Poseidon üfledi, petrol yükseldi: Enerji piyasalarının Odyssey’si

Dr. Metin AKTAN

Christopher Nolan’ın Homeros’un ölümsüz destanından uyarladığı The Odyssey, 17 Temmuz 2026 tarihinde sinemalarda gösterime girdi.

Tamamı IMAX film kameralarıyla çekilen yapımda Odysseus, Truva Savaşı’nın ardından ülkesi İthaka’ya dönmeye çalışıyor. Fakat denizler kabarıyor, tanrılar öfkeleniyor, canavarlar yolu kesiyor ve eve dönüş yolculuğu uzadıkça uzuyor.

Doğrusu, filmi izlerken insanın aklına günümüz enerji piyasaları geliyor. Çünkü küresel enerji ekonomisi de bir süredir İthaka’ya, yani istikrara ulaşmaya çalışıyor. Ancak ne zaman ufukta sakin bir liman görünse Poseidon yeniden üç dişli mızrağını denize vuruyor.

Sonuç: Petrol yükseliyor, doğal gaz telaşlanıyor, elektrik fiyatları dalgalanıyor; enerji yöneticileri de Odysseus gibi haritaya bakıp “Biz buraya nasıl geldik?” diye soruyor.

POSEIDON’UN ADI JEOPOLITIK RISK

İran merkezli savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, 2026 yılında petrol piyasasını adeta bir Nolan filmine çevirdi. Mayıs ayında 126,41 dolara kadar yükselen Brent petrol, ABD ile İran arasındaki geçici anlaşmanın ardından haziran ayında 83,24 dolara geriledi. Temmuz sonunda ise bir ara yeniden 100 dolar seviyesini gördükten sonra diplomatik çözüm beklentileriyle 86 dolar civarına çekildi. 

Şekil 1. Brent petrol son üç yıllık fiyat deiğişimi (investing.com) 

Petrol piyasasında artık fiyat grafiğine değil, deniz dalgasına bakıyor gibiyiz. Bir gün varil başına 100 doların üzeri konuşuluyor, ertesi gün barış ümidiyle fiyatlar aşağı geliyor. Sabah alınan pozisyon, akşam Poseidon’un gazabına uğrayabiliyor.

Nolan’ın filmlerinde zaman nasıl doğrusal ilerlemiyorsa enerji piyasalarında da fiyatlar artık klasik arz-talep mantığıyla düz bir çizgide yürümüyor. Bir füze haberi fiyatı geleceğe gönderiyor, diplomatik bir açıklama tekrar geçmişe getiriyor. Yatırımcı ise kendisini Tenet filmindeki gibi, aynı anda hem yükselen hem düşen petrol fiyatını anlamaya çalışırken buluyor.

KYKLOPS’UN MAĞARASINDAKI PETROL

Odysseia’nın en bilinen bölümlerinden biri, Odysseus ile tek gözlü dev Polyphemos’un karşılaşmasıdır. Petrol de günümüz ekonomisinin Kyklops’udur: Devasa, güçlü, iştahlı, biraz kaba ve çoğu zaman tek gözlüdür.

Tek gözü vardır; o da varil fiyatına bakar.

Petrolün mağarasına giren herkes, ucuz ve bol enerji bulacağını düşünür. Ancak çıkış kapısını dev bir kaya kapatabilir. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar bunun çağdaş örneğidir. Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından birindeki her gerginlik, Polyphemos’un mağaranın girişine yeni bir kaya yuvarlaması anlamına gelir.

Odysseus, Kyklops’tan kurtulmak için adını “Kimse” olarak söyler. Modern enerji savaşlarında da saldırıların, siber operasyonların, yaptırımların ve vekâlet mücadelelerinin gerçek sahibi bazen “Kimse”dir. Herkes olanları bilir fakat faturanın hangi adrese gönderileceği tam olarak belli değildir.

Fatura adresi bulunamayınca bedel, benzin istasyonunda tüketiciye; doğal gaz kullanan sanayiciye ve elektrik maliyetini hesaplamaya çalışan işletmelere gönderilir.

SCYLLA ENFLASYON, CHARYBDIS DURGUNLUK

Odysseus’un aşması gereken en tehlikeli geçitlerden birinde, bir tarafta altı başlı canavar Scylla, diğer tarafta gemileri yutan girdap Charybdis bulunur.

Bugünkü ekonomi yönetimlerinin karşısında da benzer iki tehlike var: Bir tarafta enerji fiyatlarının beslediği enflasyon, diğer tarafta yüksek maliyetlerin yol açabileceği ekonomik durgunluk.

Türkiye’de enerji fiyatları nisan ayında bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 14, yıllık bazda ise yüzde 47 yükseldi. Haziran ayında aylık bazda yüzde 0,91’lik bir gerileme yaşansa da yıllık artış yüzde 39,41 seviyesinde kaldı. Yani dalga geri çekilmiş gibi görünse de sahildeki kum hâlâ oldukça sıcak.

