Ünlü: Kömürden çıkılacaksa önce ithalatı kısıtlanmalı

24. Uluslararası Kömür Kongresi Başkanı Nevzat Ünlü, bir kömürden çıkış takvimi yapılacaksa öncelikle ithalatın kısıtlanması gerektiğini belirterek “Oysa demir çelik tesislerinde kullanılan taş kömürünün yüzde 99'u ithal” dedi.

MEHMET KARA - ÖZEL RÖPORTAJ

Gerçekte hangi aktörler ne kadar ciddiye alıyor pek belli değil ama bütün dünya Net Zero (Net Sıfır) hedefleri ile düşüp kalkıyor. Bu hedefin gerçekleştirilmesi yolunda verilecek ilk kurban olarak fosil yakıtlar, özellikle de kömür seçilmiş durumda. Zira petrol ve doğalgaz da fosil olmasına rağmen, onlara ilave süre tanınmış görünüyor.

İklim değişikliği ile mücadele çığlıkları arasında tabiri caizse topun ağzında olsa da kömür hâlâ tüm dünyada kullanılan birincil enerji kaynakları arasında yaklaşık üçte birlik payı ile herkese nanik yapıyor.

Geniş kamu oyu bu nanikten yeterince haberdar olmasa da ilgili sektörler durumun farkında. Küresel ana aktörler de bu farkındalığın farkında olsalar gerek, fosil yakıtlardan çıkılırken utangaçca da olsa bu çıkışa yeni bir sıfat yüklemeye, Adil Çıkış politikasına razı olmuş görünüyorlar. Yani “kömürden çıkıyoruz ama bakın bundan zarar görecek insancıkları da düşünüyoruz” hesabı...

Bu arada, her alanda olduğu gibi bu alanda da her ülkenin bir yoğurt yeyişi var. Daha doğrusu, her aktörün fosil yakıtlardan çıkışla ilgili kendi işine geldiği gibi politikalar geliştirme çabası var.

Peki Türkiye’de durum ne merkezde?

Doğrusunu isterseniz, uluslararası etkili aktörlerin baskısı ile kömür tamamen “tu kaka” ilan edilmiş durumda. Dolayısıyla kömürün yüzüne pek bakan yok. İştigal alanı bu olan aktörler bile göze batmadan yol almaya çalışıyor. Medya yansımaları açısından da durum böyle. Kömür, ancak ölümlü maden kazaları ya da bu alandaki faaliyetlerin çevreye olası etkileri söz konusu olduğunda manşetlere taşınabilen bir konu başlığı.

Soruya geri dönersek, Türkiye’nin kömürden çıkışa dair ne söylediği konusunda aslında tam bir netlik yok. İzlenecek politikaları gösteren ana dökümanlardan birinin başlığı Milli Enerji ve Maden Politikası iken 2053 Net Sıfır hedefi ilan etmiş bir ülkeden söz ediyoruz. Yöneticilerin ağzından ikide bir enerjide ithalata bağımlılığını azaltma lafı duyulsa da, ithal kömüre dayalı kömür santralleri çatır çatır çalıştırılırken, kendi topraklarındaki kömürü değerlendirme heveslisine rastlamak pek kolay değil.

İşte tüm bu ahval ve şerait içinde Türkiye’de ve dünyada kömürün hikayesini anlamaya, antalmaya, politika yapıcılara bilimsel temelde bilgi üretmeye hevesli olanlar da yok değil. Bunlar da kendi alanında ülkenin entelektüel sermayesini temsil eden mühendislerden başkası değil. Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği TMMOB’a bağlı Maden Mühendisleri Odası, iki yılda bir yapılan Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi’ni düzenlemeye devam ediyor.

24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Kömür Teknolojileri Sergisi, 23-25 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Zonguldak Dedeman Oteli’nde gerçekleştirilen Kongre’de Türkiye’den ve ülke dışından gelen akademisyenler, uzmanlar çeşitli bildiriler sundu. Enerji Günlüğü olarak bu Kongre’yi yerinde izledik. Ve 24. Uluslararası Kömür Kongresi Yürütme Kurulu Başkanı Nevzat Ünlü’ye mikrofon uzattık.

