Yeniköy Kemerköy yerli kaynakla elektrik üretiyor

Muğla'da faaliyet gösteren Yeniköy ve Kemerköy santralleri, 1119 MW kurulu güçle Türkiye'nin toplam elektrik ihtiyacının yüzde 2,22'sini karşılarken, 2038'e kadar rezervli yerli linyit kullanımıyla yıllık bazda 500 milyon dolar tasarruf sağlıyor.

Enerji Günlüğü - Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar ve jeopolitik riskler, yerli kaynaklara dayalı elektrik üretiminin stratejik önemini artırmaya devam ediyor. Avrupa’da doğal gaz tedarikinde yaşanan krizler ve yenilenebilir enerji sistemlerinin mevsimsel kırılganlıkları, baz yük santrallerinin enerji arz güvenliğindeki yerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu kapsamda Türkiye’nin yerli linyit rezervlerini ekonomiye kazandıran Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, üretim kapasiteleri ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle dikkat çekiyor.

KURULU GÜÇ VE REHABİLİTASYON SÜRECİ 

Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri, sırasıyla 1987 ve 1995 yıllarında yerli linyit kullanımı amacıyla devreye alındı. Yeniköy Termik Santrali her biri 210 MW gücünde 2 üniteden oluşurken, Kemerköy tarafında yürütülen rehabilitasyon çalışmalarıyla önemli verimlilik artışları sağlandı. Kemerköy’deki 3 ünitenin kurulu gücü, yapılan revizyonlar sonucu 210 MW seviyesinden 233 MW düzeyine yükseltildi. Böylece tesisin toplam kurulu gücü 1119 MW seviyesine ulaştı. Söz konusu kapasite artışları, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2020, 2022 ve 2024 yıllarında yapılan kabullerle tescillendi.

ELEKTRİK TALEBİ VE BAZ YÜK İHTİYACI 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, dünya genelinde elektrik talebi son 10 yılda toplam enerji talebinin 2 katı hızla büyüdü. Gelecek 10 yılda ise bu büyüme hızının 6 katına çıkması öngörülüyor. Elektrikli araçlar, yapay zeka sistemleri ve veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı, sistemde sürekliliği sağlayacak baz yük santrallerini zorunlu kılıyor. Orta ölçekli bir veri merkezinin yaklaşık 100 bin kişilik bir şehrin tüketimine eş değer elektrik harcadığı göz önüne alındığında, yerli linyit santrallerinin arz güvenliği dengesindeki rolü belirginleşiyor. Enerji sisteminin stabil kalabilmesi için baz yük santrallerinin toplam üretimdeki payının yüzde 50 seviyesinde olması gerektiği vurgulanıyor.

ACELE KAMULAŞTIRMA VE HUKUKİ ÇERÇEVE 

10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, linyit maden ruhsat sahası içinde kalan alanlar için acele kamulaştırma kararı alındı. Bu süreç, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca kamu otoritesi eliyle yürütülüyor. Kamulaştırılan alanlar Hazine adına tescil edilerek devlet arazisi statüsüne geçiyor. Şirket, bu alanlarda bulunan kömür rezervini 2038 yılına kadar geçici kullanım hakkı çerçevesinde işletecek.

Acele kamulaştırma kararının gerekçesi olarak, sahanın maden üretimine hazır hale gelmesi için gereken yaklaşık 3 yıllık hazırlık süreci gösteriliyor. Bu süre zarfında arkeolojik taramalar, altyapı deplaseleri ve teknik hazırlıklar tamamlanacak. Karar, Milas’ın Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki toplam 679 parseli kapsıyor. Yetkililer, kamulaştırma sürecinde hiçbir köy yerleşim merkezinin etkilenmediğini; etkilenen yapıların 26 adet betonarme ve 102 adet kâgir evden (yazlık ve hobi bahçesi amaçlı) oluştuğunu belirtiyor.

EKONOMİK ETKİ VE İTHALAT TASARRUFU

Yerli kaynak kullanımı, Türkiye’nin enerji ithalatına olan bağımlılığını azaltma noktasında kritik bir işlev görüyor. Sahadaki 140 milyon tonluk linyit rezervinin ekonomiye kazandırılmasıyla, 2038 yılına kadar yaklaşık 9 milyar dolarlık enerji ithalatının önüne geçilmesi hedefleniyor. Sadece 2025 yılı verilerine göre, yerli kaynaktan yapılan üretim sayesinde 500 milyon dolarlık tasarruf sağlandı. Ayrıca Milas dışından kömür alımının durdurulmasıyla lojistik maliyetlerde ve kaynak verimliliğinde ulusal ölçekte avantaj sağlanması bekleniyor.

ZEYTİN TAŞIMA VE DOĞAYA GERİ KAZANDIRMA

Şirketin çevresel rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yürüttüğü zeytin taşıma projesi, teknik bir titizlikle sürdürülüyor.

 Maden kazı sınırları içinde kalan 32 bin 100 zeytin ağacının uzman heyetler gözetiminde taşınması planlanıyor. Ankara Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden akademisyenlerin yer aldığı heyetler, taşıma öncesi ve sonrası bakım süreçlerini denetliyor.

Pilot aşamada taşınan 9 adet zeytin ağacında yüzde 100 tutma başarısı sağlandığı açıklandı. Birinci etapta 151, ikinci etapta ise 1453 ağacın taşıma işlemleri tamamlandı. Taşıma sürecinde köklendirici, biotarm gübre, kaolin ve bordo bulamacı gibi koruyucu katkılar kullanılıyor. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) ile imzalanan protokol çerçevesinde, taşınan ağaçların izleme ve raporlama süreçleri şeffaf bir şekilde yürütülüyor.

REHABİLİTASYON VE SOSYAL ETKİ 

Üretim faaliyetleri tamamlanan sahaların doğaya geri kazandırılması projesi kapsamında Hüsamlar bölgesinde 576 hektarlık alan rehabilite ediliyor. Bu alana 67 bin 466 fıstık çamı, 29 bin 458 kızılçam ve 13 bin 800 servi dahil olmak üzere toplam 246 bin 575 adet fidan dikildi. Şirket genelinde dikilen toplam fidan sayısı ise 4 milyon 3 bin 300 rakamına ulaştı.

İstihdam tarafında ise 3000 kişiyi aşkın bir kadro ile faaliyet gösteren kurumda, çalışanların yüzde 85’i yerel halktan oluşuyor. Şirket, 2025 yılında Muğla'nın sanayi kuruluşları sıralamasında üst sıralardaki yerini korurken, yerel ekonomiye sağladığı katkıyı sürdürüyor.

STRATEJİK REZERV YÖNETİMİ 

Maden ruhsat alanı 24 bin hektar genişliğinde olmasına rağmen, fiili kazı çalışmalarının yapılacağı alan 885 hektar ile sınırlandırılmış durumda. Bu da toplam ruhsat alanının yalnızca yüzde 3,7’lik bir kısmında üretim yapılacağı anlamına geliyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından onaylanan kazı sınırları dahilinde çıkarılacak 140 milyon ton kömür, Muğla ilinin yaklaşık 26 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir enerji potansiyelini temsil ediyor.