Enerji Günlüğü - OECD Kritik Mineraller Forumu 36 ülkeden 200’den fazla katılımcıyla İstanbul’da kapılarını açtı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Yükselen Piyasalar Forumu Serisi kapsamında düzenlenen ve 28- 29 Nisan tarihlerinde çeşitli oturumlara ev sahipliği yapacak etkinliğin açılış töreninde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Fas Enerji Geçişi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Leila Benali ve OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann konuşmacı olarak yer aldı.
“TÜRKİYE’DE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN MERKEZİNDE KRİTİK MİNERALLER VAR”
Forumun açılış töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel enerji trendlerindeki dönüşüme dikkat çekerken, Türkiye’nin yeni dönemdeki stratejik konumu ve Kritik Hammaddeler Stratejisi’ne dair detayları paylaştı.
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik minerallerin yer aldığını belirterek, “Günümüzde kaynaklara sahip olmak yeterli değil. Bu kaynakları işleyebilmelisiniz. Bu malzemeleri rafine etmek ve gelişmiş endüstriyel süreçlere entegre etmek için orta ve alt sektörlere ihtiyacınız var. Türkiye tam da bunu inşa ediyor. Vizyonumuz, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporumuzda özetlendi. Raporun bulgularından hareketle, ayrıntılı bir yol haritasını son haline getiriyoruz. Yakında, Türkiye'nin kapsamlı Kritik Hammadde stratejisini resmi olarak açıklayacağız. Beylikova nadir toprak elementleri projesi, bu stratejinin temel taşıdır. Çünkü Beylikova'nın dünyadaki en büyük nadir toprak element yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. En başından beri hedefimiz, eksiksiz bir değer zinciri oluşturmak" ifadelerini kullandı.
"BEYLİKOVA’DAKİ PİLOT TESİS FAALİYETTE"
Eskişehir Beylikova’daki tesisle ilgili gelişmeleriyse Bakan Alparslan Bayraktar, “Devlet maden şirketimiz Eti Maden, ortaklarıyla birlikte bu konuda çok yoğun bir şekilde çalışıyor. Beylikova'daki pilot tesis şu anda halihazırda faaliyette. Ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz” cümleleriyle anlattı.
BOLAT: JEOPOLİTİK GERİLİMLER TİCARET POLİTİKALARINI DEĞİŞTİRİYOR
Açılışta konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise, forumun ortak kalkınma sorunlarına çözüm arayan kapsayıcı bir diyalog zemini sunduğunu söyledi. Artan ve kalıcı hale gelen jeopolitik gerilimlerin ticaret rotalarını bozduğunu, maliyetleri artırdığını ve öngörülebilirliği azalttığını belirten Bolat, korumacılığın yükseldiğini, devlet desteklerinin arttığını ve küresel ticarette yapısal bir dönüşüm yaşandığını vurguladı.
"KRİTİK MİNERALLER ENDÜSTRİYEL REKABET VE ULUSAL GÜVENLİK İÇİN STRATEJİK"
Kritik minerallerin dijitalleşeme ve yeşil dönüşümü kapsayan süreç için vazgeçilmez hale geldiğini söyleyen Bakan Ömer Bolat kritik minerallerin temiz enerjiden gelişmiş telekomünikasyon altyapısına değin çok geniş bir alanda kullanıldığını buna bağlı olarak son 10 yılda lityum talebinin dört, nadir toprak elementleri ve kobalt talebininse iki kat arttığını aktardı.
"ADİL DÖNÜŞÜM İÇİN DENGE VE İŞBİRLİĞİ ŞART"
Kritik minerallerin endüstriyel rekabet gücü, ulusal güvenlik ve ekonomik dayanıklılık için stratejik bir önem kazandığının altını çizen Bolat, konuşmasının devamında, “Özellikle tedarikin belirli bölgelerde yoğunlaşması, lojistik darboğazlar ve ticaret yollarındaki aksamalar, ekonomik güvenlik için ciddi bir endişe kaynağı. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti küresel kobalt üretiminin neredeyse dörtte üçünü karşılarken; Filipinler ve Endonezya nikel üretiminin üçte ikisinden fazlasını gerçekleştiriyor. Asya, Avustralya ve Şili lityum üretiminin yarısından fazlasını temsil ederken, bazı ülkelerse nadir toprak elementlerinin üretimi ve işlenmesinde hakimiyetini sürdürmekte” açıklamasında bulundu.
Yoğunlaşmanın ithalatçı ülkeler için stratejik kırılganlıklar yaratırken teknoloji transferi ve altyapı yatırımı olmaksızın üretim yapan ülkeler için de yapısal eşitsizliklerin oluştuğunu vurgulayan Bakan Bolat, ihracat kısıtlamaları veya vergileri gibi piyasayı bozan uygulamaların artmasının da küresel tedarik zincirlerine yeni bir karmaşıklık katmanı eklemekte olduğunu belirtti. Bolat ayrıca kritik minerallerin öneminden ziyade, “Sürecin yönetişiminin eski dengesizlikleri derinleştireceği mi yoksa daha dengeli ve iş birliğine dayalı bir uluslararası düzen mi inşa edeceği” sorusunun yanıtlanması gerektiğini vurguladı.
