Nereye kurulacak bu kadar çok panel - Hasan YİĞİT

Nereye kurulacak bu kadar çok panel - Hasan YİĞİT

HASAN YİĞİT 

Türkiye’de halen yıllık 3000 MW’ye yakın kapasiteye sahip güneş paneli üretim altyapısı var. 

Güneş santrali kurulumları konusundaki beklentiler ise 2018 yılı için 1000 MW düzeyinde. Bu da demek oluyor ki, geri kalan üretim fazlası iç piyasada tüketilemez. 

Peki bu fabrikaların ürünlerini yurt dışına ihracatı ne ölçüde mümkün? Bu koskocaman bir soru. Çünkü Uzakdoğulular başta olmak üzere ucuz üretim yapan şirketlerle rekabet edebilmek şimdilik pek kolay görünmüyor. 

Dolayısıyla yurt içindeki yerli üreticiler şimdilik devletin koruma mekanizmaları sayesinde ayaktalar. Bu mekanizmanın içinde gözetim belgesi, yatırım teşvik belgesi vs. var. Dolayısıyla yurt içindeki üretim tesislerinin önümüzdeki yıllarda ne yapacağı sorusu da ortada duruyor.  

Bu veriler ışığında baktığımızda görünen o ki, gelecek üç yıl içinde Türkiye’de güneş enerjisi sektörünü için çok zorlu bir sınav bekliyor. Hem üretim kısmında hem de kurulum kısmında bazı sıkıntıların olacağını görmek hiç de zor değil. En düşük ihtimalle şirketler küçülmeye gideceklerdir. 

Küçülme ise işsizliğin üst seviyelerde olduğu bu dönemde yeni ve deneyimli işsizler anlamına gelecektir. Fakat bundan daha kötüsü, 2020 yılında hayata geçirilecek lisanslı GE’ler ile güneş YEKA projeleri nitelikli ve deneyimli eleman bulmakta zorlanacak. Çünkü binlerce nitelikli ve deneyimli eleman o tarihe kadar sektör değiştirmek zorunda kalacaktır. 

Peki bu kördüğümden nasıl çıkılır? Sektörün önünün açılması için neler yapılmalı? 

Burada en başta hükümetin sektörle ilgili bazı adımlar atması gerekiyor. Son günlerde hat kullanım bedelinin süresinin uzatılmasıyla ilgili GÜNDER ve GENSED’ten yapılan başvurular hükümet tarafından hayata geçirilirse sektör belki 6, belki de 12 aylığına rahatlar. Fakat şu unutulmamalı. Bu sadece geçici bir çözüm. 

Burada asıl üzerinde durulması gereken konu bireysel çatılardan daha çok endüstriyel çatılara önem verilmesi. Bu konuyla ilgili hükümet gerekli destek ve düzenlemeleri yaparsa hem sektörün önünü görmek açısından hem de ülke ekonomisinin enerji bağımlılığının azaltılması açısından oldukça faydalı olacaktır. 

Bu konuda birkaç uygulama yapılabilir. Bunlar:
- Endüstriyel ÇATI-GES’leri hareketlendirmek için ÇATI-GES projelerini ‘Genel Teşvik Uygulamaları’ sınıfından çıkartıp ‘Öncelikli Yatırımların Teşviki’ sınıfına sokmak.

- Çatı GES yatırımlarına yönelik faiz desteğini belirli bölgelerle sınırlamayıp bütün bölgelere yaymak. 

- Bürokratik işlemleri kolaylaştırarak, bundan ötürü aşanan kayıpları azaltmak. 

- Öz tüketim modelinin endüstriyel çatılarda uygulanmasını sağlamak. Burada çatı kurulumlarında 4’te 3’lük bir öz tüketim şartı uygulanabilir. 

Burada  öz tüketim konusunu biraz açmak lazım. Çatısına GES kurulumu yapan şirkete, öreteceği elektriğin yüzde 75’lik kısmı öz tüketim olarak değerlendirilecek. Yani burada devletin ilgili şirkete parasını ödeyeceği elektrik miktarı, toplamın yüzde 25’ini geçmeyecek. Bu sınırdan az bile kullansa yine de yüzde 75 olarak değerlendirme yapılacak. Dolayısıyla devlete en fazla yüzde 25’lik bir kısım satılabilecek. Burada ki amaç, özellikle endüstriyel çatılara kurulan GES’lerden işletmelerin gelir elde etmesi değil daha çok kendi ihtiyacını karşılaması. Bu sistemi hayata geçirirken mahsuplaşmada saatlik yerine günlük veya aylık mahsuplaşmaya geçmek olacak. 

Burada çözümler çoğaltılabilir. Ama en önemlisi devletimizin ÇATI-GES’slerin özellikle de endüstriyel ÇATI-GES’lerin bir an önce önünü açacak destekleri ve düzenlemeleri hayata geçirmesi gerekir. Enerji bağımlılığı dövizin artması sonucunda beraberinde yüksek maliyetler getiriyor. Çünkü enerjiye yapılan her zam, bütün ürünlere zam demektir. Bu da yine yüksek enflasyon ve gelirlerin azalması olarak sonuçlanıyor. 

Sonuç olarak, eğer gerekenler yapılmazsa önümüzdeki yıllar solar sektörü paydaşları için çok zorlu geçecek görünüyor.

Umarız şimdilik gri görünen tablo tamamen siyaha kaymaz…

Çok güneşli günleriniz olması dileğimle…