1. YAZARLAR

  2. İlhan SAĞSEN

  3. COP’un kurumsal ele geçirilmesi: Fosil lobileri ve petro-devletler
İlhan SAĞSEN

İlhan SAĞSEN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

COP’un kurumsal ele geçirilmesi: Fosil lobileri ve petro-devletler

Paris İklim Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP) iklim değişikliği ile mücadele sürecinde BM kapsamında gerçekleştirilen ve insanlığın elinde bulunan tek resmi platform. Yani COP, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) en üst karar verme organı. Yaklaşık 200 ülke ve AB’nin temsil edildiği COP süreci sınır aşan bir problem olan iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek ve devletleri bu sürece adapte edebilmek için elimizdeki en değerli süreç.

Ancak, 35 yılı geçkindir devam eden müzakere sürecini yavaşlatan, aksatan birçok unsurun da varlığını kabul etmek gerekiyor. Müzakere sürecini yavaşlatan en önemli unsurlardan biri fosil lobilerinin ve petro-devletlerin varlığıdır.

Fosil lobileri (başta fosil şirketleri olmak üzere) ve petro-devletler süreci manipüle ederek, bazen yön değiştirme ile bazen süreci farklı yöne yönlendirerek konferans belgelerine özellikle fosil yakıt dönüşümünün girmesini engelleme gayreti içindeler. Bu, literatürde kurumsal ele geçirme (corporate capture) [1] olarak geçiyor.

Önce sayısal olarak müzakere sürecinde bazı devletlerin delege sayıları ile fosil lobilerin katılımcı sayılarını karşılaştıralım. Bu karşılaştırma COP sürecinin ne kadar karmaşık bir yapısı olduğunu anlamamıza ışık tutacaktır. Buna göre, COP sürecindeki temsiliyet asimetrisinin oluşması temelde Paris Anlaşması sonrasına denk geliyor.

COP26’dan (kapsamlı katılımcı listeleri analizi ilk kez bu konferansta yapılmaya başlanıyor) itibaren karşılaştırırsak, Glasgow’daki COP’a 503 lobici geldi. Buna karşılık iklim krizinden en çok etkilenen 8 ülkenin delege sayısı 503 kişiye ulaşamadı. COP28’de lobicilerin sayısı 2456 iken en kırılgan 10 ülkenin toplam katılımcı sayısı 1509’da kaldı.

COP29 Bakü’de lobici sayısı 1773’ken aynı 10 ülke toplamda 1033 kişi gönderebildi. COP30 Belem’de ise lobici sayısı 1602 iken aynı ülkeler toplamda 1061 kişi ile temsil edildi. Bu durum müzakerelerde fosil lobilerinin karar verme sürecine çok daha etkin müdahale edebilediklerini gösteriyor.

Bu konu ile bağlantılı önemli tehlikelerden biri de devlet heyetlerinin içerisine lobicilerin sızması olarak gösterilebilir. Örneğin COP28’de ev sahibi olan BAE, konferansa 1070 kişilik bir delegasyon ile katılırken bu heyetin içinde 70 lobici vardı. COP 27’de 29 ülke toplam 200 lobiciyi resmi heyetlere soktu. COP29’da üç yüzün üzerinde, COP30’da da 164 lobici doğrudan resmi delegasyonlara dahil olarak kapalı müzakere odalarına erişti.

Bu noktaya kadar enerji şirketleri ve ticari birliklerden oluşan lobiciler üzerinden konuştuk. Müzakere sürecine direk etki eden bir diğer grup var. Bunu da petro-devletler[2] oluşturuyor. Müzakere ve karar alma sürecinde yer alan bu tür ülkeler fosil yakıt diline direniyor. Suudi Arabistan ve Rusya bu ülke gurubunun başını çekiyor.

COP28’de ilk kez “fosil yakıtlardan geçiş” ifadesi kabul edildi (BAE Uzlaşısı), ancak COP29’da Suudi baskısıyla metinden tamamen çıkarıldı; COP30’da Kolombiya-İspanya öncülüğündeki 80+ ülkenin yol haritası talebine rağmen Suudi Arabistan, Rusya, Çin, Hindistan ve Nijerya reddetti ve nihai metinde fosil yakıta tek bir atıf bile yer almadı. ABD eski başkan yardımcısı Al Gore’un bu noktadaki “Fosil yakıt endüstrisi ve petro-devletler COP sürecini sağlıksız bir düzeye kadar ele geçirmiştir” tespiti konuyu özetlemek açısında önemlidir.

Sonuç olarak, iklim krizi ile mücadele konusunda gerçekleştirilen müzakere sürecindeki bu sağlıksız durumun faturası konferans sınırlarını aşıyor. Lobiler ve petro-devletlerin sayı ve ağırlıklarının artmasıyla zayıflayan metinlerin etkisizliği küresel iklim değişikliğinde en az payı olan ama en kırılgan devletler olarak görünen V20[3] ülkelerinin geleceğini geri dönülemez şekilde tehdit ediyor.

Şimdi bakalım bu durumun ülkemizde toplanacak COP31’de nasıl gerçekleşeceğini ve sonuç metnine fosil dönüşüm ile ilgili herhangi bir hedef girip girmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

 

[1] Kurumsal Ele Geçirme: Şirketlerin/özel sektörün kamu karar alma süreçlerini (yasa, düzenleme, uluslararası müzakere) kendi ticari çıkarları doğrultusunda biçimlendirmesi.

[2] Petro-devlet: Ekonomisi ve devlet geliri, petrol ve doğalgazın çıkarılmasına ve ihracına ağır biçimde bağımlı ülke.

[3] V20 (Vulnerable Twenty Group of Ministers of Finance), küresel nüfusun beşte birinden fazlasını temsil eden ama küresel emisyonların yalnızca yüzde yedisinden sorumlu 74 en kırılgan ekonomilere sahip ülkenin maliye bakanları grubudur — yani krizin en küçük üreticileri, en büyük mağdurlarıdır. Bu ülkeler sadece ekonomileri açısından kırılgan değil, aynı zamanda da yaşam alanlarını kaybetme riski ile de karşı karşıya kalmaktadırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar