1. HABERLER

  2. ELEKTRİK

  3. Bayçöl: Elektrikte güvenilirlik ucuzluktan önce gelir

Bayçöl: Elektrikte güvenilirlik ucuzluktan önce gelir

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, bol yağışın elektrik fiyatlarını düşürmesini değerlendirirken “En ucuz elektrik fiyatını kuracak bir sistemden ziyade, en güvenilir, en sağlıklı en sürdürülebilir sistemi kuruyor ve yaşatıyor olmamız lazım” dedi.

Bayçöl: Elektrikte güvenilirlik ucuzluktan önce gelir

ÖZEL RÖPORTAJ - MEHMET KARA

Sabancı Holding ile Alman enerji devi E.ON ortaklığı Enerjisa Üretim, Türkiye elektrik üretim sektörünün önde gelen oyuncularından biri. Şirket, geçmişten bugüne elektrik üretimindeki kaynak dağılımını Türkiye genelindekine paralel şekilde oluşturmasıyla dikkat çekiyor. Ancak son dönemde yenilenebilir kaynak alanı (YEKA) ihalelerinden alınmış rüzgar santrali projelerinin devreye girmesiyle, 1200 MW’lik RES varlığına ulaşan Enerjisa Üretim’in kaynak dağılımında yenilenebilir teknolojilerin payının giderek arttığını söylemek yanlış olmaz. Şirket, uzun yıllardır kurulu gücü büyütme yerine eldeki varlıkları en verimli şekilde kullanıp, daha yüksek değer üretmeye odaklı olduğunu deklare etse de, kurulu güçteki büyüme devam edecek gibi duruyor. Bir yandan YEKA 2024 projeleri peşpeye devreye girerken, bir yandan da Trakya’daki 750 MW’lik son YEKA projelerinin kurulum hazırlıkları hızla devam ediyor. Peki Enerjisa Üretim, sektördeki son gelişmeleri, özellikle uzun yıllar ortalamasına göre oldukça yağışlı geçen bir yılda, bunun elektrik fiyatları üzerindeki aşağı yönlü baskıyı nasıl yönetiyor? Geleceğe nasıl bakıyor ve hazırlanıyor? Ve bu sektördeki mevcut oyuncular ile yeni girmeyi düşünenler hangi ana dinamiklere nasıl bakmalı? Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı.

ihsan-erbil-baycol-mehmet-kara.jpgSon dönemde yüksek yağışlar geldi, üretim arttı ama bu sefer fiyatlar düştü. Bir paradokstan bahsediliyor, sizin cepheden nasıl görünüyor?

Belki detaya girmeden şunu söylemek lazım. Elektrik üretim sektörü gibi sektörler çok uzun vadeli bakılması gereken sektörler. Elbette ki anlık krizler, değişimler, ana parametreleri belirleyecek hususlarda yaşadığımız önemli hadiseler, bazen kurak, bazen ıslak bir yıl tecrübe etmek, bunlar ana karar verici unsurlar olmamalı. Zira uzun vadeli bakış gerektiren bir sektör bu. Geçen sene sadece elektrik sektörü de değil, hemen hemen herkes, bütün ülke, bütün dinamiklerini yönetebilmek adına kuraklığı tecrübe etmişti. Ve bu bir nevi bir alarm veren noktadaydı. Dolayısıyla geleceğe daha tereddütlü bakmayı, nasıl bundan çıkabilirizi de getirmiş bir düzeydeydi.

Ama 2026’da durum çok farklı gelişti...

Evet, bu sene de çok ıslak bir yıl tecrübe ediyoruz. Bunlar çok normal aslında. Hidroloji dediğimiz hadise bu. Değişkenlikler yaşayabilecek bir denklem. İkinci çeyreğin elektrik fiyatını doğal olarak çok etkilemiş oldu ıslak bir yıl tecrübe edilmiş olması. Geçen seneye göre çok farklı bir fiyat oluşumundan konuşuyoruz. Bu biraz hesapları kitapları planları sarsmış da olabilir. Zira tahmin ettiğiniz gelirden daha düşük bir gelir elde ediyor oyunun birçok paydaşı.

Bu bir paradoks mu?

Aslında sizinle birçok defa konuştuğumuz konular bunlar. Elimizde ayrışmayan bir ürün var, elektrik. Hangi teknolojiden elde edersek edelim aynı ürünü elde ediyoruz. O ürünle ilgili ikinci ana kritik hususlardan bir tanesi, herhangi bir anda arzın talebe eşit olması. Bu iki dinamiğe göre aslında bütün sektörün yönetimi unsurları da oluşuyor. Buna fiyat da, sektörle ilgili yönetmeniz gereken diğer meseleler de dahil. Dolayısıyla ikinci çeyrekte ve hatta şu an belki Haziran ayında da kurban bayramının da etkisiyle, ıslaklığın da etkisiyle daha düşük elektrik fiyatı gözlemledik. Paradoksu da şöyle söyleyebiliriz. Geçen sene kurak yıl olunca hidroloji ile bazı şeyler biraz daha düzelir, umarız 2026 daha ıslak bir yıl olur denilirken, bu sefer yağış çok fazla olunca, beklenenin çok ötesinde olunca elektrik fiyatı daha aşağı doğru gitmiş oldu.

ihsan-erbil-baycol-enerji-gunlugu-mikrofon.jpgBu yaşananlar gelecek açısından ne tür dersler veriyor?