Merhaba, sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Nevzat Ünlü. Maden mühendisiyim. 24. Uluslararası Kömür Kongresi Yürütme Kurulu Başkanıyım. Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nda uzun yıllar çalıştım. Oradan emekli olduktan sonra da özel sektörde bir süre tünelcilik, iş güvenliği uzmanı eğiticiliği yaptım.

Şu anda aktif olarak bir yerde göreviniz var mı?

Yok, aktif olarak çalışmıyorum.

Maden Mühendisler Odası’nda göreviniz var mı?

Maden Mühendisleri Odası’nda uzun yıllardır yönetim kurulu üyeliği yaptım, ikinci başkanlık, saymanlık görevlerinde bulundum, şu anda aktif bir görevim yok.

Dünyada şöyle bir genel yaklaşım var; kömürden çıkılacak... Şimdi nasıl bir takvimi var bunun?

Ülkemizde benim bildiğim, açıklanmış, ilan edilmiş bir kömüren çıkış takvimi yok. Hükümet temsilcileri tarafından zaman zaman çeşitli tarihler deklare ediliyor ama bunun sarih bir şekilde, ne şekilde olacağı, yıllara nasıl yayılanacağı şeklinde açıklanmış bir tavkim yok benim bildiğm.

Nevzat Bey, bize bu konuda bir takvim çizin denilse nasıl bir yol izlerdiniz?

Şöylebir yol izlerim. Şu anda yenilenebilir kaynaklara çok ciddi destekler var. Rüzgâr ve güneş enerjisiyle ilgili ve onlar olabildiğince hızlı, kendi alanlarında ilerliyorlar. Oransal olarak son yıllarda ortalama yüzde 5’lik artışlar görüyoruz. Burada kömürle ilgili bir belirsizlik var. Kömürde bir takvim yapılacaksa bence şöyle yapılması lazım. Öncelikle ithalatı kısıtlayabilecek önlemlerin alması lazım. Bildiğiniz gibi demir çelik tesislerinde kullanılabilen koklaşabilir taş kömürünün yüzde 99'u ithalata dayanıyor. Oysa burada Zonguldak havzasında, üzerinde bulunduğumuz toprakların altında bir buçuk milyar ton, önemli kısmı da koklaşabilir taşkömürü rezervi olduğunu biliyoruz. Bunlar yeterince değerlendirilmiyor. Geçen yıl Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun üretimi 700.000 ton. Buna ilave bir 300.000 ton kadar da rödevans sahalarından geliyor, toplam 1.000.000 ton. Bu yıl bu rakam, 700-800 bin tona düşecek toplam rakam.

Neden?

Neden TTK’da Ocak ayından Ağustos ayına kadar süren, yani altı ayı aşan bir süre iş güvenliği mufettişleri tarafından bir kapatma tedbiri uygulandı, bir bunun yansıması var. İki, genelde kömür sektöründe dalgalanmalarından dolayı bir kriz yaşanıyor. Buradaki redevans sahaları da bunlardan biraz etkilendi. Oralarda da bir küçük miktar daralma bekleniyor.

Peki bu neye yol açıyor, buradaki yansımaları ne bu üretim düşüşünün?

Zonguldak özelinde konuşursak, burada iki tane termik santral var. Bunların bir tanesi tamamen ithal kömüre dayalı çalışıyor uzun yıllardır. Bir tanesi yerli kömürle çalışıyordu, onlar ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü buradan karşılıyorlardı. Şimdi bu yıl farklı illerden, farklı yerlerden, farklı kaynaklardan kömür tedarik etmek zorunda kalıyorlar.

İthalat da dahil mi?

Bir tanesi ithal hiç getirmiyor. Diğeri zaten ithal getiriyor. Birisi gene yerli kaynaklardan temin etmeye çalışıyor. Ama başka illerden getiriyor, tabii çok uzun yollardan kamyon taşımacılığıyla geliyor, nakliye fiyatları yükseliyor, maliyetler gene sektöre yansıyor.

