Enerji Günlüğü - Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2026 Dünya Enerji Yatırımı Raporu'nu yayımladı. Küresel enerji yatırımı 2026'da 3,4 trilyon dolara ulaşacak; bu rakam 2025'e kıyasla yüzde 5 artışa karşılık geliyor. Harcamaların 2,2 trilyon doları yenilenebilir enerji, nükleer, şebekeler, depolama, düşük karbonlu yakıtlar, verimlilik ve elektrifikasyon alanlarına akarken 1,2 trilyon dolar petrol, doğalgaz ve kömür tedarikine yönelecek.
IEA Direktörü Fatih Birol, raporun yayımlanması vesilesiyle yaptığı açıklamada Orta Doğu krizinin ülkeleri enerji güvenliğini artırmak için politikalarını, yatırım önceliklerini ve stratejilerini gözden geçirmeye yönlendirdiğini belirtti. Birol, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle patlak veren enerji krizinin ardından henüz birkaç yıl geçmişken yaşanan bu ikinci şokun gelecekteki yatırım önceliklerinde kalıcı iz bırakacağını ifade etti ve "bu kritik kararların temel faktörü güven olacak" dedi.
ORTA DOĞU KRİZİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI BASKISI
IEA'nın raporuna göre Orta Doğu'da 30'dan fazla enerji tesisi orta ya da ağır hasar gördü. Bunlar arasında rafineri, petrokimya tesisi ve gaz üretim sahaları bulunuyor. Katarlı Ras Laffan LNG kompleksindeki 14 sıvılaştırma hattından 2'si hasar gördü; onarım süreci yıllar alabilir. 20 tanker füze veya insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı. Toplam onarım maliyetinin onlarca milyar doları aşması bekleniyor.
Birol, Orta Doğu'daki petrol arzı kaybının özellikle maliyeti en düşük bölgeden kaynaklandığını vurguladı. Kuzey Amerika'nın 2021'den bu yana yüzde 50 daha az yatırımla yaklaşık yüzde 15 daha fazla petrol kaynağı geliştirdiğini aktaran Birol, Orta Doğu üretiminin yaklaşık yüzde 65'inin genellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğine dikkat çekti. Körfez üreticilerinin enerji ihracatının yüzde 80-90'ının Asya'ya gittiği göz önünde bulundurulduğunda krizin etkilerinin en ağır biçimde Asya'da hissedildiği öngörülüyor.
PETROl VE GAZDA TABLO
Petrol arzı yatırımları fiyatlardaki yükselişe ve üreticilerin artan gelirlerine karşın üst üste üçüncü yıl da geriledi; 2026'da 500 milyar doların altına inmesi bekleniyor. Uzun proje döngüleri, altyapı darboğazları ve kıyı açığı rig piyasasındaki kısıtlı kapasite baskıyı sürdürüyor. Orta Doğu yatırımları çatışma nedeniyle aşağı yönlü revize edildi.
Doğalgaz arzı yatırımı 330 milyar dolarla on yılın en yüksek seviyesine ulaşıyor. 2025'te 100 milyar metreküpü aşan ek LNG ihracat kapasitesi onaylandı; bu rakam, tek yılda onaylanan en yüksek miktar olarak tarihe geçti. Onaylanan kapasitenin yaklaşık yüzde 90'ı ABD kaynaklı. Orta Doğu krizi yeni LNG tesislerinin piyasayı rahatlatma etkisini geciktirdi; Asya'daki ithalatçıların tedarik güvencesine ilişkin kaygıları derinleşti.
Yeni gaz santrallerine verilen onaylar 2025'te 130 GW ile son 25 yılın zirvesine çıktı. Birol, 2023'e dek gaz santrali onaylarının büyük çoğunluğunun gaz ithalatçısı ülkelerde yapıldığını, ancak ABD'nin veri merkezi talebiyle birlikte artık siparişlerde baskın konuma geçtiğini belirtti. Yeni gaz santrali yatırımlarının 2026'da 120 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Türbin bulunabilirliğinin bazı pazarlarda kısıt oluşturmaya başladığı da vurgulandı.
