Kangal ve Soma termik santralleri: Özelleştirme, borçlar ve işletme krizi

Haluk DİRESKENELİ

İki büyük termik santralde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin yerli kömüre dayalı elektrik üretiminde finansal sürdürülebilirlik sorununu yeniden gündeme getiriyor.

Türkiye’nin yerli linyit kaynaklarına dayalı önemli elektrik üretim tesislerinden Kangal Termik Santrali’nde üretim durdu. Aynı işletmeci grubun kontrolündeki Soma B Termik Santrali ise birikmiş kömür borçları nedeniyle icra sürecine girdi ve Ekim 2026’da en büyük alacaklısı Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) satıldı.

Bu iki gelişme birlikte değerlendirildiğinde, konu yalnızca iki termik santralin işletme sorunu olmaktan çıkıyor. Özelleştirme sonrasında büyük enerji yatırımlarının finansmanı, kömür tedariki, bakım yatırımları ve borç ödeme kapasitesi yeniden tartışmaya açılıyor.

KANGAL TERMİK SANTRALİ’NDE ÜRETİM DURDU

Sivas’ın Kangal ilçesinde 1989 yılından itibaren elektrik üreten Kangal Termik Santrali’nin toplam kurulu gücü 457 MW’tır. Üç üniteden oluşan tesisin ilk iki ünitesi 150’şer MW, üçüncü ünitesi ise 157 MW gücündedir.

Santral, düşük kalorili yerli linyit kullanmak üzere tasarlanmıştır. Konya Şeker’in işletme bilgilerinde kömürün ortalama ısıl değeri 1.100 kcal/kg, günlük kömür tüketimi ise yaklaşık 21 bin ton olarak verilmektedir.

Şirketin 6 Kasım 2026 tarihli özel durum açıklamasına göre, 2019 yılından beri kömür üretimi ve dekapaj faaliyetlerini yürüten Köseoğlu Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., birikmiş alacaklarını tahsil edemediği gerekçesiyle 30 Ekim 2026 tarihinde kömür üretimini ve sevkiyatını durdurdu.

Şirketin açıklamasında santralin başka bir kömür kaynağı bulunmadığı da belirtiliyor.

Böylece günlük yaklaşık 21 bin ton kömür tüketen, 457 MW kurulu gücündeki santral yakıt tedarikinin kesilmesiyle üretimini durdurmak zorunda kaldı.

Ancak üretim kaybının tek nedeni kömür sevkiyatının durması değil. Şirket açıklamalarında teknik arızalar, üretim kayıpları ve gelirlerdeki ciddi düşüş de işletmenin ekonomik açıdan sürdürülemez hale gelmesinde etkili unsurlar olarak gösteriliyor.

SOMA B TERMİK SANTRALİ: BORÇLARIN AĞIR FATURASI

Kangal’daki gelişmeleri değerlendirirken aynı ana şirketin kontrolündeki Soma B Termik Santrali’nde yaşanan mali krizi de incelemek gerekiyor.

Konya Şeker, 2013 yılında Kangal Termik Santrali’ni 985 milyon dolara, 2015 yılında ise Soma B Termik Santrali’ni 685,5 milyon dolara satın almıştı.

Soma B Termik Santrali, 990 MW kurulu gücüyle Türkiye’nin önemli yerli kömür santrallerinden biridir.

Ancak Soma’da zaman içinde kömür tedarikinden kaynaklanan ciddi bir borç birikimi oluştu. Santralin kömür tedarikçisi olan Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) ödenmeyen borçlar ve bunlara eklenen faizler nedeniyle icra süreci başladı.

Santralin icra yoluyla satışında ilk artırmada alıcı çıkmadı. İkinci artırmanın ardından Soma B Termik Santrali, Ekim 2026’da 6 milyar 946 milyon TL bedelle en büyük alacaklısı TKİ’ye satıldı.

Böylece 2015 yılında özelleştirilerek özel sektöre devredilen önemli bir elektrik üretim tesisi, borçların tahsil edilememesi sonucunda yeniden kamu kontrolüne geçme süreciyle karşı karşıya kaldı.

