Maden Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel: Kömürü şeytanlaştırmayın

Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, “Biz kömürü kutsamıyoruz. Ama kömürü şeytanlaştırmanın da doğru olmadığını söylüyoruz. İklim gerçeğini reddetmeden enerji güvenliğimizi kalkınmayı birlikte düşünmeliyiz” dedi. 

Enerji Günlüğü - TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi’nin düzenlediği Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi, Zonguldak’ta başladı. 

Dedeman Hotel’de gerçekleştirilen Kongre, Kömür sektörünün ulusal ve uluslararası paydaşlarını bir araya getiriyor. Kongre’de arama ve üretimden iş güvenliğine, dijitalleşmeden çevre politikalarına kadar kömür madenciliğinin tüm boyutları ele alınıyor. 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, kömür madenciliğini konuşurken dünyadaki enerji dönüşümünün görmezden gelinemeyeceğini belirtti. İklim değişikliğinin bir gerçek olduğunu ifade eden Yüksel “Dünyada fosil yakıtlara dayalı enerji sisteminden daha düşük karbonlu bir yapıya geçiş yaşanıyor. Ama başka bir gerçek daha var; Enerji dönüşümü yalnızca teknik bir konu değildir. Milyonlarca insanın işi, geliri, yaşadığı kent ve geleceği bu dönüşümden etkilenecektir. Bu yüzden ‘adil geçiş’ ya da ‘kömürden adil çıkış’ kavramını özellikle vurguluyoruz” dedi. 

“ADİL ÇIKIŞ YARIN KÖMÜR OCAĞINI KAPATMAK DEĞİLDİR”

Kömürden adil çıkışın “kömür ocaklarını yarın kapatalım” anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Ayhan Yüksel, şöyle konuştu: 

“Yıllarca ülkenin sanayisi ve enerji ihtiyacı için yerin yüzlerce metre altında çalışan madencileri işsiz bırakmak da adil bir dönüşüm değildir. Bir dönüşüm olacaksa bunun bedelini maden emekçileri ödememelidir. Zonguldak ödememelidir. Soma ödememelidir. Kütahya, Çayırhan, Elbistan ve kömürle yaşayan diğer bölgeler de ödememelidir.”

“ADİL GEÇİŞ PLANI BİRKAÇ BÜROKRATA BIRAKILAMAZ”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, kömürden çıkış için bir takvimi varsa veya oluşturulacaksa kömür işçisinin geleceği için de bir takvim ortaya koyulmasının şart olduğunu vurguladı. Türkiye’nin uzun vadeli bir Adil Dönüşüm Planına ihtiyacı olduğunu ve bunun Ankara’da birkaç bürokrat tarafından hazırlanıp uygulanamayacağını kaydeden Yüksel “Çünkü adil dönüşüm, halk için halka rağmen yapılamaz. Maden işçisi masada olmalı. Sendikalar masada olmalı. Maden mühendisleri masada olmalı. Üniversiteler, meslek örgütleri, yerel yönetimler ve bölge halkı da bu sürece katılmalı” ifadesini kullandı. 

ENERJİ ALANINDA PLANA İHTİYAÇ VAR 

Türkiye’nin enerji alanındaki en büyük sorunlarından birini plansızlık olarak dile getiren TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel “Enerji ve madencilik politikaları günlük siyasi tercihlere göre belirlenemez. Bir ülkenin kömür politikasını yalnızca bugünkü elektrik fiyatına bakarak oluşturamazsınız. Bir yandan yerli kaynakların öneminden söz edip diğer yandan taşkömürü ithalatına daha fazla bağımlı hale gelmek ciddi bir çelişkidir” dedi. 

Türkiye’nin, enerji tüketimini yerli üretimle aynı hızda artıramayarak dışa bağımlılığını büyüttüğünü anlatan Ayan Yüksel söyle konuştu: 

“Zonguldak taşkömürü, özellikle demir-çelik sanayimiz için stratejik öneme sahiptir. Buna rağmen yıllardır Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) üretim kapasitesini artıracak yatırımlar yapılmadı. Kurumun personel yapısı zayıflatıldı. Sahalar parçalandı. Rödövans uygulamaları yaygınlaştırıldı. Sonra da kamu kurumlarına dönülüp ‘Neden yeterince üretmiyorsunuz’ diye soruldu.”

