Geç kalmış bir uygulama

Hasan YİĞİT

Son günlerde güneş enerjisi sektöründeki ana gündem konularından biri Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) 4 Aralık 2015 tarihinde yayınlayıp görüş ve önerilere açtığı bir taslak:Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı...

Bugüne kadar EPDK`ya bu konuda kaç kişi, ne yönde, ne tür görüşler iletti bilemiyoruz. Ama biliyoruz ki bu sektör içinde yoğun şekilde tartışılıyor.

Zaten hukukçulardan, proje geliştiricilere, yatırımcılardan çantacılara, ekipman üreticisinden ithalatçısına, kısacası her kesimden kişilerin yorumlarına sosyal medyada da görüyor, okuyoruz.

Şimdi bu Taslak`ta neler vardı bir hatırlayalım isterseniz...

Madde 6 (10): Her bir trafo merkezinde; herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye ve söz konusu gerçek veya tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı olarak ortak olduğu tüzel kişilere, tüketim tesisi sayısına bakılmaksızın yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için en fazla 1 MWe tahsis yapılır.

Madde 31 (20): Bu Yönetmelik kapsamında kurulması planlanan üretim tesisine ilişkin yapılan başvuru tarihinden, başvuruya konu üretim tesislerinin tamamının geçici kabulü yapılanana kadar pay devri yapılamaz. İlgili şebeke işletmecisine pay devir işlemi gerçekleşmeden bir ay önce bilgi verilir. İlgili tüzel kişi, pay devri sonrasına ilişkin nihai ortaklık yapısını gösterir bilgi ve belgeleri ilgili şebeke işletmecisine, pay devir işleminden sonra en geç on işgünü içerisinde sunar.

Madde 31 (21): Bu Yönetmelik kapsamında;
a) Dağıtım ve görevli tedarik şirketlerinin doğrudan ve dolaylı ortakları,
b) Dağıtım ve görevli tedarik şirketleri ile bu tüzel kişilerin doğrudan ve dolaylı ortaklarında istihdam edilen kişiler,
c) (a) ve (b) bentleri kapsama giren gerçek ve tüzel kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak ortak olduğu tüzel kişiler;
lisanssız üretim faaliyetinde bulunamaz.

Değerli okuyucular,
Taslağın yukarıya aldığımız kısımları içindeki Madde 31 (21) kısmıyla ilgili hemen herkes benzeri düşüncelere sahip. O yüzden konunun bu yönüne çok girmek istemiyorum.

Gelelim öbür maddelere...
Öncelikle söyleyeyim, ben bunu biraz gecikmiş bir uygulama olarak görüyorum. Aslında bana göre bu taslaktaki maddelerin çoğu 02 Ekim 2013 tarihinde Resmi Gazete`de yayınlana 28783 Sayılı ELEKTRİK PİYASASINDA LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK`te bulunması gereken maddelerden idi...

Madde 6 (10)`ya bakalım örneğin... Lisanssız elektriğin, yani mikro GES`leri özendirmekteki esas amaç öz tüketime dönük üretimi artırmak değil miydi?
Peki nereden çıktı o zaman bu lisanssız ama makro GES’ler? Büyük ölçekli GES kurmak isteyen yatırımcılar için lisanslı GES ihaleleri yapılmıyor mu?

Taslaktaki Madde 31 (20); şirket devrini (pay devri) yasaklamayı öngörüyor. Ben iddaa ediyorum en azından halen 1 GW`lik lisanssız GES Projesi "çantacıların" ellinde ve "30 Şubat" gününden önce de bunların çoğunda kurulum aşamasına gelineceğine de pek inanmıyorum.

Şimdi gelelim işin en çarpıcı kısımlarına...
Bu maddeler baştan bu yana mevcut olsaydı, şimdiler en az 1 GW GES kurulu gücümüz olacaktı. Bu tespite nereden geliyorum?

TR 61`de benim bildiğim 12 tane ilçe belediyesi 154 KV Trafo Merkezleri`nin "1 Ampul ile 1 MW" ve "Çantacıların" ellindeki GES projelerinden dolayı dolmuş durumda olmasından dolayı başvuru yapamıyor. Oysa bu 12 ilçe belediyesi ortalama 2 MW`lik kurulum yapsa toplam 24 MW`lik güç anlamına geliyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, nereden ulaşıyorsun belediye başına 2 MW`lik kurulu güce? Cevap veriyorum; 1 Ocak 2016 dan itibaren Sokak Aydınlatmaları Belediyelere devredildi. Belediyeler bugüne kadar önlemlerini alıp, bu yükün altında kalmamak için 2015 sonuna kadar sokak aydınlatmaları için gereken GES/RES sistemlerini kurmuş olurdu.

Bütün Türkiye deki Belediyeleri toplasak 1 GW Kurulu güce ulaşmaz mıydık? Evet, ulaşırdık. O halde bu "1 ampule 1 MW" projelerive çantacıların yaptıklarından ötürü Türkiye ekonomisinin büyük bir yara aldğını söylememiz lazım.

Gelelim ikinci büyük müşteri gurubuna. Fabrikalar ve yüksek miktarda elektrik tüketen işletmelere. Yani hastaneler, soğuk hava depoları ve benzerleri gibi abonelere...

Benim bildiğim TR 61 Bölgesi`nde 4 özel hastane ve 9 özel işletme 154 KV trafo merkezlerinin dolması yüzünden GES kuramıyor. Oysa küçük ölçekli bir özel hastanenin yıllık elektrik tüketimi 2,5 GWh civarında...

Bu "1 Ampul ile 1 MWG ve "çantacıların" yaptıklarından dolayı hastanelerimizi GES/RES yatırımlarından mahrum etmek ne kadar adil? Hadi vazgeçtik adaletten, ülke ekonomisi açısından ne kadar akıllıca?

Bu 1 Ampul ile 1 MW ve çantacı anlayışının yol açtığı bu ortamdan ötürü özel şirketleri GES yatırımından mahrum edip rekabetçilikten uzaklaşmalarına yol açmak adil midir?

Yazımı EPDK`dan bir istek ile bitirmek isterim. Belki pek çoğunuz bundan hoşlanmayacak, hatta bazıları bize çok kızacak... Kendilerine göre haklı olabilirler, yalnız Türkiye`nin kalkınması için çıkacak yeni yönetmenlikte öz tüketim maddesinin mutlaka ve mutlaka yer almasından yanayım.