Bu gelişme, enerji sektöründe özelleştirme sonrasında işletme sermayesinin ve kömür tedarik borçlarının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

İKİ SANTRALDE ORTAK SORUN: FİNANSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Soma ve Kangal’daki olayların hukuki nedenleri ve alacaklıları farklıdır.

Soma’da TKİ’nin kömür satışından doğan alacakları nedeniyle icra süreci yaşandı. Kangal’da ise kömür üretimi ve dekapaj faaliyetlerini yürüten özel yüklenici firmanın alacaklarını tahsil edemediği gerekçesiyle sevkiyatı durdurması üretimi doğrudan etkiledi.

Bununla birlikte iki olayın ortak bir yönü var: Kömür tedarik zincirinin finansmanı ve işletmenin ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi.

Bir termik santral yalnızca kazan, buhar türbini ve jeneratörden oluşmaz. Kömürün çıkarılması, dekapaj yapılması, taşınması, stoklanması, yakılması ve elektrik üretiminin sürdürülmesi birbirine bağlı bir işletme zinciridir.

Bu zincirin herhangi bir halkasında ödeme sorunu yaşandığında bütün tesisin üretimi durabilir.

Soma’da kamu kuruluşunun alacaklarını tahsil edememesi icra satışına kadar uzanan bir sürece yol açtı. Kangal’da ise özel madencilik yüklenicisinin alacaklarını tahsil edememesi kömür sevkiyatının kesilmesine neden oldu.

Bu nedenle Kangal’daki gelişmelerin yalnızca geçici bir tedarik sorunu olarak değerlendirilmesi yeterli değildir. Şirketin toplam borçları, banka kredileri, nakit akışı ve diğer yükümlülükleri de incelenmelidir.

TEKNİK YAŞLANMA VE REHABİLİTASYON İHTİYACI

Kangal Termik Santrali’nin ilk iki ünitesi yaklaşık 37, üçüncü ünitesi ise 26 yıllıktır. Soma B Termik Santrali’nin de uzun yıllardır işletmede bulunan üniteleri vardır.

Bu yaştaki termik santrallerde kazan, buhar türbini, jeneratör, kömür değirmenleri, fanlar, elektrofiltreler, kül sistemleri ve baca gazı arıtma tesislerinin düzenli bakım ve modernizasyonu büyük önem taşır.

Yaşlanan ekipmanların arıza sıklığı artabilir. Bakım ve onarım maliyetleri yükselirken santralin emre amadeliği ve yıllık elektrik üretimi düşebilir.

Özellikle düşük kalorili linyit kullanan tesislerde büyük miktarda kömürün çıkarılması, taşınması ve yakılması gerekir. Bu durum madencilik, lojistik ve santral işletmesi arasında güçlü bir finansal koordinasyon gerektirir.

Kömür santrallerinde rehabilitasyon yatırımlarının ertelenmesi, kısa vadede nakit tasarrufu sağlıyor gibi görünse de uzun vadede üretim kayıplarını ve işletme maliyetlerini artırabilir.

Kangal ve Soma örnekleri, teknik modernizasyonun finansal sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

ÖZELLEŞTİRME SONRASI İŞLETME MODELİ SORGULANIYOR

Türkiye’de termik santrallerin özelleştirilmesindeki temel beklenti, özel sektörün finansman ve işletme verimliliği sağlayarak üretimi geliştirmesiydi.

Ancak santralleri satın almak ile onları uzun yıllar ekonomik biçimde işletmek birbirinden farklı konulardır.

Satın alma bedelinin finansmanı, banka kredileri, kömür tedarik ödemeleri, personel giderleri, bakım yatırımları, çevre mevzuatına uyum ve elektrik satış gelirleri birlikte yönetilmelidir.

Elektrik piyasasında fiyatların değişmesi, üretim maliyetlerinin yükselmesi ve finansman giderlerinin artması, büyük termik santrallerin nakit akışını zorlaştırabilir.

Soma’da yaşanan icra süreci, özelleştirilmiş bir enerji tesisinin borçlarını ödeyemediği zaman mülkiyet değişikliğine kadar gidebilen sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.

