İlk denizüstü rüzgâr santrali 2030’a yetişebilir

TÜREB Denizüstü RES Projelerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman’a göre offshore rüzgar enerji santrali ile ilgili gelişmelerde ve takvimde aksama olmaması halinde, ilk santraller 2030 yılında elektrik üretmeye başlayabilir.

Enerji Günlüğü - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın denizüstü rüzgar projelerine yönelik açıklamaları enerji sektöründe büyük heyecan yarattı. Buna göre Enerji Bakanlığı, bu yıl içinde Ege Denizi’nin kuzeyinde; Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit çevrelerinde belirlenen 4 bölgede toplam 1 GW büyüklüğünde denizüstü (offshore) rüzgar enerjisi kapasitesi açıklayacak. Bu rakamın 10 yıl içinde 5 GW’a çıkarılması hedefleniyor. Projeler YEKA kapsamında değerlendirilecek. 

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Denizüstü RES Projelerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, konuyla ilgili gelişmeleri ve sektörün yol haritasını Enerji Günlüğü'ne değerlendirdi.

Türkiye ilk denizüstü rüzgar santrallerini (RES) ne zaman görecek? 

Ufuk Yaman: Denizüstü rüzgar santralleri, 2022 yılında ulusal enerji planımıza girdiğinden beri TÜREB olarak Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı YEKA Dairemizle koordineli ve yoğun bir çalışma yürütüyoruz. İlk santralin ne zaman kurulacağı; kapasite tahsisinin, fizibilite ve ölçüm çalışmalarının ne zaman yapılacağı gibi pek çok etkene bağlı Ancak Bakan Bey’in bu yıl en azından 1 GW’lık bir kapasite tahsisi ve ihale yapılacağını açıklaması sektörün uzun süredir beklediği, çok sevindirici bir haber oldu. Bakanlık bu kapasiteyi 1 GW ile bırakmayıp 5 GW’a kadar planlayacağını belirtti. Eğer bu takvim planlandığı gibi işlerse, 2030 yılında ilk 1 GW’lık kurulu gücümüzü denizlerimizde görebiliriz.

Denizüstü RES projelerinin finansmanı için şu anda piyasa şartları hazır mı? 

Yaklaşık 3 yıl öncesine kadar hem finansman hem de tedarik zinciri konusunda dünyada çok ciddi darboğazlar vardı. Özellikle Amerika, kendi yeşil sanayisini kurmak için hem karasal hem de denizüstü RES'lere çok büyük teşvikler sağlamıştı. Ancak bugün Amerika’daki politika değişikliği nedeniyle bu pazar finansörlere ve türbin üreticilerine kapandı. Bu durum, Amerika için hazırlanan ciddi bir finansal ve tedarik kapasitesinin boşa çıkması anlamına geliyor. Biz eğer hızlı hareket edip projelerimizi birkaç yıl içinde olgunlaştırarak finansman aşamasına getirebilirsek, piyasada bu projeleri finanse etmek isteyen hazır paydaşlar var.

Uluslararası finans kuruluşlarının bu ihalelere yaklaşımı nasıl? 

Hem Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) hem de Dünya Bankası ile bu konuyu çok yakından görüşüyoruz. Hatta bakanlığımız bu ihaleyi planlamadan önce kendileriyle bir dizi koordinasyon toplantısı gerçekleştirerek görüşlerini aldı. Bu kurumlar da Türkiye’nin karasal YEKA modellerine benzer şekilde hayata geçireceği bir denizüstü ihalesinin çok başarılı olabileceğini ifade ettiler.

Mehmet DAYIOĞLU - ENERJİ GÜNLÜĞÜ