Kürt petrolünün vanası diplomatik bir kaldıraçtır - Mehmet KARA

Kürt petrolünün vanası diplomatik bir kaldıraçtır - Mehmet KARA

MEHMET KARA

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (KRG) hakimiyetindeki coğrafyada üretilen petrolün Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara çıkarılması konusunda 2013-2014 yıllarında büyük tartışmalar yaşandı. Türkiye bu konuda Irak yönetiminin (Bağdat) hilafına, Mesut Barzani yönetimiyle anlaşmayı tercih etti.

Varılan anlaşmaya göre bölgeden çıkarılan petrol önce Ceyhan’daki depoya getirilip buradan da müşterilerin gemilerine yüklenecekti. Önce tankerlerle, daha sonra boru hattı üzerinden Kürt petrolü Ceyhan’daki depolama tesislerine petrol sevk edilmeye başlandı.

Erbil ve Ankara’nın yarattığı fiili duruma Bağdat yönetimi de bir şekilde rıza gösterdi. Ve Kürt petrolü uluslararası piyasalarda alıcı bulmaya başladı. Olayın hassasiyeti nedeniyle bir süre Kürt petrolü taşıyan gemilerin izi bile sürüldü. Ama çok geçmeden, bu fiili durum normalleşti.  

Ancak bir süre sonra, gerek o dönemde 100 doların üzerinde bulunan petrol fiyatlarının hızla 40 dolarların altına kadar gerilemesi, gerekse bölgede yaşanan çatışmaların petrol sevkıyatını güçleştirmesi, hatta aksatması, Erbil yönetiminin kasasına para girişini yavaşlattı. Bu durum Barzani yönetiminin maaşları ödemede, kamu hizmetlerini yerine getirmede zorlanmasını beraberinde getirdi.

Halen Kerkük-Ceyhan boru hattından petrol akışı devam ediyor. Erbil yönetiminin bağımsız bir Kürdistan için referandum kararı alması, Türkiye’nin “petrol vanasını keseriz” uyarısına rağmen gerçekleşti. Ankara’nın Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin referandum restine karşı yaptığı bu uyarının arkası ise boş değil.

Türkiye, Erbil yönetiminin Türkiye üzerinden elde ettiği petrol gelirlerinin kesilmesini fiilen engelleyebilecek durumda. Aslında Ankara’nın bu kozunu pazarlık unsuru olarak açık şekilde dile getirmesine de pek gerek yok, çünkü her şey ortada. Yani Ankara isterse bu musluğu her an kesebilir.

Peki bunu gerçekten yapar mı? Bize göre Ankara, elindeki en güçlü silahı en başta kullanmayı tercih etmez. Çünkü aslında bu petrolün kendi toprakları üzerinden geçişinden Türkiye’nin taşıma ücreti dışında doğrudan bir geliri yok. Ancak Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (Kurdistan Regional Government - KRG) uluslararası pazarlara petrol satabilmesi, dolaylı olarak Türkiye’nin dış ticareti, daha doğrusu ihracatı üzerinde etkili bir faktör. Çünkü KRG ekonomisinin çarkı petrol parasıyla start alsa da, bu çarkın kesintisiz dönmesi, Erbil yönetiminin Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle ticaretine bağlı. Yani Kürt Bölgesel yönetimi, referandumdan sonra da Ankara ile ipleri koparmayı kesinlikle tercih etmeyecektir.

Ankara da “vana” silahını sürekli elinde tutarak, en büyük ticari partnerleri arasında yer aldığı IKBY’yi (KRG) tümüyle kendi kaderiyle baş başa bırakmaz. Hatta Ankara, Barzani yönetimi açısından yıkıcı olabilecek bu vana silahının etkisi/gücü oranında, Ortadoğu’daki bölgesel denklemde Erbil’in alacağı aksiyonlar üzerinde belirleyici olmaya çalışacaktır. Özetle, Ankara’nın elindeki vana, güçlü bir diplomatik kaldıraç etkisine sahip görünüyor.

Peki, petrol gelirlerinin Erbil yönetimi açısından taşıdığı önemi rakamsal olarak ortaya koyacak veriler var mı? Aslında var. IKBY Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın Ekim 2016 tarihinde açıkladığı resmi verilere göre Barzani yönetiminin kontrolü altındaki alanlarda günlük yaklaşık 600-620 bin varil petrol üretiliyor. Bunun 550 bin varili Ceyhan limanı üzerinden uluslararası piyasalara satılıyor. 

IKBY için Türkiye boru hattı üzerinden uluslararası piyasalara ve tankerlerle İran’a yönelik süren petrol ihracatı bölgeyi ayakta tutan en önemli gelir kaynağı. Petrol ihracatının parasal tutarı, IKBY’nin dış alem gelirinin yüzde 85’ten fazlasına karşılık geliyor. Bu oran, Barzani'nin bağımsızlık referandumundaki ısrarının hem en büyük nedeni, hem de bu referandum nedeniyle aldığı siyasi riskin esas zemini. Çünkü Barzani Yönetimi bu ihracatın karşılığı olan gelirin kendi payına düşen kısmını istikrarlı şekilde kasasına koyabilmek için "bağımsızlık" kozunu masaya sürmek zorunda kalmış görünüyor.

Ama şu anda masada bulunan bu koz, IKBY yönetimini Türkiye ile işbirliğine daha yakıcı bir şekilde mecbur bırakıyor. Barzani yönetimi'nin Ankara karşısındaki kozu ise daha zayıf: Bize mal ve hizmet satarsanız, siz de kazanırsınız. 

Mehmet KARA