Fitch, YEP ve Türkiye’de enerjinin geleceği - Dr. Nejat TAMZOK

Dr. Nejat TAMZOK

DR. NEJAT TAMZOK 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings iştiraki Fitch Solutions tarafından yapılan ve Türk Lirası’ndaki değer kaybının Türkiye enerji sektörü üzerindeki etkilerini ele alan analizle ilgili haberler geçtiğimiz hafta medyada yayınlandı. 

Ağustos 2018 tarihli analizin temel öngörüsü; Türkiye’nin son dönemde içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşulların yenilenebilir enerji ve yerli kömüre yönelimi daha da arttıracağı şeklindeydi.

Analizle ilgili yorumlarım olacak, ama önce kısa bir özet…

TL’DE ZAYIFLAMANIN ETKİLERİ

Analize göre; Türk Lirası’ndaki aşırı zayıflamanın yol açacağı finansman güçlükleri nedeniyle yenilenebilir enerji projeleri 2018 ve 2019 yıllarında belirli ölçülerde yavaşlayacak. Kısa dönemli finansman zorlukları, özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımcılarını zorlayacak. Bu durum yenilenebilirdeki yukarı yönlü eğilimi bir süre engelleyecek. Böyle olunca, hidrolik dışındaki yenilenebilirin toplam elektrik kurulu gücü içindeki payı, döviz krizinden önceki tahminlerle karşılaştırıldığında gerileyecek. 

EKONOMİDE YAVAŞLAMA FAKTÖRÜ 

Ancak bu ilk etki sonrasında, TL’deki zayıflamanın yanında devreye giren ekonomideki yavaşlama faktörü, yerli enerji kaynaklarından yana çalışacak. Bu noktada Fitch’in tahmini; önümüzdeki 10 yıllık dönemde (2018-2027) Türkiye’deki ekonomik büyümenin yıllık ortalama yüzde 3,3 olacağı, buna paralel olarak elektrik tüketim artışının hız keseceği ve 2017 yılında yüzde 7 büyüyen tüketimin 2018-2027 döneminde ortalama yılda sadece yüzde 4,2 artacağı şeklinde. 

ENERJİ YÖNETİMİ İÇİN FIRSAT

Bu tablo, ithal kaynağa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen enerji yönetimi için bir fırsat yaratacak ve 2020-2027 dönemi boyunca başta doğalgaz ile ithal kömür olmak üzere enerji ithalatı gerilerken -devlet desteklerinin de yardımıyla- yerli enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı artacak. 

Fitch Solution, analizinde, yenilenebilir kaynakların öne çıkması bakımından iki faktörü özellikle vurgulamakta. Bunlardan ilki, yenilenebilir elektriğinde ABD Doları’na dayalı alım garantileri nedeniyle kur riskinin düşük olması, diğeri ise alım garantilerine dayalı projeler yerine büyük ölçekli ihalelerin öne çıkmasıyla yenilenebilir yatırımlarında maliyetlerin düşmesi ve sektör için çok daha cazip hale gelmeleri.

2018’DEN 2027’YE ELEKTRİKTE  KAYNAK DAĞILIMI 

Sonuç olarak Fitch Solution tahminlerine göre; 2018 yılından 2027 yılına Türkiye elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 36’dan yüzde 26’ya düşerken, kömürün payı -yerli kömüre yapılacak yatırımlarla- yüzde 32’den yüzde 33’e, yenilenebilir enerjinin payı ise yüzde 11’den yüzde 21’e yükselecek.

FORMÜL BASİT AMA NE KADAR GERÇEKÇİ

Fitch, kısa ve son derece basit bir formülasyonla meseleyi çözmüş gibi görünüyor.

Aslında, 2027 için öngörülen bu tablo, hem enerji arz güvenliği hem cari açık hem de çevresel açılardan son derece cazip.

Ama ne kadar gerçekçi?

YEP NELER SÖYLÜYOR? 

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan Yeni Ekonomi Programı’na (YEP) bakarsak, Türkiye’nin, Fitch’in öngördüğü yıllık 3,3 büyüme oranından daha fazlasını 2020 yılından itibaren hedeflediği görülmekte. Programda, 2020 için yüzde 3,5 ve 2021 için yüzde 5 hedeflenmiş. Dolayısıyla, yüzde 5 ve üzerinde büyüme oranlarının gerektireceği elektrik tüketiminin Fitch’in öngördüğü gibi yenilenebilir ağırlıklı yatırımlarla karşılanabilmesi çok da mümkün olmayacaktır. 

