İPM: Çelik sektörünün karbonsuzlaştırılması rekabet avantajı sağlar

Emisyon yoğun sektörlerden çelik sektörü Türkiye’nin enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 7’sinden sorumlu ve ülkenin toplam emisyonlarının yüzde 7’sini oluşturuyor.

Enerji Günlüğü -  Çelik sektörünün tüm tedarik zincirini kapsayan yeni pazar koşullarına uyumunu hızlandıracak şekilde harekete geçmesinin, küresel ölçekte Türkiye’ye rekabet avantajı getirebileceği kaydedildi.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi tarafından yayımlanan  ve ham çelik üretimi sektörünün toplam emisyonlarını tesis bazında hesaplayan Türkiye’deki ilk çalışma olan ‘Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması: Mevcut Durum’ raporunda üretimin çoğunlukla fosil yakıtlara bağlı olduğu çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının küresel ölçekte Türkiye’ye rekabet avantajı sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak bunun için, Avrupa Birliği (AB) Sınırda Karbon Denkleştirme Mekanizması’nın yakın bir gelecekte yürürlüğe gireceği de göz önünde bulundurulduğunda, sektörün; tüm tedarik zincirini kapsayan yeni pazar koşullarına uyumunu hızlandıracak şekilde harekete geçmesi gerekiyor.

EN YOĞUN KULLANILAN KAYNAKLAR KÖMÜR VE FOSİL GAZ

Raporda, sıvı çelik eldesi ve nihai ürünlerin imalatı aşamalarında en yoğun şekilde kullanılan kaynakların kömür, şebekeden çekilen elektrik ve fosil gaz olduğuna dikkat çekiliyor. Rapor, tesislerin tükettiği enerji miktarına ilişkin bulguları da içeriyor. Buna göre, entegre tesislerin çelik üretimi için ihtiyaç duyduğu enerjinin yaklaşık yüzde 90’ı kömürden yüzde 7’sini ise fosil gazdan elde ediliyor. Elektrik ark ocaklı tesislerde ise tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 60’ı elektrik enerjisinden, yüzde 32’si fosil gazdan geliyor. Entegre tesisler, diğer tesislere kıyasla, birim üretimde 9-10 kat daha fazla enerji tüketiyor. Sektörde enerji verimliliği de istenilen noktada bulunmuyor.

“TÜRKİYE SANAYİDE KARBONSUZLAŞMA YOL HARİTASINI MUTLAKA BELİRLEMELİ”

Raporun editörü, IPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin yüksek enerji yoğunluklu sanayi ürünlerinin önemli bir ihracatçısı ve tüketicisi olduğuna dikkat çekerek, “Taraf olduğumuz Paris Anlaşması’na uygun olarak dünyada düşük karbonlu çelik üretiminin kural haline gelmeye başladığı bir dönemde, Türkiye de anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek ve 2053’te net sıfır hedefini tutturmak için sanayide karbonsuzlaşma yol haritasını mutlaka belirlemeli. Bu aynı zamanda Türkiye sanayiinin rekabetçi konumunu koruması için de zorunlu” ifadelerini kullandı.

Rapordan öne çıkan bulgular şöyle:

- Türkiye’deki 41 ham çelik üretim tesisisin 2021 yılındaki sera gazı emisyonları*, 40 milyon ton ile ülkenin toplam emisyonlarının yüzde 7’sini oluşturuyor.

- Türkiye’deki üç entegre demir çelik tesisi, sektörün toplam emisyonlarının yaklaşık %70’inden sorumlu.

- Çelik sektörü Türkiye’nin enerji tüketiminin yaklaşık %7’sinden ve sanayideki enerji tüketiminin yaklaşık %22’sinden sorumlu.

- Türkiye, yaklaşık 2 milyar ton üretim yapılan küresel çelik pazarında en büyük 10 çelik üreticisinden birisi ve 2021 yılında gerçekleşen 40,4 milyon ton ile dünyada 7. sırada yer aldı. Çelik tüketiminde ise 33,4 milyon ton ile 8. sırada bulunuyor.

- Türkiye ekonomisi içinde önemli bir paya sahip olan Çelik sektörü, 25 milyar ABD doları ihracat değeri ile otomotiv ve kimya sektörlerinden sonra Türkiye’nin en büyük 3. dış ticaret kalemi.