YENİLENEBİLİR ENERJİ VE NÜKLEERDEKİ DÖNÜŞÜM
Birol, yenilenebilir enerji harcamalarının büyük ölçüde Çin etkisiyle gerilediğini, bununla birlikte sektörün toplam enerji üretim yatırımlarının yüzde 70'ini oluşturmayı sürdürdüğünü belirtti. Yenilenebilir enerji projelerine yıllık 665 milyar dolar akıyor. Bunun 365 milyar doları güneş projelerine yöneldi; günde 1 milyar dolar. Rüzgar 200 milyar dolar, hidroelektrik 75 milyar dolar ile sıralamayı tamamlıyor.
Filipinler Mart ayında ilan ettiği ulusal enerji acil durumunun ardından 2026'nın ilk çeyreğinde gelişmekte olan ekonomiler arasında Çin'in en fazla güneş paneli ihraç ettiği ülke konumuna geçti; ithalat 2025 düzeyinin üç katına ulaştı. Afrika'da 15 ülke 2026'nın yalnızca ilk çeyreğinde 400 milyon dolarlık güneş paneli ithalatıyla rekor kırdı; bu rakam 2025'in tamamındaki 650 milyon doların yaklaşık yüzde 62'sine denk geliyor.
Nükleer enerji cephesinde 15 ülkede 78 GW kapasitelik reaktör inşası sürüyor; yıllık yatırım 80 milyar doların üzerine çıktı. İnşaattaki reaktörlerin yüzde 94'ü Çin veya Rus tasarımına dayanıyor. IEA, bugünkü enerji şokunun küçük modüler reaktörler (KMR) dahil teknoloji çeşitlendirmesini tetikleyebileceğini öngörüyor; 40'tan fazla ülke hâlihazırda nükleer dağıtımı destekleyen politika uyguluyor. Birol, ABD'de kömür ve gaz üretimine yapılan yatırımların 2026'da Çin'i geride bırakmasının beklendiğine dikkat çekti.
Kömür arzı yatırımları ise 180 milyar dolarla 2012'den bu yana en yüksek seviyeye çıkıyor. Bu harcamanın yüzde 70'i Çin'e ait; Hindistan ikinci sırada ve son on yılda kömür yatırımları üç katına ulaştı.
ELEKTRİFİKASYON VE ŞEBEKE YATIRIMLARI
Birol, elektrikle ilgili yatırımların küresel enerji harcamalarında baskın tema olmayı sürdürdüğünü ve mevcut krizin bu ivmeyi artıracağını belirtti. Elektriğin küresel enerji yatırımlarındaki payı 2026'da yüzde 60'a ulaşacak; on yıl önce bu oran yüzde 40'ın altındaydı. Elektrik arzı ve altyapısına yönelik harcamaların 1,6 trilyon dolara çıkması öngörülüyor; kullanım tarafındaki elektrifikasyon dahil bu rakam 2 trilyon dolara yükseliyor.
Şebeke ve depolama yatırımları toplamda 550 milyar doları geçti. Birol, şebeke ve depolama harcamalarının neredeyse her yerde arttığını vurguladı. Bununla birlikte trafo ve kablo gibi temel bileşenlerdeki tedarik zinciri kısıtları maliyetleri yukarı çekiyor.
Veri merkezleri 2025'te enerji sektöründen 100 milyar dolarlık yatırım çekti. Verimlilik alanına dünya genelinde yıllık 350 milyar dolar ayrılıyor; 2015-2024 yatırımları sayesinde Çin, AB, Japonya, Güney Kore, Güneydoğu Asya ve Hindistan 2025'te fosil yakıt ithalatından 260 milyar dolar tasarruf sağladı.
AR-GE'DE ÇİN-ABD GERİLİMİ
Birol, Çin'in enerji Ar-Ge alanında küresel kamu yatırımlarının üçte birini, enerji sektöründeki kurumsal Ar-Ge harcamalarının ise yüzde 40'ını karşıladığını belirterek bu payın 2015 düzeyinin iki katı olduğuna dikkat çekti. ABD'nin ise enerji inovasyonlarını ölçeklendirmeye yönelik risk sermayesi anlaşmalarında küresel merkez konumunu koruduğunu aktardı. 1970'lerin petrol şoklarının Ar-Ge ve inovasyonda patlayıcı büyüme tetiklediğini hatırlatan IEA, bugünkü krizin benzer bir ivmelenmeye zemin hazırlayabileceğini öngörüyor; ancak enerji artık yapay zeka ve savunma alanındaki inovasyon öncelikleriyle rekabet etmek durumunda.




