Enerji Günlüğü - ABD ve İran'ın kalıcı barış konusunda anlaşmaya vardıkları haberleri, petrol fiyatlarını aşağı çekti. Bu arada savaş nedeniyle kapanan, enerji lojistiği açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın ne zaman açılabileceği soruları gündeme geldi.
Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kara, televizyon kanalı NTV'de canlı yayında İran Savaşı ve Hürmüz Krizi'nin enerji piyasalarına yansımalarına ilişkin soruları cevapladı. Kara, boğazdaki fiziki tahribat nedeniyle kapasitenin eski düzeyine dönmesinin haftalarla değil aylarla ölçüleceğini söylerken, savaş tahribatı yüzünden petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin ağırlıklı bölümünün arz yetersizliğinden çok ileriye yönelik olumsuzluk psikolojisinden kaynaklandığını ifade etti.
ALTYAPI ONARIMI: HAFTALAR DEĞİL AYLAR
Kara, çatışmaların lojistik altyapıya verdiği hasarın üretim birimlerindeki tahribatın önüne geçtiğini aktardı. "Bombalamalar ve benzeri savaş etkilerinin yol açtığı tahribatın tamir edilmesi gerekecek. Üretim kısmından ziyade yükleme ve aktarma kısımlarında, yani lojistik kısmında daha çok zarar gören yerler olduğu düşünülüyor" dedi.
Üretim kuyularında da hasar bulunduğunu belirten Kara, şu değerlendirmede bulundu: "Bir uçak saldırısı ya da bir füze saldırısıyla ortadan kaldırdığınız bir tesisi yeniden yerine koymak biraz daha uzun zaman alır. Yıkmak kolay, yapmak zordur."
Son dönemde Hürmüz Boğazı'ndan günde geçen gemi sayısının bir ayda geçen gemi sayısına eşitlendiğinin hatırlatılması üzerine, eski trafik yoğunluğuna ne zaman ulaşılacağı sorusuna kesin bir takvim ve tahmin cevabı vermekten kaçındı.
FİYAT ETKİSİ: REEL DEĞİL PSİKOLOJİK
Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji lojistiğindeki payının yüzde 20'ye yakın olduğunu hatırlatan Kara, bu oranın tek başına mevcut fiyat artışını açıklamaya yetmediğini vurguladı. "Petrol ve akaryakıt altyapılarının bu savaştan zarar görmesi ve çok uzun soluklu, telafisi mümkün olmayan hasarlar verilirse ileride bu işler tekrar zor düzelir algısının verdiği etkiyle aslında biraz fazla artış kaydedildi" diye konuştu.
Kara, yılbaşında 55 dolar düzeyinde seyreden ham petrolün 110 dolara yaklaşmasını bu psikolojik baskının somut göstergesi olarak değerlendirdi. "Fiyatlar sadece Hürmüz Boğazı'nın kapasitesi ya da kapalılık oranından etkilenmiyor; bunun çok daha ötesinde faktörler var" dedi.
RUS PETROLÜ VE BİRLEŞİK KAPLAR TEORİSİ
Kara, küresel petrol piyasasında OPEC ve OPEC Plus'ın yaklaşık 20 yıldır sürdürdüğü üretim kısıtlamalarını arka plan olarak hatırlattı. Yapısal arz fazlasının tüketicilerin can havliyle petrol arayacağı bir ortamı engellediğini belirterek Rusya faktörüne dikkat çekti. "Rusların dünya pazarlarına sunamadığı ya da sunmakta zorluk çektiği bir petrol var. Birleşik Kaplar Teorisi burada da geçerli" dedi.
Ambargoyla kısıtlanan Rus petrolünün çeşitli kanallardan piyasaya girişinin arz-talep dengesini etkilemeyi sürdürdüğünü aktaran Kara, bu nedenle Hürmüz kapasitesi kaybının fiyatlar üzerindeki etkisinin pek çok analistin öngördüğünden sınırlı kaldığını ifade etti.
BÖLGESEL KONTROL VE ABD'NİN KONUŞLANMASI
İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol iddiasında bulunmasının anlamı konusunda Kara, İsrail ve ABD'den henüz net açıklamalar gelmediğini belirterek temkinli bir değerlendirme yaptı. "Yeterince bilgi sağlanmadan herkes karanlıkta dövüşüyormuşçasına tahminlerde bulunmaya çalışıyor" dedi.
Kara, bununla birlikte ABD'nin bölgedeki askeri konuşlanmasının dönüşeceğini öngördü: "ABD askeri varlığının yavaş yavaş geri çekileceği anlamına geliyor bu. Aktif müdahaleye hazır, hazır kıta vaziyette beklemek yerine biraz daha uzakta, belki Hint Okyanusu'nda belki Doğu Akdeniz'de beklemeyi tercih edeceklerdir."
Gemi trafiğinin en azından kontrollü ve güvenli biçimde yeniden başlayabileceğini de ekledi; ancak bu değerlendirmeye de belirli bir belirsizlik payı bıraktı.