İTHALAT BAĞIMLILIĞINI AZATLMA HEDEFİ

Bununla beraber, programda 2019-2021 dönemi için -ham petrol fiyatlarında önemli bir değişim beklenmeksizin- enerji ithalatının yaklaşık sabit bırakılması, ithal enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının giderek azaltılmasının ve ortaya çıkan açığın ise yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiği anlamına gelmekte. 

 

YEP, FITCH’İN TAHMİNLERİNİ NEREDE DESTEKLİYOR

Yine, yenilenebilir enerji ve yerli kömür kaynaklarının elektrik üretimindeki payının arttırılacağı hususuna YEP’in politika ve tedbirler bölümünde özellikle yer verilmiş olmasının ve cari açığın düşürülmesi amacıyla enerji sektörünün de öncelikli yatırım yapılabilir alanlar arasında sayılmasının, Fitch’in tahminlerini destekler nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

YEKA İHALELERİ BİR İŞARET 

Diğer taraftan yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının önümüzdeki 10 yıllık dönemde artacağına ilişkin elimizde somut veriler de bulunmakta: Türkiye, son yıllarda önemli bir atılım yaparak hidrolik dışındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam elektrik üretimi içerisindeki payını yüzde 10 düzeyine kadar çıkarabildi. Son beş yılda yeni devreye alınan santral kapasitesinin yaklaşık yüzde 35’i bu kaynaklardan oldu. Son olarak 2017 yılında her biri biner megavat kapasiteli bir güneş ve bir rüzgâr santralinin ihalesi gerçekleştirildi. Bu santrallerin önümüzdeki iki yıl içerisinde devreye alınmaları bekleniyor. 

YENİ YEKA İHALELERİ YOLDA 

Yapılan açıklamalardan, benzeri ihalelerin devam edeceği anlaşılmakta. Bunlardan, bin 200 megavat kapasiteye sahip Türkiye'nin ilk deniz üstü rüzgâr santrali ihalesinin bu yılın Ekim ayında yapılması planlanmakta. Bu arada, geçtiğimiz günlerde ikinci YEKA yarışmaları için de şartname taslakları yayınlandı. YEKA GES-2 şartnamesine göre 2019 yılı Ocak ayında gerçekleştirilecek ihalede Şanlıurfa-Viranşehir, Hatay-Erzin ve Niğde-Bor YEKA için toplam bin megavat kapasite tahsis edilecek. YEKA RES-2 şartname taslağına göre ise Balıkesir, Çanakkale, Aydın ve Muğla bağlantı bölgelerinde, her biri 250 megavat olmak üzere dört yarışma yapılacak.

10 YIL BOYUNDA HER YIL 2 MW ŞART

Fitch’in 2027 yılı için öngördüğü yenilenebilir tahmininin gerçekleşmesi için önümüzdeki 10 yılda her yıl en az 2 bin megavatın üzerinde santralin devreye alınması gerekecek. Yenilenebilir enerjide yakalanan yukarı yönlü eğilimin devam etmesi durumunda, bunun gerçekleşmesi çok da zor olmayacaktır.

YERLİ KÖMÜRDE SIKINTI VAR 

Bununla beraber, yerli kömür tarafında ise önemli darboğazlar olduğu gözden kaçırılmamalı. Her ne kadar bu alanda son yıllarda ciddi teşvikler söz konusu olduysa da -kömürün kendine özgü zorluklarından kaynaklanan nedenlerle- yatırımcının hala yerli kömüre mesafeli baktığı bilinmekte. Eskişehir-Alpu ihalesinin defalarca ertelenmesi, Tekirdağ-Saray ve Afyon-Dinar için bir türlü ihaleye çıkılamamış olması ve Afşin-Elbistan’daki sahaların hala gündeme gelememesi bu noktada sorunlar bulunduğunu doğrular niteliktedir. Dolayısıyla, doğalgaz ve ithal kömüre dayalı santral kurulu gücünün bugünkü mevcut düzeyinde dondurulacağını ve baz yük santral ihtiyacının sadece yerli kömür santrallerine yapılacak yatırımlarla karşılanabileceğini öngörmek aşırı iyimserlik olur. 

YEP’TE DE FITCH’TE DE NÜKLEER YOK

Yazımızı, bu tablodaki eksik olan kısmın nükleer santral olduğunu söyleyerek bitirelim. 2023 yılından itibaren devreye girmesi planlanan nükleer güç seçeneğinin Fitch’in analizinde hiç yer almazken, bu konuya YEP’te de değinilmemiş olmasını not düşmekte yarar var.

Dr. Nejat Tamzok / Ankara/Eylül 2018

nejattamzok [@] yahoo.com