MEHMET KARA | ÖZEL RÖPOTAJ | ANALİZ - SANAYİNİN ENERJİSİ -1
Türkiye son çeyrek yüz yılda enerji alanında ciddi bir dönüşüme imza attı. 2001 yılında Elektrik Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girip Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) faaliyete geçmesi, 2007 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma mekanizmasının (YEKDEM) devreye girmesi, 2013 yılında dağıtım özelleştirmelerinin tamamlanması ve aynı yıl Elektrik Piyasası Kanunu’nun yenilenmesi, bu yoldaki belli başlı dönüm noktalarını oluşturdu. Yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretimine öncelik yeni politikanın ana kolonlarından birini oluşturdu.
Serbestleşme yaklaşımının sonucunda sadece enerji sektöründe değil, ekonominin bütün alanlarında ciddi bir dönüşüm yaşandı. Serbest piyasa mantığı sonucunda, elektriğin sabit bir maliyet kalemi olmaktan çıkarılıp yönetilmesi gereken bir kaleme dönüşmesi, sanayicileri de bu dönmüşümün ana aktörleri arasına soktu. Sanayici bir yandan enerji maliyetlerini yönetmeyi öğrenirken, bu yolda attığı en kritik adımlardan biri de kendi enerjisini üretmeye yönelmesi oldu. Mevzuat da buna izin verince, son yıllarda kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla elektrik üretimine yönelen sanayi işletmelerinin sayısı hızla arttı, artmaya da devam ediyor.
Sanayideki bu dönüşümün kendisini en çok gösterdiği yerler ise Organize Sanayi Bölgeleri oldu diyebiliriz. Bu bölgeler öteden beri aynı zamanda elektrik dağıtım bölgesi statüsüne sahip olduğu için enerji işine yoğunlaşmada, dışarıdaki sanayicilere göre daha az tereddüt yaşadı denilebilir. OSB yönetimleri bugün kendi bölgelerindeki enerji ihtiyacını dışarıdan tedarik edip dağıtmak, maliyetleri düşürme konusunda da çaba harcamak durumunda.
OSB’lerin enerji konusundaki nabzını ölçebilmek, sanayinin de nabzını ölçebilmek anlamına geliyor. Bu bölgelerin çatı örgütü konumundaki Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu OSBÜK ise sahadaki gelişmeleri tek elden izleyen ve politika geliştiren, ülke sanayi ve ticaret politikalarının oluşturulmasına yönelik çalışmalarda işe yarayan sağlıklı bilgi üretme rolüne de sahip bir kurum. OSBÜK Başkanı Memiş Kütükçü, OSB’lerin enerjisini Enerji Günlüğü’ne anlattı, buyrun.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir; OSB’lerimizde elektrik tüketimleri, doğrudan sanayi üretimi anlamına geliyor. Bu nedenle OSBÜK olarak Enerji İzleme Sistemi üzerinden OSB’lerimizin elektrik tüketimlerini sürekli olarak takip ediyoruz. Ülkemizde 418 OSB’mizde 68 bin fabrikamız üretim yapıyor. Yine OSB’lerimiz Türkiye’nin sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini gerçekleştiriyor. Son 5 yıldaki elektrik tüketimlerine bakıldığında ise dalgalı bir seyir izledik, diyebiliriz.
Dalgalanmaların nedenlerini sorsak?
Malumunuz 2020 yılında başlayan Covid-19 pandemisi ile birlikte üretimde bir tedirginlik oluştu. Ancak sanayimiz kısa bir süre sonra bu tedirginliği üzerinden atarak, üretime odaklandı ve 2021 yılında OSB’lerimizin elektrik tüketimi, dolayısıyla üretim pik yaptı. 2021’de OSB’lerimizin elektrik tüketimi 47 milyon MW’ın üzerine çıktı. 2023’te bölgesel ve küresel gelişmelerin yanı sıra, yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkisiyle OSB’lerimizdeki elektrik tüketimi bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 2,8 düştü. O günden bu yana da bir toparlanma mücadelesi sürüyor. Geçtiğimiz yıl, 2025’te ise yüzde 2,92’lik elektrik tüketimi artışı gerçekleşti. 2025’te yaşanan bu artış, OSB’lerimizin tüm zorluklara rağmen üretimden taviz vermediğini, üretim kararlılığını sürdürdüğünü gösteriyor.
OSB’lerdeki tesislerin enerji maliyetlerini düşürmek için en çok tercih ettikleri yol ve yöntemler neler?
Organize Sanayi Bölgelerimizde faaliyet gösteren sanayi tesislerimiz için enerji maliyeti, bugün hammadde ve işçilikten sonra en kritik kalemlerinden biri haline geldi. Bu nedenle işletmelerimiz enerji konusunda, hem tasarruf sağlayan hem de uzun vadede maliyetleri öngörülebilir kılan çözümlere yöneliyor.