Bu yaşananlardan sonra herkes şunu tekrar hatırlamış oldu. Akışlar, belirli bir orandan daha fazla olduğunda da bir nevi bir parabol etkisi yaratıyor. Bir nokta belki daha optimum nokta gibi görünüyor. Ama hepimizin bir daha bir daha hatırlaması gereken mesele, aslında pandemi ile tekrar hatırlamamız gerektiği, Rusya-Ukrayna savaşı ile tekrar hatırlamamız gerektiği, Hürmüz kriziyle tekrar hatırlamamız gerektiği, şimdi ıslak bir yıl tecrübe ederken hatırlamamız gereken mesele bizim uzun vadeli çeşitlendirilmiş kaynakla, en ucuz elektrik fiyatını kuracak bir sistemden ziyade, en güvenilir, en sağlıklı, en sürdürülebilir sistemi kuruyor ve yaşatıyor ve bunun mücadelesini veriyor olmamız lazım. Tek teknolojiye yaslanan üretim modeller de bu manada biraz daha şoklara karşı direnci daha düşük konumlanmış oluyor.

Büyük ya da küçük, her oyuncunun bu işi mutlaka kaynak sepeti oluşturup mu yapması gerekiyor?

Bizce iki manada çeşitlilik çok önemli. Bunun bir tanesi teknoloji çeşitliliği. Ne kadar fazla teknolojiyle elektrik üretme imkânınız varsa, o manada dengeyi yönetmeniz biraz daha kolay oluyor. Dolayısıyla bir portfolyo yönetmek. Biz beş farklı teknolojiden elektrik üretiyoruz. Bazı yıllar gerçekten ıslak yıl tecrübe ediyoruz, o zaman doğalgaz santrallerimiz görece daha az, hidroelektrik santrallerimiz daha fazla çalışıyor. Bazen de kurak bir yıl tecrübe ediyoruz, o zaman da hidroelektrik santrallerimiz daha az, doğalgaz santrallerimiz daha fazla üretim yapmış oluyor. Sadece Enerji Üretim için değil, ülkenin ihtiyacı da olduğu için daha fazla üretim yapmış oluyor ve hangi teknolojiden daha optimum üretmek doğru ise onu yapmaya çalışıyoruz.

enerjisa-bandirma-ges.jpgÇeşitlilikte ikinci alt başlık neydi?

İkincisi bir nevi bir tüccar yerleşimi ya da ikili anlaşmalarla bazı satışlarınızı hedge’leyerek konumlanma. Onu çok basitleştirerek dedemin halı mağazasından örnek vererek anlatmaya çalışayım. Sabah geldiniz, besmelenizi çektiniz, açtınız dükkanınızı. Bütün gün boyunca hiç müşteri gelmeyebilir. Bütün hafta boyunca da hiç müşteri gelmeyebilir. Veya bütün hafta boyunca beklediğinizin çok ötesinde müşteri gelebilir. Bu biraz daha bir tüccar yönetimi. Bir elektrik santralini kurdunuz, ülkenin arz talebi nereye yerleşecek ona bakıyorsunuz. Sizin seçmiş olduğunuz teknolojiden üretim maliyetiniz ne konumda olacak, tüm Türkiye’nin ortalama elektrik üretimi maliyeti nerede olacak ona bakıyorsunuz ve burada pozisyon almaya çalışıyorsunuz. Bu büyük ölçüde sizi çok kırılgan pozisyonunda tutuyor. Halbuki siz elektrik üretiminizin en azından bir kısmını ikili anlaşmayla ya da ticari derin piyasalarda satmış olmayı tercih edersiniz. Bizim ikinci çeşitlendirme diye bahsettiğimiz de bu.

Enerjisa Üretim ne yapıyor bu konuda?

Şu anda Enerjisa Üretim’in portföyünde merchant denilen, bir nevi o az önce bahsettiğim dükkan (dedesinin halı mağazası) örneğindeki gibi, tüccar kullanmasıyla konumlanmış olan santraller var. Bir de ikili anlaşmalarla konumlanmış santrallerimiz var. Bu da bizim en azından kazanca da belirli bir güvenle bakmamızı sağlıyor. Ben bütün elektrik üreticilerine küçük ya da büyük, olabildiğince çeşitlendirmeyi, teknoloji açısından da tavsiye ediyorum, elektrik satışı konusunda da...

Ticaret tarafında vakit, vade kısıtları yok mu?

Burada yapabildiğimiz kadar daha derinlikli piyasalar olsa keşke. Sadece 2026’nın değil, 2027’nin 28’in 29’un elektriğini satabilsek. Dağıtım şirketlerine, toptan ticaret şirketlerine, sanayiciye, büyük montanlı tüketicilere. O zaman enerji piyasası herkes açısından hakikaten daha yönetilebilir bir hale gelir. Daha derinlikli hale gelir, daha çok ürün çeşitlendirilmesi olur. Bu sefer risk yönetimi daha güvenli bir hale gelir. Sadece elektrik oyuncuları açısından değil, sanayici açısından da çok daha iyi yönetilebilir konuma gelmiş olur.

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü