Taşkömüründe dışa bağımlılık

Metin Türkyılmaz

METİN TÜRKYILMAZ

İlkokulda hepimize okutulan bir metin vardı. Karadeniz Ereğli’nin Kestaneci Köyü’nden Uzun Mehmet’in taşkömürünü buluşunun hikayesi anlatılırdı.

Türkiye’de taşkömürünün keşfiyle ilgili hikaye hala okutuluyor mu bilmem.

Ama Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun internet sayfasında Havza tarihi bölümünde şunlar yazmaktadır:

“18. Asır sonlarında sanayi dallarının duyduğu ihtiyacı karşılamak amacıyla yurt içinde bulunmayan taşkömürünün ithali yoluna gidilmiştir. Özellikle donanma, devrin teknolojik gelişmesine ayak uydurmaya çalışırken; Tophane, Darphane ve Tersanede taşkömürünün talebini artırmış, Hazine’nin ödemelerinde çektiği zorluklar yanında ithalinin gerektirdiği mali külfetler hızla yükselmiş, nihayetinde karşılanamaz olmuştur. Bu durum karşısında “Tersane Umaresi” tarafından ihtiyacın yurt içinde yapılacak araştırmalar sonucu bulunacak kömür kaynakları ile giderilebileceği düşünülmüş ve faaliyete geçilmiştir. Devletin bütün kademelerine konuyla ilgili yazı ve taşkömürü örnekleri gönderilmek suretiyle bu gibi taşlardan buldukları takdirde İhsan-ı Şahaneye mazhar olacakları bildirilmiştir.

8 Kasım 1829 günü Bahriye erlerinden Uzun Mehmet tarafından Karadeniz Ereğlisi Köse Ağzı Değirmeni Viran Deresi boyunda taşkömürü mostrasının bulunması sonucunda devrin Padişahı II. Mahmut tarafından 5 bin kuruş mükafat ve 600 kuruş aylıkla ödüllendirilmiştir. Bu keşif bugünkü kömür işletmeciliğinin temelini oluşturmaktadır.”

Taşkömürünü bulmuşlar ama Zonguldak kömür havzasında maden kömürü üretimine başlamak için 19 yıl daha beklemişler.

Üretime başlandığı 1848’den bu yana 168 yıl geçti ama hala bir taşkömürü üretim sorunumuz devam ediyor. Hem yeterince taşkömürü çıkaramıyoruz hem de 1939’dan günümüze 543 maden işçimiz bu uğurda kaybettik

Öyle ki 1939’da 23, 1942’de 63, 1947’de 53, 1955’de 55, 1960’da 25, 1967’de 17 ve 5, 1972’de 24, 1973’de 2, 1974’de 3, 1983’de 10, 1992’de 263 maden işçimize taşkömürü yatakları mezar oldu.

Zonguldak’ta 1865 yılından bu yana 402 milyon ton, sağlıklı kayıtların tutulduğu 1941 yılından bu yana da 236 milyon ton taşkömürü üretilmiş. Tüvenan olan üretim rekoru 1974 yılında 8,5 milyon tonla kırılmış. Satılabilir üretim ise 1967 ve 1974 yıllarında yaklaşık 5 milyon ton olmuş. 1974 yılından sonra azalmaya başlayan üretim, 1982’de 4 milyon tona, 2015 yılında 1,5 milyon tona indi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2015 yılında 2 milyon 110 bin ton taşkömürü çıkarmışız. Bunun 1 milyon 473 bin tonu satılabilir üretimden oluşmuş. 156 bin ton taşkömürü ihraç etmişiz. 31 milyon 494 bin ton da taşkömürü ithalatımız var. İthalat, satılabilir üretimin 21 katından fazla. Teslimat rakamı 33 milyon 630 bin ton. Satılabilir üretim, teslimatların sadece yüzde 4,38’i.

Ocak-Ağustos dönemi rakamlarına bakıldığında, 2016 yılında, geçen yılın aynı dönemine göre ham üretim yüzde 10,6, satılabilir üretim yüzde 10, ihracat yüzde 79,4 azalmış. Teslimatlarda yüzde 4,5, ithalatta ise yüzde 13,2 artış var.

2016 yılı Ocak-Ağustos döneminde ham taşkömürü üretimi 1 milyon 236 bin ton, satılabilir üretim ise sadece 845 bin ton olmuş. 21 milyon 559 bin ton olan teslimatlarda yurtiçi satılabilir üretimin payı yüzde 3,92’ye gerilemiş.

Yani durum daha da kötüleşiyor. Bu alana bir el atılması, yatırım yapılması gerekiyor.

Linyit üretiminde bir sorun yok. 2015 yılında 41,8 milyon ton, 2016 yılının Ocak-Ağustos döneminde 33,1 milyon ton satılabilir üretim görünüyor. 2015 yılında ve bu yılın Ocak-Ağustos döneminde linyit kömürü ithalatı yapılmamış. 2015’de 91 bin ton, 2016 yılının 8 aylık döneminde ise 25 bin ton gibi önemsiz düzeyde bir ihracat görünüyor. Linyit kömüründe iç üretim ihtiyacı karşılamış.

Türkiye, önemli bir bölümü kalitesiz olsa da hatırı sayılır bir linyit rezervine sahip durumda. BP’nin istatistiklerine göre, dünyada 488,3 milyar ton, Türkiye’de, 8 milyar 380 milyon tonluk bir rezerv bulunuyor. ABD’nin 128,8, Rusya’nın 107,9, Çin’in 52,3, Almanya’nın 40,5, Avustralya’nın 39,3, Endonezya’nın 28, Ukrayna’nın 18,5, Sırbistan’ın 13,4, Kazakistan’ın 12,1 milyar tonluk linyit kömürü rezervinin ardından Türkiye rezervde 10’ncu sırada.

Buna karşın taşkömürü rezervi dünyada 403,2 milyar tonu bulurken, Türkiye’de 322 milyon tonda kalıyor. Üstelik en kaliteli taşkömürü olan antrasit yatakları da yok. Oysa ABD’de 108 milyar 501 milyon, Çin’de 62 milyar 200 milyon, Hindistan’da 56 milyar 100 milyon, Rusya’da 49 milyar 88 milyon, Avustralya’da 37 milyar 100 milyon, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 30 milyar 156 milyon, Kazakistan’da 21 milyar 500 milyon, Ukrayna’da 15 milyar 351 milyon, Kolombiya’da 6 milyar 746 milyon, Polonya’da 4 milyar 178 milyon, Kanada’da 3 milyar 474 milyon, Moğolistan’da 1 milyar 170 milyon, Meksika’da 860 milyon, Zimbabve’de 502 milyon, Venezüela’da 479 milyon, Japonya’da 337 milyon ton taşkömürü rezervi bulunuyor. Buna göre, Türkiye, 17’nci sırada yer alıyor.  

Tabii, bu rezerv bile taşkömürü üretiminin 1-1,5 milyon tona inmesi mazur göstermiyor. Bu rezervle bile gerekli yatırım yapılırsa, 8-10 milyon tonluk bir üretim mümkün olur. En azından ihtiyacın 4’te 1’i ülke içinden karşılanır. Hatta arama çalışmalarını hızlandırıp, bu alana daha büyük kaynak ayrılırsa, yeni taşkömürü yataklarının bulunması da mümkündür.

Metin Türkyılmaz - Enerji Günlüğü / 21 Kasım 2016