KÜÇÜLTÜLEN KURUMDAN VERİM BEKLEMEK 

Yeterli işçi alınmayan, mühendis kadroları güçlendirilmek yerine zayıflatılan, yatırım yapılmayan ve hazırlık çalışmaları zamanında tamamlanmayan bir kurumdan daha fazla üretim beklenemeyeceğinin altını çizen Ayhan Yüksel “Önce kamu kurumunu küçültüp sonra ‘verimsiz çalışıyor’ diyerek özelleştirmeyi çözüm olarak sunmak, yıllardır uygulanan yanlış politikanın özetidir” ifadesini kullandı. 

TTK GÜÇLENDİRİLMELİ 

Başkan Ayhan Yüksel, TMMOB Maden Mühendisleri olarak Türkiye’nin kömür varlığının daha iyi değerlendirilebilmesi için TTK’nın güçlendirilmesini, üretim sahalarının bilimsel bir havza planlamasıyla değerlendirilmesini, yeterli sayıda nitelikli işçi ve mühendis istihdam edilmesini, teknolojik yatırımlar yapılmasını, arama, hazırlık, üretim ve kömürün kullanım alanlarının birlikte planlanmasını önerdiklerini vurguladı. Yüksel, “Doğal kaynaklarımız şirketlerin kısa vadeli kâr hesaplarına göre değil, toplumun uzun vadeli çıkarlarına göre yönetilmeli. Madenciliğin gerçek sahibi halktır. Biz buna kamuculuk diyoruz. Buna planlama diyoruz. Buna kamu yararı diyoruz” ifadelerini kullandı. 

“YER ALTI KAYNAĞI PİYASANIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”

Bir ülkenin yer altı kaynaklarının piyasanın insafına bırakılamayacağını vurgulayan Ayhan Yüksel “Çünkü madenler yeniden üretilemez. Bir kez çıkarılırlar. Bu nedenle soru yalnızca ‘Bu madeni nasıl çıkaracağız’ değildir. Asıl soru şudur: Bu kaynağı kim için, ne kadar ve hangi yöntemle çıkaracağız? Topluma ne kazandıracak? Gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz ne olacak? İşte planlama tam olarak budur” dedi. 

MADENCİLİKTE İŞ GÜVENLİĞİ 

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusuna da değinen Ayhan Yüksel, iş güvenliği uzmanlarının ve mühendislerin işverene ekonomik bağımlılığının sona erdirilmesini, mühendislerin teknik kararlarına müdahale edilmemesini istedi. 

Üretim hedefi uğruna güvenlikten taviz verilmemesi gerektiğini vurgulayan Aylan Yüksel şu önerileri dile getirdi: 

“Her vardiyada yeterli sayıda teknik personel bulunmalı. Risk değerlendirmeleri kâğıt üzerinde kalan belgeler olmaktan çıkarılmalı. Grizu, havalandırma, yangın, toz, tahkimat ve su baskını riskleri sürekli izlenmeli. Gerekli teknolojik yatırımlar maliyet hesabına kurban edilmemeli. Kaza olduktan sonra sorumlu arayan değil, kazadan önce riski ortadan kaldıran bir sistem kurulmalı.”

GÜÇLÜ SENDİKA, YÜKSEK İŞ GÜVENLİĞİ

Sendikaların güçlü olduğu ve çalışanların üretim baskısına karşı söz söyleyebildiği işyerlerinin daha güvenli olduğunun altını çizen Ayhan Yüksel konuşmasına şöyle devam etti: 

"İşçi sağlığı ve iş güvenliği aynı zamanda bir hukuk ve demokrasi sorunudur.

Çalışan ‘Bu koşullarda çalışmak güvenli değil’ diyebilmeli ve bunu söylediği için işini kaybetmekten korkmamalı. Hukukun zayıfladığı, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale geldiği ve temel hakların daraltıldığı bir ülkede işçi sağlığını güvence altına almak da zorlaşır. Çünkü hukuk yalnızca mahkeme salonlarında değil, işyerlerinde de yaşar. İşçinin yaşam hakkı, örgütlenme hakkı, itiraz etme hakkı ve güvenli çalışma hakkı korunmuyorsa, iş güvenliği kuralları da kâğıt üzerinde kalır.”

