OVP miscanthus için yola çıkın diyor 

Hasan YİĞİT

Geçenlerde oturdum 2027-2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program’ı (OVP) okudum. Vallahi bazı yerlerini anlamadım ama anladığım kadarıyla devlet diyor ki; yerli üretim olsun, yenilenebilir enerji olsun, tarım güçlensin, kendi üretimimiz artsın. 

Yani ekonomi yönetimi tarımsal üretim ile sanayi beraber olsun, tarladan çıkan şeyler çöpe gitmesin, değerlensin diyor. 

Ben bu satılar okuyunca yine aklıma miscanthus geldi.

Şimdi bazıları diyecek ki, “Hasan senin miscanthus sevdan bitmedi mi?”

Bitmedi arkadaş, niye bitsin?

Ben bu bitkide başka bir şey görüyorum. Ben miscanthus’a bakınca sadece ot görmüyorum, burada bizim köylüyü görüyorum. Tarlayı görüyorum. Fabrikayı görüyorum. Enerjiyi görüyorum. Çocuğunun geleceğini düşünen çiftçiyi görüyorum.

Bizim memlekette toprak var, güneş var, insan var. Ama bazen bunların hepsini yan yana getirip bir iş yapamıyoruz. Sonra da enerjiyi dışarıdan alıyoruz, hammaddeyi dışarıdan getiriyoruz, yakıtı dışarıdan alıyoruz. Bizim köylü de tarlasında oturup “Ben ne yapacam?” diye bakıyor.

İşte ben buna üzülüyorum. 

Çünkü bu topraklar bize emanet gibi bir şey. Dedelerimiz bu topraklarda çalışmış. Aç kalmış, susuz kalmış ama gene de toprağı bırakmamış. 

Şimdi biz bu toprağa sadece “tarla” diye bakarsak bence eksik bakmış oluruz.

OVP’de tarımda verimlilik, iklim değişikliğine dayanıklı üretim ve kaynakların daha iyi kullanılması gibi hedefler var. Tarım ile sanayinin beraber planlanması, üretimden işlemeye kadar bir bütün olması gerektiği de anlatılıyor.

İşte ben diyorum ki, neden miscanthus burada işe yaramasın?

Olur mu, olmaz mı, hesabı yapılır, denemesi yapılır, bilim adamı bakar, çiftçi bakar. Ama hiç konuşmazsak zaten hiç olmaz.

Ben istiyorum ki bizim köylü sadece ürün satmasın, geleceğini de üretsin.

Tarladan biyokütle çıksın, enerji çıksın, sanayiye hammadde çıksın. 

Belki yakıt olur, belki başka ürün olur. Belki bugün aklımıza gelmeyen başka bir şey olur. 

Yeter ki bizim toprak, bizim insan için çalışsın. 

Ben artık dışarıdan bakıp “Adamlar yapmış, biz niye yapamıyoruz?” demek istemiyorum. 

Biz de yapalım be kardeşim.

Biraz da bizim tarlalar konuşsun.

Biraz da bizim çiftçinin yüzü gülsün.

Biraz da gençler köyden giderken arkasına bakıp, “Burada benim işim yok” demesin. 

Benim miscanthus meselesi de aslında bundan ibaret. 

Belki bir bitki küçücük görünür. Ama bazen memleketin umudu da küçücük bir tarlada başlar. 

Yazımın sonunu bizim Burdur tarafındaki yörüklerin bir sözü ile bitireyim: 

Yola çıkan yorulur, ama yola çıkmayan hiç bi yere varamaz.