Bu kömür sektörünün büyümesi mümkün mü bu saatten sonra, kömür üretimin artması mümkün mü?

Mümkün tabii. Kaynaklarımız var yer altında. Özellikle şimdi Soma açısından bakarsak, Soma’da çok ciddi bir üretim vardı zaten. Yaklaşık iki ikibuçuk yıldır orada ermik santrale bağlı bir kriz yaşanıyor. Ürettikleri kömürü termik santrale veremedikleri için bir daralmaya gitti orada. Hem üretim hem istihdam açısından çok ciddi düşüşler var. Bu problem çözülürse oradaki ocaklar yeniden eski üretim seviyelerine ulaşabilir.

Üretimi arttırma açısından Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda durum nasıl?

TTK için konuşursak, TTK’ya ve Zonguldak havzasına ayrı bir başlık açmak lazım. Zonguldak havzasında işletmelerin büyük bölümü hala kamuda, TTK’de. Ancak kamunun üretimdeki payı son 10 yılda 1.5 milyon tondan 700 bin tona düştü. Bunun yeniden artması mümkün. Altyapı hazır, kuyular hazır, galeriler hazır. Burada yönetim sisteminde bir değişiklik yapılabilir, biraz ilave yatırım gerekebilir, bunlar yapılırsa üretimi yine eski seviyelerine ulaştırmak mümkün.

Bu durumda, eldeki 1.5 milyar tonluk rezerv, yılda 1 milyon tondan 1500 yılda falan mı bitecek?

Evet, aynen öyle.

Peki dünyadaki böyle rezervleri olan diğer ülkeler aynı şekilde, bizim gibi 1500 yılda bitirecek şekilde mi üretim yapıyor?

Şimdi Çin’i örnek verelim. Çin pandemiden sonra çok agresif bir şekilde kömür üretimini yükseltiyor, her gün üzerine koyuyor. Biraz bunda iklim politikalarının, net karbon sıfır hedeflerinin de etkisi var. Onlar kendilerine bir 35 yıllık hedef belirlemişler benim gördüğüm kadarıyla, yıllık 5 milyar tonla giderlerse, 30-35 yılda rezervelerini tüketiyorlar.

Türkiye de bu bir buçuk milyar tonluk rezervi ille de çıkarıh tüketmeli mi sizce?

Bu kaynağa ihtiyaç olduğu sürece bunun çıkarılması lazım. Bu hızla gidersek tabii ki bunu çıkaramayacağız. Ama önümüzdeki en azından bir 30 yılı, 40 yılı, 50 yılı planlayıp buradan alınabilecek azami kömürün alınması lazım. Bu çok değerli bir kaynak. Buranın kömürü demir çeliklerde kullanılabilir, koklaşabilir bir kömür. Bu çok değerli bir kaynak, dünyada kıt olan bir kaynak, diğer santral yakıtları gibi değildir. Onun için bunun azami şekilde değerlendirilip, ülke ekonomisine, sanayisine kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Bir de kömürün elektrik dışında kullanılan yerleri de var, siz demir çelik dediniz mesela…

Tabii, demir çelik çok kritik. Demir çelikte halihazırda bu koklaşabilir taş kömürünün dışında bir yakıt kullanılamıyor. Hidrojen kullanımı ile ilgili bazı denemeler var, o şu anda sadece başlangıç aşamasında ve sadece bir takviye şeklinde uygulanabiliyor. Yani taşkömürünün tamamen yerine geçebilecek bir yakıt şu anda yok.

Peki Türkiye'deki demir çelik üretim kapasitesini siz biliyorsunuzdur, onların tamamı Türkiye’de üretilen taş kömürünü mü kullanıyor yoksa ithalata bağımlı mıyız o konuda?

Tamamı, Türkiye’deki demir çelik sektörünün yüzde 99'u ithal kömüre bağlı.

Peki Zonguldak’taki kömürün kalorik değeri onların ihtiyacını karşılayabilecek seviyede değil mi?

Tabii, Zonguldak’taki taş kömürü, dünyadaki koklaşabilir taş kömürleri arasında da üst seviyelerde nitelikli bir kömür.

