Tapu Kraliçe’de, anahtar Trump’ta: Grönland’ın sessiz satışı - İlhan SAĞSEN yazdı

ABD Başkanı Donald Trump'ın “imkansızı isteyip makul seçeneğe razı etme” hamlesi sonuç verdi. Grönland’ın bayrağı değişmese de Danimarka’nın ada üzerindeki egemenliği önümüzdeki dönemde kâğıt üzerinde kalacak gibi görünüyor.

KONUK YAZAR: Doç. Dr. İlhan SAĞSEN[1]

Grönland, hem ABD-Çin rekabeti hem Arktik jeopolitiği hem de Avrupa güvenliği açılarından en kritik noktalardan birisi haline geldi. Arka plandaki nedenler belli: Kuzey ticaret yolu denetimi, bünyesinde bulunan nadir elementler ve enerji kaynakları…

Grönland, ABD başkanı Donald Trump’ın hem 2017 yılında seçildiği ilk başkanlık döneminde hem de 2024 seçimleri ile başlayan ikinci döneminde stratejik öncelik olarak gördüğü bir coğrafya. Çünkü ona göre ABD sadece Alaska ile Arktik bölgesinde varlığını sürdürmeye çalışıyor. Elindeki bu sınırlı varlıkla, en uzun kıyıya ve dolayısıyla deniz yetki alanına sahip Rusya’ya karşı yetersiz konumda ABD.

İşte ABD Başkanı Donald bu motivasyon ile “bu aslında büyük bir emlak anlaşması” ya da “ABD için stratejik, Danimarka için ise sadece bir masraf kalemi” söylemleriyle ilk etapta Grönland’ı satın alma arzusunu tanımladı.

Trump’ın bu isteği başta Danimarka olmak üzere birçok AB üyesi ülkenin tepkisini çekti. Bu tepki Trump’ın söylemlerini sertleştirdi. ABD başkanı bir yandan NATO kartını kullanarak güvenlik üzerinden AB’yi sıkıştırmaya çalışırken, diğer taraftan da Danimarka ve onu destekleyen AB üyelerine yüzde 25 ek gümrük vergisi getireceğini duyurdu.

Artan gerilim NATO’nun tamamını tehdit eden bir krize dönüşünce NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve ABD başkanı Donald Trump Davos’ta bir araya geldiler. Taraflar, “NATO parçalanmasın, Danimarka egemenliğini korusun ama ABD istediği askeri gücü elde etsin” düsturu ile toplantılar. Buluşmada bir anlaşma imzalanmasa da görüşme sonrasında Trump bir çerçeveye ulaştıklarını ve kalıcı erişim hakkı kazandıklarını iddia etti.

Peki çerçeve anlaşma denilen uzlaşının ana maddeleri neler? İlk olarak süresiz erişim, yani ABD’nin adadaki varlığının geçici olmadığı konusu vurgulanıyor. İkinci olarak, ABD adadaki askeri üslerini genişletme ve yeni tesisler kurma hakkı elde ediyor. Üçüncü olarak ABD anakarasını korumak için füze savunma sistemi olan Altın Kubbe’nin bir ayağını Gröndland’a yerleştiriyor. Son olarak da, ABD Grönland’daki kritik madenlere ve yer altı kaynaklarına erişimde öncelik ve kolaylık kazanıyor. Böylece, Trump, Çin’in bölgedeki etkinliğini dengeleme fırsatı yakalamış oluyor.

Sonuç olarak, görüşme sonrası gümrük vergisi tehdidinden şimdilik vazgeçen Trump istediğini tam olarak aldı denemese de amaçlarını gerçekleştirecek yolu açtı demek yanlış olmaz. Bu süreç “imkansızı isteyip asıl hedef olan makul seçeneğe razı etmek” stratejisinin tipik bir örneği olarak değerlendirilebilir. Böylece Grönland’ın bayrağı değişmemiş de olsa Danimarka’nın ada üzerindeki egemenliği önümüzdeki dönemde kâğıt üzerinde kalacak gibi görünüyor. 

[1] Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, ilhansagsen@ibu.edu.tr