Kurulu güç ve fazla kapasite tevatürü 2: Haziran 2025-2026 Analizi - Ali Hakan EVEREKLİ

Sektörün tecrübeli ismi Ali Hakan Everekli, sıkça dile getirilen, elektrikteki toplam kurulu güç ile pik talep makasının çok açıldığı yönündeki değerlendirmenin gerçeği ne kadar yansıttığını tartışmaya devam ediyor.

Değerli dostlar ve meslektaşlar,

Bu yazım, daha önce sizlerle paylaştığım Kurulu Güç ve Fazla Kapasite Tevatürü başlıklı analiz çalışmamın derinleştirilmiş bir devamı niteliğindedir. Bu bölümde, Türkiye elektrik sisteminin Haziran 2025 ve Haziran 2026 dönemlerine ait verilerini karşılaştırmalı olarak masaya yatırıyoruz. Amacımız; kamuoyunda sıklıkla bir “güvenlik marjı” olarak algılanan fazla kapasitenin aslında nasıl bir yönetim zorluğuna dönüştüğünü, tüketim trendlerindeki değişimi ve şebeke esneklik ihtiyacını profesyonel bir perspektifle ortaya koymaktır. 

VERİ METODOLOJİSİ VE ÖNEMLİ HATIRLATMA 

Analizde kullanılan veriler, YTBS kaynaklı Haziran 2025 ve Haziran 2026 dönemlerine ait saatlik tablolar üzerinden derlenmiştir. Daha önceki çalışmalarımda da belirttiğim üzere, bu saatlik veriler sistemde anlık oluşan en uç PİK ve DİP değerleri milisaniyelik bazda yakalayamasa da, sistemin genel gidişatı, arz-talep dengesinin evrimi ve kapasite projeksiyonları hakkında güçlü bir fikir vermektedir. 

TÜKETİM TRENDLERİ: PİK DEĞERLERİN YAYILIMI VE ARTIŞ 

Haziran aylarına ait tüketim tabloları incelendiğinde, sistem yükündeki büyüme sadece rakamsal bir artış değil, aynı zamanda zamansal bir genişleme gösteriyor. 

Pik Tüketim Karşılaştırması: 2025 yılı Haziran ayında kaydedilen en yüksek saatlik pik değer 53.157 MWh (27 Haziran, saat 14:00) iken, 2026 yılı Haziran ayında bu değer 54.515 MWh (30 Haziran, saat 15:00) seviyesine yükselmiştir.

Pik Genişlemesi: 2026 verilerinde dikkat çeken asıl nokta, tüketim yükünün sadece belirli bir saatte değil, 14:00 ile 16:00 aralığındaki tüm dilimlerde 53.000 MWh bandının üzerinde seyretmesidir. Tüketim yükü artık gün içerisine daha geniş bir blok halinde yayılmakta, bu da şebeke üzerindeki baskıyı sürekli kılmaktadır.

ATIL KAPASİTE MARJI VE “ÖRDEK EĞRİSİ” TEHLİSESİ 

Üretim kapasitesindeki büyümenin, tüketim artışıyla olan korelasyonu incelendiğinde karşımıza çıkan tablo oldukça dramatiktir:

Şok Edici Artış: YTBS Haziran 2025 ve 2026 verileri kıyaslandığında; 2025 yılında saat 12:00'deki en düşük kapasite fazlası (atıl kapasite marjı) 11.579 birim iken, 2026'da bu rakam 21.103 seviyesine fırlamıştır. Sadece bir yıl içerisinde öğle saatlerindeki kapasite fazlası yaklaşık %82 oranında artmıştır.

Üretim-Tüketim Makası: Tüketim piki yıllık bazda yaklaşık 1.350 MWh artarken, öğle saatlerindeki kapasite fazlasının yaklaşık 9.500 MWh artması, özellikle güneş tabanlı kapasite artışının talep büyümesini çok geride bıraktığını kanıtlamaktadır.

Stratejik Risk: Bu durum daha önce de defaten bu mecrada paylaştığım literatürde "Duck Curve" (Ördek Eğrisi)olarak bilinen fenomen riskini derinleştirmektedir. Güneş enerjisinin zirve yaptığı saatlerde oluşan bu devasa üretim fazlası, "fazla kapasite bir avantajdır" tevatürünün aksine, yönetilmediği takdirde sistemde frekans kararsızlığına ve "curtailment" (üretim kısıntısı) zorunluluğuna yol açacak bir yüktür.

HAZİRAN 2026 TÜRKİYE ENERJİ PROJEKSİYONU ÖZETİ 

ŞEBEKE İSTİKRARI, FİYAT DÜŞÜŞÜ VE DEPOLAMA 

Tüketim sonrası kalan bu atıl kapasitenin yönetilmesi, artık opsiyonel bir tercih değil, sistemin sürdürülebilirliği için stratejik bir zorunluluktur.

Enerji Depolama ve Esneklik: Öğle saatlerinde oluşan %82'lik devasa atıl kapasite marjının enerji depolama sistemleri tarafından saklanması, akşam pik saatlerinde ise bu enerjinin sisteme geri verilmesi gerekmektedir. Şebeke esneklik ihtiyacı, mevcut kurulu güç artış hızının çok gerisinde kalmaktadır.

PTF ve Fiyat Düşüşü: Depolama sistemlerinin yokluğunda, gündüz oluşan bu aşırı arz Piyasa Takas Fiyatı (PTF) üzerinde "fiyat düşürücü" etki yaratmaktadır. Fiyatların gündüz sıfıra veya çok düşük seviyelere yaklaşması, akşam ise fırlaması hem yatırımcı öngörülebilirliğini yok etmekte hem de piyasa dengesini bozmaktadır. Esneklik yatırımları, PTF’nin makul ve öngörülebilir bir koridorda kalması için tek çıkış yoludur.

SONUÇ VE GELECEK PROJEKSİYONU

Özetle; artan tüketim talebi karşısında kontrolsüz büyüyen (ve depolama ile desteklenmeyen) üretim kapasitesi, sistem için bir "buffer" değil, bir yönetim krizidir. "Fazla kapasitemiz var, güvendeyiz" şeklindeki tevatür, bu kapasiteyi günün farklı saatlerine kaydıracak teknolojik altyapı (depolama vb.) kurulmadığı sürece yanıltıcıdır.

Bu analiz serisinin devamı olarak, Temmuz 2025 ve Temmuz 2026 verilerini içeren bir karşılaştırmalı raporu da yakında paylaşacağım.