İŞ SAĞLIĞI İÇİN VE DEMOKRASİ   

Seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınıp yerlerine merkezi idare tarafından kayyum atanmasını, halkın iradesini yok sayan bir anlayışın göstergesi olarak değerlendiren Ayhan Yüksel şöyle devam etti: 

“İşyerinde işçiyi dinlemeyen, sendikayı etkisizleştiren ve meslek örgütlerini karar süreçlerinin dışına iten anlayışla, kentte halkın iradesini yok sayan kayyum anlayışı aynı zihniyetin ürünüdür. Biz maden işçisinin can güvenliğini nasıl yöneticilerin keyfî kararlarına bırakamazsak, halkın iradesini de atanmışların keyfî yönetimine bırakamayız. İşçi sağlığı için bağımsız denetim ne kadar gerekliyse, demokratik toplum için de bağımsız yargı, özgür sendikalar, güçlü meslek örgütleri ve halkın seçme-seçilme hakkı o kadar gereklidir.”

“KÖMÜR KUTSAL DA DEĞİL ŞEYTAN DA…” 

“Biz kömürü kutsamıyoruz. Ama kömürü şeytanlaştırmanın da doğru olmadığını söylüyoruz. İklim gerçeğini reddetmeden enerji güvenliğimizi, sanayimizin ihtiyaçlarını, çalışanların geleceğini ve bölgesel kalkınmayı birlikte düşünmeliyiz.” 

Türkiye’nin nasıl bir enerji politikası oluşturması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Ayhan Yüksel şöyle konuştu: 

“Türkiye’nin ihtiyacı ne plansız bir kömür politikasıdır ne de plansız bir kömürden çıkış politikasıdır. Türkiye’nin ihtiyacı bilimsel, kamucu ve toplumcu bir enerji planlamasıdır. Bu planlamada güneş de olacaktır. Rüzgâr da olacaktır. Hidrolik kaynaklar da olacaktır. Enerji verimliliği ve yeni teknolojiler de olacaktır.”

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNE BAKIŞ 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, Oda’nın Enerji dönüşümüne yönelik yaklaşımını da şöyle özetledi: 

“Geçiş sürecinin gerektirdiği ölçüde, ülkemizin ekonomik ve teknik koşulları doğrultusunda yerli kömür kaynakları da değerlendirilecektir. Ancak bütün bunlar birbirinden kopuk biçimde ve sermaye gruplarının tercihlerine bırakılarak yönetilemez. Enerji bir kamu hizmetidir. Enerji politikası da kamu yararına göre planlanmalıdır.” 

“BAŞKA BİR MADENCLİK MÜMKÜN”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Bakanı doğal kaynakların halkın ortak zenginliği olduğunu belirterek şunları söyledi: 

“Meslektaşlarımızın ve maden emekçilerinin haklarını savunacağız. Başka bir madenciliğin mümkün olduğunu biliyoruz. İnsanı merkeze alan, doğaya saygılı, bilimsel, planlı, güvenli ve kamucu bir madencilik mümkündür. Başka bir enerji politikası da mümkündür. Ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaran, kaynaklarımızı akılcı kullanan ve iklim krizini dikkate alan bir enerji politikası mümkündür. Bu politikada işçi ve halk, dönüşümün bedelini ödeyen değil, dönüşümün öznesi olmalı” diye konuştu. 

“KÖMÜRDEN ÇIKILSA BİLE MADENCİDEN VAZGEÇİLEMEZ”

Zonguldak’ın küçülmesini değil gelişmesini, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) tasfiye edilmesini değil güçlendirilmesini savunduklarını anlatan Başkan Ayhan Yüksel şöyle devam etti: 

“Madencinin işsiz bırakılmasını değil, geleceğinin güvence altına alınmasını istiyoruz. Maden mühendisinin suçlanmasını değil, bilgisinin ve emeğinin karar süreçlerinde karşılık bulmasını savunuyoruz. Kömürden bir gün çıkılacaksa bile madenciden vazgeçilemez. Zonguldak’tan vazgeçilemez. Bilimden, mühendislikten, emekten ve kamusal planlamadan vazgeçilemez.” 

Mehmet KARA - ZONGULDAK