Mısırlı futbolcu Muhammed Salah’ın Liverpool’un ardından geçtiğimiz günlerde Trabzonspor ile 2 yıllık sözleşme imzalaması ulusal ve uluslararası basında geniş yankı buldu. 34 yaşındaki oyuncunun Suudi Arabistan ve ABD kulüplerinden gelen yüksek bütçeli teklifler yerine Premier Lig’den Türkiye Süper Ligi’ne, üstelik son 42 yılda sadece bir kez şampiyonluk yaşayabilmiş bir takıma geçiş yapması futbol dünyasında şaşkınlıkla karşılandı.
Ancak Trabzon’daki karşılamayı görünce, şaşırma sırası Türk futbol tarihinin en yüksek maliyetli transferlerinden biri olan Salah’a geldi.
Anlaşmanın tamamlanmasıyla Yunanistan'ın Mikonos Adası'ndaki tatilini yarıda keserek önce İstanbul'a, ardından Trabzon'a ayak basan Mısırlı süper yıldız, havalimanında meşaleler ve havai fişeklerle donatılmış yaklaşık 25-30 bin kişilik dev bir taraftar ordusu tarafından karşılandı. Taraftarlar Salah forması alabilmek için mağazalara akın etti; kombine bilet satışları patladı. Trabzonspor'un hazırladığı ve Karadenizli bir kadının rüyasında Salah'ı görüp ona kuymak ve karalahana sarması yaptığı tanıtım videosu ise sosyal medyada tıklanma rekorları kırdı.
Trabzon’daki tarihi karşılanışı hem Türkiye'de hem de dünya basınında büyük ses getirirken, bu çılgın atmosfer karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Muhammed Salah, hayatında böyle bir karşılama görmediğini ifade etti. Ancak Salah’ın Trabzon’da gördüğü bu ilgi, oyuncunun anavatanı Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son 13 yıllık seyriyle tam bir tezat oluşturmakta.
HUSUMETTEN PRAGMATİZME TÜRKİYE-MISIR İLİŞKİLERİ
Yüzyıllara dayanan tarihsel bağlara sahip iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler, 2013 yılından itibaren derin bir kriz içindeydi. Arap Baharı sürecinde isyanların baş gösterdiği Mısır’da Hüsnü Mübarek sonrası cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi’ye karşı 3 Temmuz 2013’te gerçekleşen askeri darbeyle Abdülfettah el-Sisi iktidara gelmiş; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu müdahaleye çok sert tepki göstermiştir. Erdoğan Sisi'yi “tiran” olarak nitelemiş, Sisi ise Türkiye’nin darbe karşıtlığını ön plana çıkarmasını rejim güvenliğine yönelik bir unsur olarak görmüş, Türkiye'yi Müslüman Kardeşler'in baş hamisi olarak nitelemiştir. Bu gelişmelerin ardından, iki ülkenin diplomatik ilişkileri maslahatgüzar seviyesine gerilemiştir. Ağustos 2013'te Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nden Sisi'ye yaptırım uygulanmasını istemiş, ertesi yıl Mısır Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki adaylığına açıkça karşı çıkmıştır.
2017 yılından itibaren Libya İç Savaşı’nda karşıt tarafların desteklenmesi —Türkiye’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin, Mısır’ın ise Halife Hafter güçlerinin arkasında durması— ikili ilişkilerdeki gerilimi tırmandırmıştır. Aynı dönemde Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları uyuşmazlıkları çerçevesinde Türkiye’nin Libya ile, Mısır’ın Yunanistan ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları, iki ülkeyi bölgesel krizlerde doğrudan karşıt bloklara yerleştirmiştir.
İki ülke arasında donan ilişkilerin çözülmesi, önce klasik diplomasi kanallarından geldi: Mayıs 2021'de gerçekleşen istişari Dışişleri temasları, resmî normalleşme sürecinin ilk adımını oluşturdu. Asıl yumuşama ise "futbol diplomasisi" sayesinde oldu: Kasım 2022’de Katar’da düzenlenen FIFA Dünya Kupası açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Sisi bir araya gelerek el sıkıştı. Yeşil sahalarda atılan bu diplomatik adım, Şubat 2024'te Erdoğan’ın Kahire'yi, Eylül ayında ise Sisi’nin Ankara'yı ziyaretiyle sürdürüldü; ardından iki devlet ticaret, yatırım ve güvenlik koordinasyonunu genişleten çok sayıda iş birliği anlaşması imzaladı. Sonuçta iki ülke arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarını da içeren bir dizi parametre nedeniyle pragmatik bir yöne doğru evrildi.
Yine de ilişkilerin çok sıcak ya da samimi olduğu hâlâ söylenemez.
BİRLEŞTİRİCİ BİR SEMBOL OLARAK SALAH VE YUMUŞAK GÜCÜN SINIRLARI
Nil Deltası’ndaki bir köyden çıkarak dünya futbolunun zirvesine tırmanan Salah, Mısır’daki sert siyasi kutuplaşmanın üzerinde durabilen nadir figürlerden biridir. Nitekim 2018 Mısır Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde, katılım oranının %41’de kaldığı sandıklarda Sisi’nin karşısındaki tek resmi muhalif aday Mustafa Musa 656 bin oy alırken, yaklaşık 1 milyon seçmenin oy pusulasına protesto amacıyla "Muhammed Salah" yazması, oyuncunun toplumdaki birleştirici rolünü kanıtlamıştır. Benzer bir etki, Salah'ın İngiltere’deki yıllarında gözlemlenmiştir. Akademik bir çalışma, yıldız futbolcunun Liverpool bölgesindeki İslamofobik eğilimleri azaltıcı etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, sevilen sporcuların kutuplaşmış toplumsal algıları yumuşatma potansiyeline dair çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır.
Muhammed Salah’ın Türkiye’deki varlığı iki ülke toplumları arasındaki sempatiyi besleyen ve Doğu Akdeniz’deki yumuşak güç kapasitesini destekleyen bir unsurdur. Şüphesiz iki ülkenin bölgesel denklemdeki stratejik hizalanmasını ve sınırlarını devletlerin sert çıkar hesapları belirlemeye devam edecektir. Ancak yine de kitleleri etkileme gücüne sahip bir Muhammed Salah’ın Ankara ile Kahire arasındaki psikolojik duvarları esnetip diyalog zeminini yumuşatma işlevi görmesini bekleyebiliriz.