Kâğıt üzerinde ateşkes, sahada yanıcı gerçekler

Murat LeCompte

Geride bıraktığımız hafta, küresel enerji piyasalarında diplomatik manşetler ile fiziki arz ve lojistik gerçekleri arasındaki ayrımın zirveye çıktığı günlere sahne oldu.

Vadeli işlemlerde Brent petrol, hafta sonundaki "enerji ateşkesi" açıklamalarıyla 103–104 dolar bandında dalgalanırken, WTI yaklaşık 90,4 dolardan işlem gördü. İki gösterge arasındaki 13 dolarlık makas, Hürmüz risk priminin ve nakliye maliyetlerinin doğrudan bir yansıması olarak masada durmaya devam ediyor.

Ancak piyasanın asıl stres noktası ham petrolün manşet fiyatı değil; dizel açığı, boğazlardaki füze trafiği ve kâğıt üzerindeki siyasi mutabakatların sahaya yansıdığı anlar.

İşte geçtiğimiz haftanın öne çıkan dört ana başlığı ve enerji dengelerine yansımaları:

1. Dizel Diplomasisi: Kâğıt Üzerinde Milyon Tonlar, Sahada ise Damlalar

Haftanın en çok konuşulan başlığı, Washington ile Moskova arasında duyurulan dizel mutabakatı oldu.

Donald Trump, Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Rusya’nın küresel piyasalara 4,8 milyon ton (yaklaşık 36 milyon varil) dizel sağlayacağını duyurdu; ABD Hazine Bakanlığı ise geçici bir yaptırım muafiyeti yayımladı.

Ancak makro enerji matematiği başka bir tablo çiziyor:

  • İlk Sevkiyatın Boyutu: Ekim ayı için taahhüt edilen 300 bin tonluk ilk dilim, yaklaşık 2,25 milyon varile tekabül ediyor. Bu hacim bir aya yayıldığında günde yalnızca 75 bin varil demek.
  • Tüketim Karşılığı: İlk üç aşamayı kapsayan yaklaşık 13 milyon varillik paket; küresel dizel talebinin yarım gününe, ABD’nin ise yalnızca 4 günlük tüketimine denk geliyor!
  • Kalıcı Açık: Basra Körfezi ve Rusya kaynaklı deniz yolu dizel arzındaki açık günde 1,6 milyon varil civarında seyrederken, 75 bin varillik bir akışın küresel açığı kapatmaktan ziyade sembolik bir rahatlama yaratacağı açık.

Daha da önemlisi, bu anlaşmanın hayata geçmesi "rafinerilerin vurulmaması" şartına bağlı. Nitekim açıklamanın hemen ardından Ukrayna’nın İHA’larıyla Novoshakhtinsk ve Samara tesislerini ve Rostov'daki Yug Rusi terminalini vurması, Rusya’nın ise Harkiv elektrik altyapısını hedef alması, kâğıt üzerindeki ateşkesin sahada karşılık bulmadığını gösterdi. Ya “enerji ateşkesi” ciddiye alınmadı ya da İHA’lar okuma-yazma bilmiyor!

2. Hürmüz ve Kızıldeniz: Tarihin En Sert Tanker Trafiği Darboğazı

Ekim ayının ilk günlerinden bu yana Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırılar durmadı. Ayın başından bu yana en az 12 tanker vurulurken, yalnızca eylül ayındaki vaka sayısı 16’yı aşmıştı.

Pazar günü (11 Ekim) Umman açıklarında MT Petro Dolphin ve boğaz girişinde MT Valthera tankerlerinin hedef alınmasıyla risk en üst seviyeye çıktı.

Kpler verilerine göre pazar günü Hürmüz’den AIS sinyali açık geçen emtia gemisi sayısı sıfıra indi (bir önceki hafta sonu bu rakam 31 idi).

Paralel kriz Kızıldeniz hattında da derinleşti; Husi güçlerinin Suudi Arabistan'a ait Encelia ve Amzan tankerlerini vurması, Doğu-Batı bypass hattının açıldığı Kızıldeniz çıkışını da ateş hattına soktu.

3. Riyad Havalimanı Saldırıları ve Jeopolitik Kırılma

Hafta sonu Suudi Arabistan doğrudan hedef alındı. Riyad Havalimanı terminaline isabet eden balistik füzeler nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

Ertesi gün düzenlenen ikinci saldırı, hava trafiğinin durma noktasına gelmesine ve uluslararası hava yollarının seferlerini askıya almasına yol açtı.

Husilerin tüm Suudi havalimanlarını hedef ilan etmesi ve Washington’ın karşı saldırı sinyalleri vermesi, lojistik risk primini yalnızca deniz yollarıyla sınırlı tutmuyor; Körfez'in kara ve hava tedarik zincirini de doğrudan baskılıyor.

4. Isaias Kasırgası ve Bölgedeki Petrol/Gaz Üretiminin Durması

Meksika Körfezi'ni vuran Isaias Kasırgası, bölgedeki petrol üretiminin yaklaşık %71,5’ini (günlük 1,46 milyon varil) ve gaz üretiminin %58,8’ini geçici olarak devre dışı bıraktı.

Üreticiler tahliye ettikleri personeli platformlara geri döndürmeye başlasa da, hasar tespit süreçleri yakından izleniyor. Üretimin yeniden başlaması birkaç gün sürebilir.

Genel Değerlendirme

Küresel enerji piyasalarında ekranlarda görülen “finansal” fiyatlar, duyurulan stratejik rezerv satışları (G7'nin 100 milyon varil paketi) veya teyit edilmemiş "enerji ateşkesi" haberleriyle birkaç dolar gevşeyebiliyor.

Ancak fiziksel gerçekler her zaman doğruyu işaret eder:

Füzelerin havalimanlarına düştüğü, tankerlerin açık denizde yandığı ve rafinerilerin vurulduğu bir denklemde, kâğıt üzerindeki taahhütlerle perakende pompa fiyatlarını düşürmek mümkün değil.

ABD’de galon başına 6,25 doların üzerinde (yaklaşık 82 TL/litre) seyreden dizel, küresel rafineri kapasitesi ve fiziksel deniz yolu güvenliği sağlanana kadar küresel enflasyonun en güçlü tetikleyicisi olmaya devam edecek.

Şimdilik hoşça kalın…