HESİAD'tan hidroelektrik santrallerine özel taban fiyat talebi

HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, en çok elektrik ürettikleri zaman dilimlerinde fiyatların sıfır ya da sıfıra yakın seviyelerde seyretmesi nedeniyle zorlanan hidroelektrik santrallere özel taban fiyat uygulanmasını önerdi.

MEHMET KARA - ÖZEL RÖPORTAJ

Çok değil bundan 15 yıl kadar önce Türkiye’nin elektrik üretim altyapısındaki kaynak dağılımı kabaca doğalgaz, kömür ve hidroelektrik santralleri arasında ve birbirine yakın oranlarda paylar şeklinde bölüşülüyordu. Son yıllarda güneş ve rüzgâr gibi alternatif yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretim yatırımlarının giderek daha fazla devreye girmesi HES'lerin kurulu güçteki payını azalttı. Buna rağmen HES'ler halen Türkiye elektrik üretim altyapısının ana taşıyıcı kolonlarından biri özelliğini sürdürüyor. 

Ancak bugün HES'ler ciddi sorunlarla boğuşuyor. İki nedenle. Birincisi kuraklık nedeniyle su rejiminin olumsuz yönde değişmesi, yani eskisinden daha az su ile doğal olarak daha az elektrik üretebilmeleri. İkincisi ise biraz karışık. Bir kere kıt kaynakla üretebilmelerine rağmen, elektriği satarken kendilerini 'kurtaracak' fiyatı bulamamaları söz konusu. En basiti, en çok elektrik üretmek zorunda oldukları ya da üretebildikleri mevsimin, elektrik fiyatlarının en düşük olduğu zaman aralığına sıkışması.  

Özetle, hidroelektrik santrallerin başı dertte. HES işletmecilerinin çatısı altında toplandığı Hidroelektrik Santralları Sanayi ve İş İnsanları Derneği (HESİAD), üye şirketlerin bu ve benzeri sorunlarına çare arayışında. HESİAD bir yandan Türkiye’nin enerji hedefleriyle uyumlu bir gelecek perspektifi ile hareket ederek, verimlilik artışına yönelik çabalarla HES’lerin geleceğini yeniden kurgulamaya çalışırken, bir yandan da işletmelerin bu çalışmalara katkı sunabilmesi için günü birlik ticari sıkıntılarından kurtarılması için çabalıyor. Enerji Günlüğü'nün sorularını cevaplayan HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, sektörün durumunu, hedeflerini, sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı. 

Türkiye 2026 yılına karlı kışla girdi bu sadece bizim algımız mı yoksa gerçekten de hidroelektrik santraller için önem taşıyan ciddi yağışlı bir yıla mı girdik?

Şu ana kadar iyi gitti ama bakalım önümüzdeki günler ne getirecek? Geçen yıl kötüydü ve geçen yılki kayıplarımız çok büyüktü. Hidroelektrik sektörü olarak bu yıl o kayıpları telafi edecek bir üretim olacak mı ona bakacağız. Bu durum iklim değişikliğiyle alakalı. Hidroelektrik sektörü en çok kar istiyor, kar seviyor. Karın da toprağa ve doğaya faydalı olması için yavaş yavaş erimesi gerekiyor.

Sadece çok kar yağması da yetmiyor öyle mi?

Burada sıcaklıklar çok önemli. İnşallah sıcaklıklar hani karın çok hızlı erimemesi için bu şekilde gider de doğaya ve yeraltı sularına faydası olur. Duymuşsunuzdur, komşumuz İran bu konuyla alakalı büyük sıkıntı yaşıyor. Yeraltı suları hidrolik kaynakların devamlılığı açısından çok önemli. Milli servetimiz olan, enerji arz güvenliğimizin omurgası olan hidroelektrik santrallerin üretimde olabilmesi, devrede kalabilmesi için kar yağışı çok elzem. Bizler için bahar ayları çok önemli. Çünkü ciromuzun yüzde 50’ye yakınını bahar aylarında yapıyoruz. Bu bahar ayları bizi korkutuyor.

Çok satış yapıyorsanız neden korkuyorsunuz ki?

