Enerji Günlüğü - TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, yerleşik kabullerin sorgulanmasını, öngörülemezliğin ve yıkıcı rekabetin norm haline gelmesini henüz tam tanımlanmamış yeni bir denge arayışının parçaları olarak nitelendirdi.
Mevcut küresel sistemin yeni üretim biçimlerine, teknolojiye ve değişen refah beklentilerine uyum sağlamakta zorlanmasından doğan bir uyum boşluğu yaşandığını belirten Ozan Diren, dönüşümün, yalnızca güçlü olanın kazandığı değil, toplumun tamamının potansiyelini harekete geçiren bir zeminde kurulmasını bir zorunluluk olduğunu söyledi.
DAHA ÇOK ÖZGÜRLÜK, DAHA YÜKSEK İNOVASYON DEMEK
İnsanlığın, korumacılık, kuralsızlık, öngörülemezlik ve güçlü kutuplaşma yaşanan bir dönemden geçtiğini anlatan Ozan Diren, “Oysa bugün insanlığın ihtiyacı; insan haklarını, kapsayıcı kurumları ve toplumsal uzlaşıyı güçlendiren daha nitelikli bir demokratik anlayıştır. Çünkü daha kapsayıcı kurumlar, daha güçlü ekonomi demektir. Daha öngörülebilir hukuk, daha güçlü yatırım demektir. Daha geniş özgürlük alanı, daha yüksek inovasyon kapasitesi demektir” diye konuştu.
ÇOK KATMANLI DEĞİŞİM
Küresel düzenin çok katmanlı bir değişimden geçtiğini anlatan Ozan Diren şunları söyledi:
“Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, teknolojik kırılmalar, yapay zekâ, iklim krizi, enerji güvenliği, tedarik zinciri güvenliği, demografik dönüşüm ve yeni sanayi politikaları artık birbirinden ayrı başlıklar değil. Hepsi aynı rekabet denkleminin parçası haline geldi.”
BUGÜNÜ YÖNETİRKEN YARINI OKUYABİLMEK
Ülkelerin başarısını yalnızca büyüme oranlarının değil aynı zamanda dönüşüme hazır olma kapasitesinin belirleyeceğini anlatan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren şöyle devam etti:
“Artık önemli olan yalnızca bugünü yönetmek değil; yarını okuyabilmek, kurumları ve şirketleri geleceğe hazırlayabilmek, krizler karşısında dayanıklı kalabilmek ve fırsat doğduğunda hızlı hareket edebilmektir. Ülkemizin önünde duran yeni rekabet gücü eşiği tam da budur. Dünya değişirken dönüşümü anlayan, hazırlığını yapan ve doğru iş birlikleriyle bu dönüşümün aktif aktörlerinden olan bir Türkiye. Biz ülkemizin bu eşiği aşabilecek güce sahip olduğuna inanıyoruz.”
TÜRKİYE’DEKİ ŞİRKETLER ÇEVİK AMA...
Ozan Diren, Türkiye’deki şirketlerin küresel salgından bölgesel savaşlara, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan finansmana erişim zorluklarına, tedarik zinciri kırılmalarından pazarlardaki ani değişimlere kadar birçok sınamadan geçtiğini anlatırken ”Her defasında hızlı uyum sağlama, alternatif pazarlar geliştirme, üretimi sürdürme, istihdamı koruma ve ihracat bağlantılarını canlı tutma becerisini gösterdi. Bu çeviklik, Türkiye ekonomisi için çok önemli bir avantajdır” dedi.
ÜRETİM GÜCÜNÜ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKLE BİRLEŞTİRMEK
Şirketler açısından yeni dönemde yalnızca krizlere hızlı tepki vermenin yeterli olmayacağını anlatan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren “Çevikliği stratejiyle, dayanıklılığı verimlilikle, girişimciliği kurumsal kapasiteyle, üretim gücünü teknoloji ve sürdürülebilirlikle birleştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Dünyanın, şirketlerin yalnızca maliyet avantajıyla rekabet ettiği bir yer olmaktan çıktığını anlatan Diren, “Şirketlerin rekabet gücü; veri kullanımı, teknoloji kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, temiz enerjiye erişim, marka, tasarım, finansmana erişim, kurumsallaşma ve küresel ağları yönetebilme becerisiyle birlikte şekilleniyor. İş dünyamız zor dönemlerde üretimi, istihdamı ve ihracat bağlantılarını koruma sorumluluğunu defalarca üstlenmiştir. Şimdi önümüzdeki görev, bu dayanıklılığı daha planlı, daha verimli ve daha kurumsal bir dönüşüm kapasitesine taşımaktır” diye konuştu.