Kangal’da ise santralin daha önce gündeme gelen satış süreci, üretimin durması ve kömür tedarikindeki belirsizlikler birlikte değerlendirildiğinde, yeni bir yatırımcı ihtimali ve işletmenin geleceği önem kazanıyor.

Kangal’ın da Soma ile aynı hukuki süreci yaşayacağını söylemek için henüz yeterli bilgi yoktur. Ancak iki santralin aynı ana şirketin kontrolünde bulunması, grubun finansal durumunun birlikte incelenmesini gerekli kılıyor.

ÇALIŞANLAR VE YEREL EKONOMİ

Kangal Termik Santrali’nde kadrolu ve taşeron çalışanlarla birlikte yaklaşık 950-1.000 kişinin istihdam edildiği bildiriliyor.

Üretimin durması üzerine teknik, idari ve mali faaliyetleri sürdürecek asgari personel dışında kalan çalışanların önce yıllık izinlerini kullanmaları, ardından ücretsiz izne çıkarılmaları kararlaştırıldı.

Santralin uzun süre kapalı kalması yalnızca çalışanları değil, Kangal ilçesindeki esnafı, nakliyecileri, hizmet sektörünü ve santralle ekonomik ilişkisi bulunan işletmeleri de etkileyecektir.

Soma’da yaşanan mülkiyet değişikliği de bölgedeki çalışanlar ve yerel ekonomi açısından yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Bu tesisler yalnızca elektrik üretim merkezleri değil, bulundukları bölgelerde önemli istihdam ve ticaret kaynaklarıdır.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NELER BEKLENMELİ?

Kangal Termik Santrali’nin yeniden üretime başlayabilmesi için öncelikle kömür tedarik sorununun çözülmesi gerekiyor. Bunun yanında madencilik yüklenicisinin alacaklarının nasıl ödeneceği, santralin teknik arızalarının giderilmesi ve işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açıklığa kavuşmalıdır.

Ayrıca şirketin banka borçları, kamu kuruluşlarına ve özel tedarikçilere olan yükümlülükleri, varsa kredi yeniden yapılandırmaları ve santral üzerindeki teminatlar incelenmelidir.

Soma’da ise TKİ’ye satış sonrasında işletmenin nasıl yönetileceği, üretimin hangi finansman modeliyle sürdürüleceği ve çalışanların durumunun nasıl şekilleneceği önem taşıyor.

Bu iki santral için ortak ihtiyaç, sürdürülebilir bir işletme ve finansman modelidir.

TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKASI AÇISINDAN ÇIKARILACAK DERSLER

Kangal ve Soma Termik Santralleri’nde yaşananlar, Türkiye’nin yerli kömür politikası açısından önemli dersler içeriyor.

Yerli kömür kaynaklarının değerlendirilmesi yalnızca santral kurmakla mümkün değildir. Maden işletmesi, dekapaj, nakliye, stok yönetimi, elektrik üretimi, bakım ve finansman birbirini tamamlayan unsurlardır.

Büyük enerji yatırımlarında tek tedarikçiye bağımlılık dikkatle yönetilmeli, yeterli kömür stokları bulundurulmalı, uzun dönemli tedarik sözleşmeleri ödeme güvenceleriyle desteklenmelidir.

Özelleştirme sonrasında da işletmelerin mali yapısı düzenli olarak izlenmeli, bakım ve rehabilitasyon yatırımları ertelenmemelidir.

Soma’da bir kamu kuruluşunun alacaklarını tahsil edebilmek için santrali devralması, Kangal’da ise kömür tedarikçisinin alacakları nedeniyle üretimin durması, enerji sektöründe finansal disiplinin önemini açıkça ortaya koyuyor.

Bir termik santralin gerçek değeri yalnızca kurulu gücüyle ölçülmez. Kömürünü zamanında temin edebilmesi, çalışanlarının ücretlerini ödeyebilmesi, bakım yatırımlarını yapabilmesi, borçlarını çevirebilmesi ve kesintisiz elektrik üretebilmesi gerekir.

Kangal ve Soma örnekleri bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Enerji güvenliği, yalnızca yerli kaynağa sahip olmak değil, o kaynağı ekonomik ve sürdürülebilir biçimde işletebilmektir.