Peki bunca demir çelik kapasitesi var Türkiye’de, bu demir çelik oyuncularının bu konuda bir şey yapmaları beklenmez mi?

Maalesef onlar ithal bağımlı hale gelmişler. Oradan nasıl ilişkiler kuruluyor biz bunları bilmiyoruz. Bu yeni bir sorun da değil, yani 30 yılı aşkın bir süredir demir çelik sektörü artan oranlarda ithalata dayalı olarak çalışıyor.

Erdemir, Kardemir ve İsdemir yerli kömüre dayalı mı kuruldular yoksa hem ithal hem yerli kömür ile mi yola çıkmışlardı?

Hayır, tamamen yerli, Zonguldak havazasına dayalı olarak kuruldular. Erdemir'in ve Kardemir’in bu havzada kurulmasının nedeni bu zaten. Tam tarih veremeyceğim ama Karabük, doksanlı yılların sonuna kadar Zonguldak’a bağlı bir ilçeydi. Ereğli hala Zonguldak'a bağlı. Dolayısıyla bu tesisleri kuranlar ve bu havzayı şekillendiren, planlayan ekip, bunu bu şekilde tasarlamış. Buradan Karabük’e demir yolu yapmışlar o yıllarda. Çok sayıda tünel yaparak, çok zor şartlarda demir yolu yapmışlar, burada üretilen kömür Karabük’e ulaşsın diye. Erdemir zaten hemen burada. Limanımız var, Çatalağzı Termik Santrali, yine buradan çıkan kömürün, koklaşabilir taşkömürü olarak yıkanıp elde edilen ürünlerden arta kalan ürünlerin yakılıp elektrik üretilmesi için kurulmuş. Burada tamamen entegre bir sanayi bölgesi oluşturulmuş aslında.

Erdemir, İsdemir ve Kardemir özelleştirildi ama kömür tarafı kaldı öyle mi?

Kömür tarafında da özelleştirilen kısımlar var ama hâlâ ana gövde kamuda.

Redevansçıların dışında da özelleştirilen ocaklar var mı yani?

Var, mesela Amasra’da Hattat Holding’e bağlı Hema işletmesi var. Onlara çok büyük bir rezerv verildi. Ancak orayı alan firma 15 seneyi de iyi de aşan bir süredir, taahhüt ettiği üretim miktarını gerçekleştiremedi. Çok çok düşük, cüz’i miktarda üretim var.

Taahhütler yerine getirilmediyse, bunların TTK’ya geri alınması ihtimali yok mu, devir şartnamesi gereği?

Şartnamede öyle bir şey yok maalesef. İki ya da üç yıl önce ruhsat devri de yapıldı. Daha önce ilk ihale redevans usulüyle yapılmıştı, yaklaşık üç yıl önce ruhsat devri de yapıldı, şu anda sahanın ruhsatı da tamamen o şirketin elinde.

Ruhsat aldıktan sonra da aynı mı kaldı üretimleri?

Şöyle, bir kano üretim yaptılar fakat bu taahhüt ettikleri miktarların yanında çok cüzi bir miktar, konuşulacak bir rakam değil yani.

Eklemek istedikleriniz varsa alabilir miyiz

Biz yerli üretimi destekliyoruz. Ülke kaynaklarının kullanılmasını istiyoruz. Kömür bunların başında gelir. Dünyada bütün gelişmiş ülkeler sanayilerinin gelişmişliğini kömüre borçlular. Öncelikle kömüre ve genel olarak fosil yakıtlara bağlılar. Biz bu kaynaklar yer altında dururken, dünyanın çeşitli ülkelerinden kömür getirip burada kullanmamız doğru değil, biz buna inanıyoruz. Eğer bu iklim politikalarıyla ilgili bir daralmaya gidilecekse, öncelikle ithal kömürden çıkılmalı. Daha sonra da çok düşük kalorili havzalarımız var bizim. Kalorileri çok düşük olduğu, gaz emisyonları ve atıkları daha fazla olduğu için yine bir plan dahilinde öncelikli olarak oralardan çıkmak lazım.

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü / ZONGULDAK