Türkiye açısından olumlu taraf, son yıllarda kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesi, depolama altyapısı, yerli üretim ve uluslararası enerji bağlantıları konusunda önemli adımlar atılmış olmasıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hürmüz bölgesine petrol bağımlılığımızın yönetilebilir seviyede olduğunu, petrol ve doğal gaz arzında güncel bir sıkıntı bulunmadığını ve gerektiğinde stratejik stokların devreye alınabileceğini belirtiyor.

Ancak geminin batmaması, yolcuların dalgalardan etkilenmediği anlamına gelmiyor. Küresel petrol fiyatındaki her yükseliş; taşımacılıktan madenciliğe, tarımdan sanayi üretimine kadar bütün maliyet zincirine yansıyor.

SIRENLERIN YENI ADI FIYAT TAHMINCILERI

Odysseus’un yolculuğundaki Sirenler, güzel sesleriyle denizcileri kayalıklara çekiyordu. Bugünün enerji piyasalarında Sirenlerin yerini kesin konuşan fiyat tahmincileri aldı.

Birisi “Petrol 200 dolar olacak” diyor, diğeri “Arz fazlası geliyor, 60 dolara düşecek” diye sesleniyor. Odysseus’un yaptığı gibi kendimizi gemi direğine bağlamazsak, her tahminde rotayı değiştirmemiz mümkün.

Oysa enerji politikası, günlük fiyat hareketlerine göre değil; uzun vadeli arz güvenliği, kaynak çeşitliliği ve ekonomik dayanıklılık hedefleriyle oluşturulmalıdır. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları, nükleer enerji, doğal gaz depolama tesisleri, enerji verimliliği, yerli kömürün çevreyle uyumlu teknolojilerle değerlendirilmesi ve güçlü iletim altyapısı aynı geminin farklı kürekleridir.

Bir küreği kırıp diğerleriyle İthaka’ya ulaşmaya çalışmak, ancak mitolojik bir başarı olabilir.

AMBROSIA ARTIK LITYUM VE NADIR TOPRAK ELEMENTI

Petrol bugünün Kyklops’uysa kritik mineraller de geleceğin ambrosiasıdır. Odysseia’dan biraz uzaklaşıp başka bir Yunan destanına göz kırparsak; lityum, kobalt, nikel, bakır ve nadir toprak elementleri yeni enerji düzeninin “Altın Post”udur.

Elektrikli araçlar, bataryalar, rüzgâr türbinleri, güneş enerjisi sistemleri ve dijital teknolojiler bu minerallere ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla fosil yakıtlardan uzaklaşmak, madencilikten vazgeçmek anlamına gelmiyor; yalnızca çıkardığımız madenlerin listesini değiştiriyor.

Türkiye’nin kritik mineraller yol haritası üzerinde çalışması, Beylikova’daki nadir toprak elementlerinin işlenmesine yönelik pilot tesisi endüstriyel ölçeğe taşımayı hedeflemesi ve uluslararası madencilik iş birliklerine yönelmesi bu bakımdan önem taşıyor. Çünkü gelecekte yalnızca madeni çıkaran değil, onu ayıran, saflaştıran ve yüksek teknolojili ürüne dönüştüren ülkeler güçlü olacak.

İTHAKA’YA VARABILECEK MIYIZ?

Odysseus’un en büyük özelliği çok güçlü olması değil, şartlara uyum sağlayabilmesidir. Gerektiğinde savaşçı, gerektiğinde denizci, gerektiğinde diplomat, gerektiğinde de “Kimse” olur.

Enerji politikalarının da benzer bir esnekliğe ihtiyacı var. Türkiye’nin hedefi tek bir kaynağa bağlanmak değil; petrol, doğal gaz, kömür, yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve kritik mineraller arasında dengeli, yerli üretimi önceleyen ve krizlere dayanıklı bir sistem kurmak olmalıdır.

Çünkü piyasaların Penelope kadar sabırlı olmadığını artık biliyoruz. Penelope gündüz dokuduğu kumaşı gece sökerken, enerji piyasaları sabah yaptığı fiyatlamayı öğleden sonra söküp yeniden dokuyor.

Nolan’ın Odyssey’sinde Odysseus’un yolculuğu birkaç saat sonra sona erecek ve sinema salonunun ışıkları yanacak.

Küresel enerji piyasalarının Odyssey’sinde ise henüz ara bile verilmiş değil.

Üstelik Poseidon hâlâ oldukça sinirli görünüyor.

Kaynaklar:

Universal Pictures - The Odyssey; https://www.odysseymovie.com/

Brent Petrol fiyatları; https://www.investing.com/commodities/brent-oil-streaming-chart

Enerji Günlüğü - Petrol fiyatlarında sert düşüş; https://www.enerjigunlugu.net/petrol-fiyatlarinda-sert-dusus-68519h.htm

Enerji Günlüğü - Enerji fiyatları haziranda hafif geriledi; https://www.enerjigunlugu.net/enerji-fiyatlari-haziranda-hafif-geriledi-68770h.htm

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı - Hürmüz ve arz güvenliği açıklaması; https://enerji.gov.tr/haber-detay?id=31777

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı - Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri; https://enerji.gov.tr/haber-detay?id=31814