HESİAD: Pompaj depolamalı HES’lerde acil aksiyon alınmalı

HESİAD, iletim sistemi esnekliği ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için depolamada ve şebeke esnekliğinde önemli rol oynayabilecek pompaj depolamalı HES’lerde acil aksiyon alınması çağrısında bulundu. 

Enerji Günlüğü - Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği HESİAD tarafından hazırlatılan ve Ağustos 2026 itibarıyla tamamlanan ‘Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu’, kamuoyu erişimine açıldı. 25 yılı aşkın bir süre TEİAŞ’ta üst düzey kademelerde görev yapmış olan ve halen enerji sektöründe danışmanlık yapan Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından kaleme alınan raporda, pompaj depolamalı HES’ler tüm bileşenleriyle ele alındı.

Rapor, ‘Türkiye’nin enerjide orta vadeli ulusal hedeflerine ulaşabilmesi için, ön fizibiliteden işletmeye geçişi ortalamada 8-10 yıl gibi uzun bir süre alabilen pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PHES) alanında bugünden harekete geçilmesi gerektiğine’ işaret ediyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİNİN TAM KULLANIMI İÇİN DEPOLAMA ŞART

Rapor, depolama olmazsa yenilenebilir enerjinin dörtte birinden fazlasının kullanılamayabileceğine dikkat çekiyor. Rapordaki projeksiyonlara göre herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmaması durumunda 2030'da toplam güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık yüzde 7,8’i; 2035’te yüzde 16,2’si ve 2040’ta da yüzde 26,5’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayacak hale gelebilir. 

Enerji miktarı açısından bu kaybın ifadesi ise 2040 yılında yaklaşık 57,38 TWh olarak hesaplanıyor. Bu rakamlar, ‘depolamanın, yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan ikincil bir unsur olmaktan çıkarak enerji dönüşümünün temel altyapılarından biri haline geldiğine’ işaret ediyor. 

BATARYA VE PHES’LER BİRBİRİNE ALTERNATİF DEĞİL

Pompaj depolamalı HES’lerin özellikle 8–12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacını karşılayabileceği kaydediliyor. Batarya ve PHES yatırımlarını birbirinin alternatifi değil, elektrik sisteminin farklı ihtiyaçlarını karşılayan tamamlayıcı teknolojiler olarak değerlendiren rapora göre, Türkiye için önerilen bütünleşik depolama portföyünde, 2030 yılında 15 bin MW bir saatlik batarya kapasitesinin yanı sıra 4 bin MW sekiz saatlik PHES kapasitesine ihtiyaç var. PHES ihtiyacının 2035 yılında toplam 10 bin 400 MW’a, 2040 yılında ise 16 bin MW’a ulaşabileceği de raporda yer alan öngörüler arasında bulunuyor.

PHES ŞEBEKEYİ DE DESTEKLİYOR

Pompaj depolamalı HES’lerin sağladığı fayda yalnızca yenilenebilir kaynaklardan üretilen fazla elektriğin daha sonra kullanılmak üzere depolanmasıyla sınırlı değil. Bu tesisler; sektörün sürdürülebilirliği açısından da elzem olan akşam puantının karşılanması, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start kabiliyeti ve iletim sistemi kararlılığı gibi çok sayıda sistem hizmetini sağlayabiliyor. 

“TÜRKİYE BUGÜN HAREKETE GEÇMELİ”

Türkiye’de bugün itibarıyla işletmede pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral bulunmuyor. Buna karşılık raporun projeksiyonları, uzun süreli depolama ihtiyacının önümüzdeki yıllarda hızla artacağını gösteriyor.

Türkiye’nin bu konuda hiç zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini belirten HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, PHES projelerinde ön fizibiliteden ticari işletmeye geçiş süresinin ortalamada 8-10 yılı bulabildiğini bir kez daha dile getirerek bu nedenle uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması, şebeke bağlantı noktalarının planlanması ve yatırımcı açısından öngörülebilir bir gelir ve destek modelinin oluşturulması için zaman kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Güven, pompaj depolamalı HES’lerin gündeme alınmasının yalnızca hidroelektrik sektörü açısından değil; Türkiye’nin arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yenilenebilir enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği açısından stratejik önem taşıdığını da tekrar sözlerine ekledi.