TürkAkım'ın bir ucu LNG'ye uzanır mı? - Mehmet KARA

Mehmet KARA

MEHMET KARA 

Türkiye, en çok doğalgaz aldığı Rusya'dan doğrudan gaz getirecek yeni bir doğalgaz hattı projesinin devreye girmesi için gün sayıyor diyebiliriz. Çünkü Karadeniz'in altından geçerek Trakya kıyılarına ulaşacak TürkAkım gaz boru hattının deniz altı boru döşeme işlemleri, Türkiye'ye doğru hızla ilerliyor. Hedef 2019'da ilk gazı aktarmak. 

Ancak bu proje iki hattan oluşuyor. Şu anda taşıyacağı gazın tamamını Türkiye'nin alacağı birinci hattın inşası sürüyor. Diğeri beklemede. Bunun, boru döşeyen Pioneering Spirit adlı dev geminin birinci hattı bir an önce bitirip önceden planlanmış başka proje gerçekleştirme çalışmaları Karadeniz'den ayrılacak olması gibi teknik bir nedeni de var. 

Ancak öyle olmasa bile, ikinci hattın geleceğine dair belirsizlikler sürüyor. Belirsizlik esas itibariyle, bu hattın Türkiye'ye geldikten sonra hangi ülke üzerinden Avrupa'ya ilerleyeceği noktasında düğümleniyor. 

Tam bu noktada tüm dünyada yaşanan genel bir trendden söz etmek istiyorum. O da, küresel doğalgaz ticaretinde sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) payının giderek artması. Bu artışın önümüzdeki dönemde de devam edeceğin ekesin gözüyle bakılıyor. Halen yüzde 35'lerde bulunan LNG'nin payının 2040'larda yüzde 60'lara, hatta daha da yukarılara çıkabileceği hesaplanıyor. Tüm bu gelişmeler nedeniyle, sektörde faaliyet gösteren bir şirket yetkilisinin ifadesiyle, LNG en esnek enerji kaynağı haline gelmeye aday! 

Peki bunun TürkAkım'la ne ilgisi var? 

Ortada fol yok yumurta yok ama bence şimdi olmasa bile ileride böyle bir ilinti mutlaka kurulacaktır. Esasen TürkAkım'ın asıl sahibi konumundaki Gazprom'un, yani Rusya'nın da bunun farkında olduğunu düşünüyorum. LNG'nin payındaki artış, mevcut ve özellikle de kurulması planlanan ya da inşası süren boru gazı projelerinin geleceği üzerinde etkili olacak bir faktör. 

İnşası süren deyince hemen TürkAkım'a dönebiliriz. Daha doğrusu TürkAkım'ın ikinci hattına. Zira birinci hat zaten bitmek üzere ve içinden geçecek gazın alıcısı da belli: Türkiye. 

Ama ikinci hattan gelecek gazın müşterilerinin kimler, hangi ülkeler olacağı henüz belirsiz. Muhtemel alıcıların, LNG'nin giderek daha ucuz ve daha kolay ulaşılabilir bir seçenek haline geldiğin gördükçe, kendilerini uzun vadede bağlayacak boru gazı kontratlarına imza atmakta ayak sürümelerinden daha doğal bir şey olamaz. 

O halde, TürkAkım konusunda bugüne kadar gayet uyumlu bir işbirliği sergileyen Türkiye ile Rusya'nın, bu projenin ikinci hattından gelecek gazı Avrupa'ya ille de boru hattı içinde taşımak gibi bir takıntı içinde olmamaları gerekir. 

Mesela Türkiye şu anda uluslararası LNG piyasasının talep tarafında daha fazla rol üstlenmek için yüzer LNG terminallerinin (FSRU) sayısını arttırmaya çalışıyor. Aynı şekilde TürkAkım'ın Türk ve Rus paydaşları da ikinci hattı Avrupa ülkelerine ulaştıracak geçiş boru hatlarının yanında, Kuzey Ege ya da Marmara (hatta Karadeniz-Türkiye) kıyılarında boru gazını LNG'ye dönüştürecek terminaller kurmayı da düşünmeli. 

Böylece Rusya elindeki gazı müşterinin talep edeceği her türlü forma hızlıca sokabilme imkanına kavuşur. Türkiye de, Güneydoğu Avrupa'da LNG pazarının önemli ayaklarından birine ev sahipliği yapma imkanına kavuşur. 

BOTAŞ son dönemde pik dönemlerde boru gazının dolduramadığı boşlukları kapatabilmek için depolama ve FSRU (yüzer LNG terminali) yatırımlarını birbiri ardına devreye sokmak için çabalıyor. İleride bu terminallerden bazıları hem LNG alan hem de LNG gönderen çift yönlü çalışan terminaller haline neden gelmesin? 

Olur mu? Neden olmasın? 

Mehmet KARA