Mazot tarlasına ucuz tohum desteği!

Mehmet KARA

Geçtiğimiz günlerde Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü ödeme sistemleri alanındaki hizmetlerine dair bir açıklama yaptı. Anlaşıldığı kadarıyla açıklamanın hedefi akaryakıt dağıtım sektörü, daha çok da akaryakıt istasyonu işletmecileri. Tarım sektörünün desteklenmesi amacıyla faaliyet gösteren Ziraat, çiftçiye ucuz girdi sağlamaya dönük destekler verebileceği gibi, güneşle ürün kurutma dahil tarladan sofraya, gıda zincirinin bütün halkalarında bir şekilde yer alıp, hem finansal hizmetler sunabilir hem de sosyal katkılar ortaya koyabilir. 

Sözünü ettiğimiz son açıklamaya göre Ziraat Bankası akaryakıt istasyonlarının maliyetlerinin azaltılmasını amaçlıyormuş. Bir kamu bankası akaryakıt sektörünü destekleyemez mi? Destekleyebilir elbette. Ama istasyonların işletme maliyetlerinin düşürülmesi neden Ziraat Bankası’nı ilgilendirsin ki? 

Banka burada bir kazanç fırsatı gördüyse elbette maliyetleri düşürmeyi bir pazarlama unsuru olarak kullanabilir. Daha fazla istasyonda, daha fazla POS cihazı bulundurup, daha fazla nakit akışı sağlamak bir banka için ilave kazanç kapısı aralayabilir. Mesela daha düşük komisyon vaadi ile daha çok POS müşterisi edinip daha fazla kazanç elde etmenin formülünü bulmuş olabilir. 

Ama Ziraat Bankası’nın aynı konuda yaptığı ilk ve tek açıklama bu değil. Bundan yaklaşık 20 ay önce, Mart 2022’de de akaryakıt sektöründeki işyerlerine yönelik düşük üye işyeri komisyonu ve düşük teminat mektubu komisyonu uygulaması yapacağını açıklamıştı. 

Akaryakıt istasyonlarına yönelik son açıklamanın zamanlaması ilginç. Çünkü faiz oranlarının yükseltilmesiyle birlikte birkaç haftadan bu yana kredi kartı komisyonlarında yaşanan artış istasyon işletmecilerinin yakınmalarına yol açmaya başlamıştı. 

Anlaşılan, yıllardır benzin ve motorin fiyatlarındaki yükselişlerin, yani enflasyonist ortamın işletme sermayelerinin erimesine yol açtığı gerekçesiyle “bayi kârı maktu değil oransal olarak belirlensin” diyen istasyoncuların son yakınmalarına EPDK olmasa da bir kamu bankası olumlu cevap vermiş. Bir nevi "Akaryakıt bahçesine tarımsal destek" diyebiliriz buna. Yoksa "Benzin bahçesine ucuz gübre desteği" mi desek? Ya da "Mazot tarlasına ucuz tohum desteği" mi? 

Her neyse... Eğer akaryakıt istasyonlarının "işletme sermayesini kaybediyoruz" feryatlarına karşı bir kamu bankasının düşük POS komisyonu bir çare olarak öne sürülüyorsa, bunun kalıcı bir çözüm olamayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü ekonomi yönetiminin Ziraat Bankası’na “git akaryakıt istasyonlarının sorununa çare bul, görev zararı oluşursa biz Bütçe’den, Hazine’den size para aktarırız” dediğini sanmıyoruz. Eğer burada bankalar açısından bir fırsat var ise Ziraat dışındakilerin de istasyoncuların kapısını aşındırması beklenir ki pek öyle bir hava da yok ortamda. 

Her neyse, akaryakıt istasyonlarının kârının sabit değil de oransal şekilde belirlenmesi daha makul bir çözüm gibi duruyor hâlâ. Oranın ne olacağı da en kritik nokta tabii. Ama oransal belirlenirse hiç olmazsa makro ekonomik ve finansal dalgalanmalar karşısında bir esneklik sağlanır ve sistem ayarlarıyla oynanmaz ya da kimse çözümü başka sektörlerden destek istemekte aramaz.