“KRİTİK MİNERALLERİN YÖNETİMİ ESKİ BİR HİKAYENİN YENİ BİR BÖLÜMÜ OLMAMALI”
Türkiye'nin, kritik mineraller alanı da dahil olmak üzere, küresel yönetişimi ve ekonomik dayanıklılığı ortak bir sorumluluk olarak gördüğünü açıklayan Ticaret Bakanı Bolat konuşmasının son bölümünde, “Şeffaf piyasa bilgileri, riskleri önceden tespit etmek için erken uyarı sistemleri, birlikte çalışabilir standartlar, daha güçlü teknolojik ortaklıklar, daha iyi finansman araçları ve yatırımları riskten arındırmak için güvenilir mekanizmalar üzerinde çalışmalıyız. Mevcut zorluklar karşısında, kritik minerallerin uluslararası yönetimi "eski bir hikayenin yeni bir bölümü" olmamalıdır. Yeni bir ekonomik dönüşüm çağı ortaya çıkarken, ortak refahı ve gelecek nesiller için daha iyi bir dünyayı hedefleyen yeni ve parlak bir iş birliği hikayesine ihtiyacımız var. Türkiye, kritik mineraller için daha çeşitli, güvenli ve verimli tedarik zincirlerini desteklemede aktif bir rol oynamaya hazır” ifadelerini kullandı.
FASLI BAKANDAN KAPSAMLI ORTAKLIK ÇAĞRISI
Forumun açılış töreninde konuşan bir diğer isimde Fas Enerji Geçişi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Leila Benali oldu. Benali arz- talep dengesinin bir minerali tek başına kritik yapmaya yeten bir ölçüt olmadığını söyledikten sürecin aynı zamanda sosyal ve politik bir dönüşümü de beraberinde getirdiğine dikkati çekti. Kalkınma konusunda yetersiz kalan projelerin ve şeffaf olmayan bürokratik kararların sürece zarar verdiğini anlatan Benali, “Finansman açığı çok büyük. Kritik mineral sektörü 2040 yılına kadar 800 milyar dolardan fazla kümülatif yatırım gerektiriyor. Ticaret konusunda ise, oynak piyasalar üzerinde dayanıklı tedarik zincirleri kurulamaz. Lityum 2022- 2024 arasında değerinin %80'ini kaybetti. Keyfi ticaret kısıtlamaları yerine uzun vadeli anlaşmalar ve fiyatlandırma çerçeveleri düşünmeliyiz” şeklinde konuştu.
Dünya mineral kaynaklarının yaklaşık %30'una sahip olan Afrika kıtasının geleceğin yeşil ekonomisinde dünyanın ortağı olmak istediğinin altını çizen Bakan Benali konuşmasının devam eden bölümünde “Afrika için Afrikalılar tarafından tanımlanan sertifikasyon kurallarını belirledik. Bu kurallar çocuk işçiliğinin yasaklanmasını ve şeffaf yönetimi esas almakta. Fas olarak biz de dijital madencilik kadastrosu ile çevresel, sosyal ve yönetişim uyumluluğunu ön planda tutan reformlarımızla bu sürece katılıyoruz. Ortaklık; sadece ham madde alımı değil, teknoloji transferi, eğitim ve ortak yatırım demek” cümlelerini kullandı.
"EKONOMİLERİN BAĞIMSIZLIĞI KRİTİK MİNERALLERE BAĞLI"
OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise temiz enerjiye geçiş sürecinin başarısı, yapay zekanın insanlığa fayda sağlama potansiyeli ve ekonomilerin stratejik bağımsızlığının kritik minerallere bağlı olduğunu söyledi. Cormann ayrıca mevcut arz zincirindeki yoğunlaşmanın, pek çok ülkeyi kabul edilemez düzeyde risk ve kırılganlıklara maruz bıraktığını, önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılacak politika seçimlerinin, bir nesil boyunca küresel ekonomiyi şekillendireceğini belirtti.
OECD olarak üç temel alanda yardımcı olmaya hazır olduklarını belirten Cormann, “İlk olarak çatışma, yolsuzluk ve kötü çalışma koşulları gibi yatırım engellerini kaldırma konusunda yardımcı olabiliriz. 15 yıldır kesintisiz süren ve 2009’dan bu yana da 15 kat artan kritik ham madde üzerindeki ihracat kısıtlamalarının yarattığı ticari bozulmalarla mücadele etme noktası ise bizim yardımcı olabileceğimiz ikinci nokta. Son olaraksa gerçek ortaklıklar kurma noktasında yardımcı olabiliriz yani madencilik yatırımlarının, yerel topluluklar için istihdam ve altyapı yaratması noktasında stratejiler geliştirebiliriz” dedi.
Erdem Duru- Enerji Günlüğü/İSTANBUL