Türkiye yaşam tarzına dayalı karbon ayak izini iki kat azaltmalı

Türkiye'deki yaşam tarzına dayalı karbon ayak izi yıllık kişi başı 4,9 ton karbondioksite eşdeğer. Bunun 2030 yılına kadar 2.5 tona indirilmesi hedefleniyor.

Enerji Günlüğü - Türkiye'deki yaşam tarzına dayalı karbon ayak izi yıllık kişi başı 4,9 ton karbondioksite eşdeğer. Bunun 2030 yılına kadar 2.5 tona indirilmesi hedefleniyor.

Hot or Cool Institute tarafından bugün kamuoyuna sunulan araştırma, G20 ülkelerinde yaşam tarzına dayalı karbon ayak izinin büyüklüğünü ve bu gidişatı değiştirmek için hızlı ve radikal azaltım gerektiğini ortaya koyuyor. 2050 yılına kadar küresel ısınmanın 1,5℃ ile sınırlandırılabilmesi için incelenen dokuz G20 ülkesinde (Kanada, İngiltere, Japonya, Çin, Türkiye, Güney Afrika, Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Finlandiya) iklim hedefini karşılamak üzere ne gibi değişikliklerin yapılabileceği tespit ediliyor.

‘1,5 Derece Hedefiyle Uyumlu Yaşam Tarzları’ isimli rapora göre, birçok üst-orta gelir seviyesine sahip ülkede görüldüğü gibi Türkiye’nin yaşam tarzı ayak izinin de mevcut yıllık kişi başı 4,9 ton karbondioksit eşdeğer miktar ile 2030 yılı hedefi olan yıllık kişi başı 2.5 ton karbondioksit eşdeğeri olan karbon ayak izinin oldukça üzerinde olduğu görülüyor. 

YENİLENEBİLİR ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ÖNCELİK OLMALI

Ayak izinin azaltılmasına yönelik başlıca öneriler arasında yenilenebilir enerjiye dayalı dönüşümün öncelik haline getirilmesi gerektiği yer alıyor. Bu, mümkün olduğu ve çevresel faydaların gözetilebildiği koşullarda diğer enerji kullanım alanlarında elektrifikasyonun artmasını da içermelidir. Isı pompası kullanılabilecek teknolojilere bir örnek olarak verilebilir.

Ayrıca bu hedef için düşük gelirli grupların yalnızca mütevazi emisyon artışıyla daha yüksek yaşam standartlarına ulaşmasını sağlarken, yüksek emisyona sahip grupların emisyonların azaltılması gerekiyor.

EN BÜYÜK BİLEŞEN KONUTLAR

Türkiye'deki yaşam tarzına dayalı karbon ayak izi, çalışma kapsamında değerlendirilen diğer iki üst-orta gelir seviyesine sahip ülke olan Çin ve Güney Afrika'ya oldukça benziyor. Ancak, bu üç ülkenin ayak izlerinin bileşiminde farklılıklar görülüyor. Bu değişiklik, kültürel farklılıkların yanı sıra, kamu altyapı yatırımlarındaki farklılıkları da içeriyor.

Konutlar, Türkiye'nin karbon ayak izinin en büyük bileşenini oluşturuyor ve toplam ayak izinin yıllık kişi başı 1,7 ton karbondioksit eşdeğer kadarına denk geliyor. Konutlardan kaynaklanan ayak izi, Çin’den 0,5, Güney Afrika'dan ise 0,7 ton karbondioksit eşdeğerinden daha yüksek. Türkiye'nin konutlara dair göreceli daha yüksek olan ayak izinin temelinde ısıtma ve yemek pişirme amacıyla daha fazla petrol ve doğal gaz tüketilmesi yatıyor.

BESLENMEDE ET TÜKETİMİ AZ, SÜT ÜRÜNLERİ TÜKETİMİ FAZLA

Gıda ve içecek tüketimi, yıllık kişi başı 1,2 ton karbondioksit eşdeğeri miktarla, Türkiye'nin yaşam tarzı ayak izine en fazla ikinci katkı sağlayan sektör olarak belirleniyor. Çin ile kıyaslandığında bir miktar daha düşük olan bu sektörün ayak izi, Güney Afrika'dan ise oldukça düşük. Bu ülkelere kıyasla daha düşük et tüketimi ve karbon yoğunluğu daha düşük olan et türlerinin (sığır eti dışındaki et ürünleri) tercih edilmesi, gıda ve içecek tüketiminden kaynaklı ayak izinin göreceli düşük gerçekleşmesinde önemli rol oynuyor. Bununla birlikte, süt ürünlerinin tüketimi, yüksek gelirli ülkelerdekiyle karşılaştırılabilir durumda ve bu ürünlerin Türkiye’nin gıda sektörüyle ilintili ayak izinde önemli payı bulunuyor. Ülkedeki nispeten düşük sığır eti tüketimine dayalı avantajın devamı için, geleneksel yemek kültürünün teşvik edilmesi gerekiyor.

HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI EMİSYONLARI YÜKSEK

Ulaşım sektörü, yaşam tarzı ayak izine en fazla katkı sağlayan üçüncü en büyük sektör olup, ayak izinin yıllık kişi başı 1 ton karbondioksit eşdeğeri paya sahip. Bu miktar, Çin ve Güney Afrika’nın ulaşım kaynaklı ayak izinden biraz daha düşük. Türkiye'de otomobil kullanımı, kişisel ulaşım kaynaklı ayak izinin yarısından fazlasına denk geliyor. Çin ve Güney Afrika'yla kıyaslandığında iki kat daha yüksek olan havayolu taşımacılığı emisyonları, ayak izine önemli katkı sunuyor.

Ulaşımda yapılacak iyileştirmeler, geliştirilmiş ve erişim ağı genişletilmiş toplu taşıma sistemleri ile bisiklet ve yürüyüş gibi emisyon salımı yapmayan alternatiflerle kentsel taşımacılığın teşvik edildiği yatırımları içerebilir.