtiyaç vardı ve ucuzdu. Bunu neden güneşten elektrik üretiminde yapamıyoruz? Güneşten elektrik üretimini kolaylaştırmalıyız. Çok fazla sayıda kurulum sağlayabiliriz. Türkiye güneşte dünyada ilk 5-6 sırada yer alabilir. Bu kapasiteye ve dinamizme sahibiz” diye konuştu. 

HALİL DEMİRDAĞ: DÜNYA ENERJİ SEKTÖRÜ BÜYÜK HATA YAPTI

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Başkanı Halil Demirdağ da enerji sektöründeki güncel fiyatların beklenmedik düzeyde olduğunu kaydetti ve enerji dünyasının bu noktada hata yaptığını söyledi. Demirdağ konuşmasında şunları belirtti, “Dünya polisilikon üretiminin yüzde 75 oranında Çin’e kaymasına izin verdi. Çin de polisilikon hammaddesine yüzde 500 zam yaptı. Bu piyasadaki polemiğin zamanla azalacağını bekliyoruz. Bundan sonrasında ne olacağına bakarsak gördüğümüz şey; dünyada yeşil hidrojene bir talep olacağı yönünde. Endüstriyel boyutta hidrojen üretimine ihtiyaç var, yeşil enerji ihtiyacı var. Ayrıca elektrikli araçlar hızla artıyor ve artmaya devam edecek”  

KUTAY KALELİ: GÜNEŞ VE RÜZGAR HARİCİ TESİSLERDEKİ KISITLAMALAR KALDIRILMALI

Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü Başkanı Kutay Kaleli, Türkiye’nin yenilenebilir enerji cenneti olduğunu söyleyerek bundan daha çok faydalanmak gerektiği vurguladı. Kalelinin sözleri şöyle devam etti, “Depolama alanında ülkemizde yeni Ar-Ge yatırımları yapılması gerektiğini düşünüyoruz. 2021’i çatı GES yılı olarak geçirdik. 2022’de de bu alandaki artışın devam edeceğini öngörüyoruz. Sektörde açıklanan kapasiteleri yeterli bulmuyoruz. Sürdürülebilir kapasite planlaması yapılmalı. Hibrit tesislerle ilgili de hidrolar ya da jeotermal ve bio gibi, güneş ve rüzgâr olmayan santrallere bazı limitler getirildi, bu limitlerin kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz”.  

EBRU ARICI: RÜZGARDA HER YIL 1500 MW

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Ebru Arıcı ise rüzgâr sektörünün 10 GW kurulu gücü aşmasının ardından çok kısa bir süre içinde 11 GW’ı göreceklerini belirterek rüzgarın enerji dönüşümünde güvenilir bir partner olduğunun altını çizdi. Arıcı sözlerine şöyle devam etti, “2021 rüzgarda rekorların yılı oldu. Tüm zamanların üretim rekorları kırıldı. Son 21 ayda 2988 MW güç devreye aldık. 2021 ayrıca hibrit başvurularının alındığı ve kapasite artışlarıyla ilgili yerliliğin açıklandığı bir yıl oldu. Bundan sonra rüzgarda her yıl 1.500 MW kurulu gücü devreye almak istiyoruz”. 

ALİ KINDAP: KONUTTA VE TARIMDA DAHA FALZA JEOTERMAL

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Başkanı Ali Kındap da Türkiye’nin en az yarısını jeotermal kaynaklarla ısıtabileceklerini öne sürdü ve “Paris Anlaşması’yla dünyada enerji dönüşüm süreci başladı. Bu süreçte yenilenebilir, yeşil ve temiz enerji kaynakları önümüze gelmeye devam edecek. Şu an 1.650 MW enerji üretiminde, 3.500 MW da enerji dışı kullanımda olmak üzere 5.000 MW’tan fazla jeotermal kaynak kullanımımız var. Bu alanda gerçek potansiyelimizin 3’te 1’ini kullanıyoruz. Yapı ve konut ısıtma işinde, ayrıca sera ve tarımda jeotermal kaynakların daha fazla kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Jeotermal seracılık ciddi bir gelişim alanı. Bunu Türkiye’ye yayarsak bölgesel kalkınmayı geliştirip tarımda ciddi bir atılım yapabiliriz. Jeotermal santraller 7 gün 24 saat baz yük santraller gibi çalışabiliyor. Yıllık 10 milyar KWh enerji sisteme verebiliyoruz. Bunu 25 milyar kWh’ye rahatça çıkarabiliriz.”

UFUK ŞENTÜRK: PETROLDEKİ İSTİSNALARDAN JEOTERMALŞCİLER DE YARARLANMALI

Jeotermal Elektrik Santralleri Yatırımcıları Derneği’nin (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk Türkiye’nin dünyada zengin jeotermal kaynaklara sahip ülkelerin başında geldiğini hatırlatarak Yeni Jeotermal Kanunu’nun yakında Meclis’e sevk edilmesini beklediklerini bildirdi. Şentürk şöyle konuştu, “Karbondioksit ve sülfürün, ki gübrenin hammaddeleridir, burada kullanılmasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca jeotermal suların tarımda gübre olarak kullanılmasının önünü açmak istiyoruz. Ülkemizin en az yarısını jeotermal kaynaklarla ısıtabilir, doğal gaz bağımlılığının önüne geçebiliriz. Boş çıkan petrol kuyularını değerlendirerek 50 bin dönüm serayı ısıtabilir, en büyük lityum üreticisi olabiliriz. Sondaj maliyetlerinin azaltılabilmesi için petrol ve doğalgaz sektörüne sağlanan istisnalardan bizim sektörümüz de yararlanmalı. YEKDEM fiyatları da yapılabilir seviyelere çıkarılmalı”.  

“YATIRIMDA ÜRETİMDE FİNANSMANDA VERİMLİLİK”

Toplantıya sponsor olarak ev sahipliği yapan Sanko Enerji Grubu CEO’su Hakan Yıldırım ise dünyada yeni bir ekonomik model oluştuğunu ve bu modelde karbona yer olmadığını belirterek “Türkiye gibi genç ve dinamik bir nüfusu olan bir ülkede şu üç alanda verimlilik çok önemli: Yatırımda, üretimde ve finansmanda verimlilik. Yatırımlar konusunda öngörülebilir politikalarla yapılabilir proje stoku sağlamamız gerekiyor. Üretim alanında dönüştürmemiz gereken santrallerimiz var. Finansmanda verimlilik konusunda ise uluslararası finans kuruluşları şuna kafa yormalı: Madem dünya için aynı yararı sağlıyoruz, İsviçre’deki yatırımcıya sağlanan finansman şartları bize de sağlanmalı. Çünkü projelerin etkisi aynı. Biz buralarda verimli olursak bu dönüşüm trenini yakalarız” dedi.