Bu noktada organize sanayi bölgelerimizde en çok tercih edilen yöntemlerin başında çatı tipi Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımları geliyor. Öz tüketim modeli ile fabrikalarımız elektrik ihtiyaçlarının bir kısmını kendi GES’lerinde üretiyor.
Bugün OSB’lerimizdeki güneş enerjisi santrallerinin toplam kapasitesi 4 bin 678 MW’a ulaştı. Bunun yanı sıra; OSB’lerimizde 27 MW Rüzgâr Enerjisi Santrali, 363 MW Biyokütle, 80 MW Jeotermal tesisi faaliyet gösteriyor. Hepsini topladığımızda OSB’lerimizde toplam 5 bin 148 MW’lık yenilenebilir enerji kaynağı bulunuyor.
Öyle ki, OSB’lerimizdeki yenilenebilir enerji üretim kaynaklarının kapasitesi, fosil yakıtları geçmiş durumda. 5 bin 148 MW yenilenebilir enerji kaynağına karşın, doğalgaz çevrim santrali, ko-jenerasyon, TRI-Jenerasyon, termik santral gibi fosil enerji kaynaklarının toplam kapasitesi 3 bin 482 MW. Bu rakamlar OSB’lerdeki sanayicilerimizin yenilenebilir enerji kaynaklarına artan ilgisini gösteriyor.
OSB’lerdeki işletmeler için, kendi elektriğini üretmeyi ve enerji verimliliği yatırımını cazip kılacak ne tür düzenlemeler var? Geçmişte en çok hangi yol ve yöntemler tercih edildi, bugün en çok tercih edilenler neler?
Geçmiş dönemlerde, özellikle 2010-2018 yılları arasında GES maliyetleri yüksek olduğu için en çok tercih edilen yöntem kojenerasyon olmuştur. Özellikle tekstil ve gıda gibi buhar ihtiyacı olan tesisler, doğalgazın avantajlı olduğu dönemlerde yüzde 80’in üzerinde toplam verim elde ettiler. Ancak bugün tablo değişti. Artık GES yatırımları açık ara lider konumda. Yatırımın 3-5 yıl içinde geri dönüş süresi, karbon avantajı, finansman erişimi ve fiyat dalgalanmalarına karşı sağladığı riskten korunma etkisi bu modeli öne çıkardı.
Sonuç olarak, OSB’lerde enerji maliyetini düşürme yaklaşımı yıllar içinde değişti, GES yatırımları öncelendi, dijital izleme ve verimlilik yatırımları ön plana çıktı. Artık OSB’lerimiz enerjiyi sadece tüketen veya satın alan değil, aynı zamanda üreten ve yöneten yapılar haline geldi.
Enerji verimliliği ve öztüketim amaçlı elektrik üretimi yatırımları için yeterli ve kolay finansman sağlanabiliyor mu?
Enerji verimliliği ve öz tüketim amaçlı yatırımlarda (özellikle GES, atık ısı, kojenerasyon) finansman konusu Türkiye’de proje bazlı ilerliyor. Mevcut durumda bugün için çatı GES daha kolay finanse edilebiliyor. Ayrıca çatı GES’in nakit akışı daha öngörülebilir. Leasing modeli kullanılabiliyor. OSBÜK olarak biz de, firmalarımızın GES başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında finansa ulaşımlarını kolaylaştırmak için bankalarla, çeşitli finans kuruluşlarıyla protokoller imzalıyoruz. Ancak burada tabii, yenilenebilir enerji konusuna artık daha fazla yeşil finansman gözüyle bakmamız gerekiyor. Sanayicilerimizin yeşil finansman yoluyla, çevre dostu teknolojilere erişimini artırmak için düşük faizli, uzun vadeli yeşil kredi ve hibe programları oluşturulmalı.
Son dönemde elektrik üretim yatırımları alanındaki en önemli konu başlıklarından biri depolama. OSB’lerde bu konu ne ölçüde önemli? OSB yönetimleri bölge bazında ortak depolama yatırımını bir çözüm olarak düşünebilir mi?
Depolama artık bir “gelecek teknolojisi” değil, özellikle OSB’ler için stratejik bir altyapı konusu. Çatı GES yatırımları hızla artarken, üretim ve tüketim saatleri arasındaki fark büyüyor. Bu da puant maliyetlerini ve şebeke yükünü arttırıyor. Depolama sistemleri, hem pik talep yönetimi hem de fiyat arbitrajı yoluyla maliyetleri düşürme imkânı sunuyor. Geldiğimiz noktada, OSB’lerimiz bölge bazında ortak depolama yatırımlarını ciddi şekilde değerlendirmeli. Böylece ölçek ekonomisi sayesinde yatırım maliyeti düşer, kullanım oranı artar ve finansman daha erişilebilir hale gelir.
Mehmet KARA - Enerji Günlüğü