ENFLASYON VE SOSYAL ADALET DUYGUSU
Makroekonomik istikrarı, etkin bir dönüşüm politikasının ilk şartı olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı enflasyonla mücadeleyi de toplumun tüm kesimleri için ortak bir öncelik olarak gösterdi ve “Yüksek enflasyonun yalnızca fiyatların artması değildir; güvenin, planlama kabiliyetinin, ücretlerin alım gücünün, yatırım iştahının ve sosyal adalet duygusunun aşınmasıdır. Haziran 2023’te başlayan programla enflasyon yüzde 70’lerden yüzde 30’lar seviyesine geriledi. Dezenflasyon sürecinden taviz verilmemesi, para politikasının kararlılığı, maliye politikasının uyumu ve beklentilerin doğru yönetimine devam edilmesi fiyat istikrarına ulaşma sürecinde belirleyici olacak” ifadelerini kullandı.
ENERJİ DE DAHİL YAPISAL DÖNÜŞÜM İHTİYACI
Para ve maliye politikalarının tek başına yeterli olmadığını, kalıcı fiyat istikrarı için verimlilik artışı gerektiğini ifade eden ifade eden TÜSİAD Başkanı Ozan Diren “Verimli büyüme için sanayi, tarım, enerji, eğitim, işgücü piyasası ve şirketler düzeyinde yapısal dönüşüm gerekir. İhracatımız 2025 yılında sınırlı artış gösterdi, 2026’nın ilk beş ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre bir ivme yakalayamadık” dedi.
İŞ DÜNYASINA YÖN DUYGUSU SUNMAK
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, eldeki verilere göre Türkiye’nin dezenflasyon hedefini; üretim, ihracat ve sanayi dönüşümünü ele alan tamamlayıcı araçlarla desteklemek gerektiğini belirtti. Reel sektörün yalnızca finansmana değil, kamunun destekleyici ve yol gösterici rolüyle güçlenen bir yön duygusuna da ihtiyacı olduğunu vurgulayan Diren şöyle devam etti:
“Önümüzdeki beş, on, on beş yılda hangi alanlarda rekabet edeceğimizi; hangi teknolojileri, hangi sektörleri, hangi ihracat pazarlarını ve hangi yetkinlikleri önceliklendireceğimizi birlikte tarif etmeliyiz. AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmalarının etkileri, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle ekonomik ilişkilerimizin geleceği ve yeni küresel değer zincirlerinde Türkiye’nin konumu gibi başlıklarda net bir çerçeve oluşturmalıyız.”
KURALLI PİYASA İHTİYACI
Kurallı piyasa düzeni ve tüketici refahının ortak öncelikleri olduğunu ifade eden TÜSİAD Başkanı Ozan Diren “Piyasanın aksayan yönlerini düzeltirken piyasanın güven mekanizmasının gözetilmesi de önemlidir. Bu çerçeve hem tüketiciyi daha iyi korur hem de yatırım yapma iştahını güçlendirir” ifadelerini kullandı.
YEŞİL DÖNÜŞÜN VE REKABET
jYeşil dönüşümün yalnızca çevre politikasından ibaren olmayıp, aynı zamanda pazar erişimi, finansman maliyeti, ihracat kapasitesi ve rekabet gücü meselesi haline geldiğini kaydeden TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, şöyle dedi:
“Karbonsuzlaşma yatırımları, enerji arz güvenliği, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi Türkiye sanayisinin geleceği açısından belirleyici olacaktır. Temiz enerji yatırımlarını hızlandırmak, şebeke altyapısını güçlendirmek, enerji verimliliğini artırmak ve finansmana erişimi kolaylaştırmak rekabetçi bir sanayinin yapıtaşıdır.”
Enerji Günlüğü - İSTANBUL