Üretim yapıyorsunuz ama fiyatlar sıfır çıkıyor. Burada bir tavan fiyat uygulaması var ve şu anda da megavatsaat başına 3.400 TL. Bu tavan fiyat belli aralıklarla revize ediliyor. Ama herhangi bir taban fiyat yok. Oysa hidroelektrik santralleri giderlerinin birçoğunu kurulu güç üzerinden ödüyor. Yani 50 megavatlık santralimiz 50 megavatsaat üretmese de, kapasite faktörü yüzde 15 mertebesinde kalsa da sanki yüzde 100 üretiyormuş gibi ödediği giderler var. Su katkı payı, sistem kullanım bedeli gibi giderler. Ve cironuzun büyük kısmını bahar aylarında yaptığınızda, sıfır fiyattan, giderinize bile karşılayamayacağınız noktalarda üretim yapıyorsunuz. Bunlar da bizim finansal sürdürülebilirliğimizi çok olumsuz etkiliyor.

Diğer kaynaklarla çalışan santrallerin benzeri sorunları yok mu?

Hidroelektrik santralleri enerji sepetinde frekans güvenliğini sağlayan, sistem yöneticisinin elini güçlendiren tesisler. Güneş santrallerinin çok üretimde olduğu saatlerdeki sistem frekansını tutturma, sönümleme noktasında en hızlı devreye girecek, bu yöndeki talebe en çabuk cevap verebilecek yenilenebilir kaynaklara dayalı tesisler, hidroelektrik santralleri. O HES’eri üretimde ve sistemde tutabilmek için en azından giderlerini karşılayabileceği bir finansal gelir sağlaması için bir kurgu yapılması gerekiyor.

Elektriğin ucuz olduğu saatlerde üretim yapmadan duramıyor musunuz?

Şu dönemde, bahar aylarında sıfır fiyattan, hatta ileride bazı saatlerde negatif fiyatlar çıkacak deniliyor. Ama siz üretim yapmak mecburiyetindesiniz. Üretme deseniz, kapak açsanız (suyu türbinden geçirmeden tahliye savaklarından nehre salsanız) milli servet bu, yazık günah yani. Hani suyun enerjisini almadan havzaya bırakıyorsunuz ki o da büyük kayıp. Diğer taraftan ithal kömür ve doğalgaza para verirken bu kaynağın boşa akıyor olması da büyük kayıp. Yani bu noktalarda birtakım yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Peki önerileriniz nedir?

En basiti HES’lere yönelik bir taban fiyat uygulaması getirilmesi. Tavan fiyat varsa, taban da olmalı. Getirilecek taban fiyat da, HES’lerin sistem kullanım bedellerini karşılayabilecek bir rakam olmalı, bu tesislere özel. Bir de HES’lere yönelik bahar aylarına özgü bir fiyat uygulanabilir. Daha önce doğalgaz krizi olduğunda böyle bir fiyat tanımlanmıştı. HES’lere özel böyle bir fiyat tanımlanabilir ve sistem kullanım giderleri kurulu güç üzerinden değil de üretim rakamları üzerinden olmalı. Yani HES’lere özel giderlerin kurulu güç üzerinden değil de üretim rakamı üzerinden olması daha hakkaniyetli olacak diye düşünüyoruz.

Şu anda ne kadarlık bir taban fiyat istiyorsunuz mesela?

Bir rakam telaffuz etmek istemiyorum, çünkü taban fiyat değişecek. Ama taban fiyatla orantılı olacak, giderleri karşılayacak bir rakam olmalı. Nedir giderler derseniz, Devlet Su İşleri su katkı payı, sistem kullanım bedeli. Bu giderlerin sabit ve değişken kısımları var ama bunların hepsinin de üretim üzerinden alınması, yani santral elektrik üretirse ödesin, üretmezse ödemesin.

Madem baharda sıfır fiyattan veriyoruz elektriği, bari sistem kullanan almayın mı diyorsunuz?

Evet, öyle bir şey. Veya belli dönemler için özel bir fiyat desteği. Gün içinde belli saatlerde, örneğin sabah sekizden akşam beşe kadar özel fiyatlar uygulanabilir. İşte ördek eğrisi dediğimiz grafiğin oluştuğu saatlerden söz ediyorum. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin zirve yaptığı saatler. Piyasada ileride eksi fiyatlar da çıkacak dememizin sebebi bu. Avrupa’da eksi fiyata giden yol böyle açıldı. Sistemin enerji fazlası verdiği saatlerde piyasa eksi fiyata döndü. Yani ürettiğiniz için para almıyor, aksine ürettikçe sistem yöneticisine para veriyorsun. Çünkü yeniden başlatmanın maliyeti daha yüksek olacağı için santrali durduramıyorsun ve o parayı ödemeyi göze alıyorsun. Bunu önlemek ve HES’lerin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için bu uygulamanın getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü