1. HABERLER

  2. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

  3. Hava kirliliği her yıl 8 milyon erken ölüme yol açıyor

Hava kirliliği her yıl 8 milyon erken ölüme yol açıyor

Hava kirliliğinin dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme yol açtığı ve ve bu durumdan en çok çocuklar, yaşlılar ve yapısal eşitsizliklere maruz kalan toplumsal gruplar etkilendiği kaydedildi.

Hava kirliliği her yıl 8 milyon erken ölüme yol açıyor

Enerji Günlüğü - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir bir Çevre Hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riaño tarafından hazırlanan “Temiz hava solumak, halk sağlığını korumak ve sağlıklı bir çevreyi güvence altına almak için öncelikli adımlar” başlıklı rapor yayınlandı.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun Türkçeye kazandırdığı Rapor, hava kirliliğinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda küresel bir insan hakları krizi olduğunu ortaya koyuyor. Temiz hava uluslararası hukuk kapsamında sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilirken, bugün dünya genelinde milyarlarca insan bu haktan yararlanamıyor. Hava kirliliği her yıl yaklaşık 8 milyon erken ölüme yol açıyor.

FOSİL YAKITLAR TEMEL NEDEN

Rapor, zararlı hava kirliliğinin en önemli kaynağının fosil yakıtlara dayalı enerji ve ulaşım sistemleri olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Fosil yakıtların çıkarılması ve yakılması hem iklim krizini hem de hava kirliliğini derinleştiriyor. Bu nedenle fosil yakıt kullanımının artmaya devam etmesi sağlık eşitsizliklerini büyütüyor.

KÜRESEL MALİYET AĞIR

Rapora göre hava kirliliğiyle mücadele hem mümkün hem de ekonomik açıdan rasyonel. Hava kirliliğinin yol açtığı sağlık ve üretkenlik kayıplarının küresel maliyeti 2019 yılında 8,1 trilyon dolara ulaştı.

“ÖNLENEBİLİR VE ÇÖZÜLEBİLİR BİR KRİZ”

BM Özel Raportörü Puentes Riaño, hava kirliliğinin önlenebilir ve çözülebilir bir kriz olduğunu vurguluyor. Bunun için başta fosil yakıtların terk edilmesi olmak üzere bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış çözümler zaten var. Bu çözümleri hayata geçirmek ise devletlerin ve şirketlerin sorumluluğunda.

Raporda devletlerin, hava kirliliğini önlemek ve insan ve çevre sağlığını korumak konusunda uluslararası hukuk kapsamında yükümlü olduklarının altı çiziliyor. Şirketler ise emisyonlarını azaltmak, insan haklarına saygı göstermek, neden oldukları kirliliği açıklamak ve yanlış bilgilendirmeyi durdurmaktan sorumlular.

ETKİLERİ EŞİT DAĞILMIYOR

Rapor, hava kirliliğinin etkilerinin toplumda eşit dağılmadığını da ortaya koyuyor. Özellikle sağlık açısından daha kırılgan olan çocuklar, hamile kadınlar ve yaşlılar ile yapısal eşitsizliklere maruz kalan ve yoksulluk içinde yaşayan gruplar (emekçiler, göçmenler, işsizler) kirliliğin en ağır sonuçlarına maruz kalıyor. Erken doğumdan astıma, kalp-damar hastalıklarından demansa kadar birçok ciddi sağlık sorunu hava kirliliği ile doğrudan bağlantılı.

TÜRKİYE’DE DURUM

Türkiye için de ciddi bir tabloya işaret eden raporda Türkiye’ye ilişkin bulgular arasında şunlar öne çıkıyor:

- Türkiye ana kaynağı kömür olan kükürt dioksit kirliliği açısından en kirli ülkeler arasında. Bu kirlilik kömür kullanan enerji ve sanayi tesislerinin olduğu bölgelerde yoğunlaşmış durumda.

- Türkiye’de yasal olarak izin verilen kirlilik düzeyleri Dünya Sağlık Örgütü’nün insan sağlığını korumak için belirlediği limit değerlerin çok üstünde.

- Türkiye’de hava kirliliği ile ilgili kamuoyu ile paylaşılan bilgilerde ciddi eksiklikler bulunuyor. Kirletici ölçüm noktaları, yerleşim alanları arasındaki hava kalitesi farklılıkları ve hava kirliliğine maruz kalmadaki eşitsizlikleri ortaya koyan sosyoekonomik göstergeler halkla paylaşılmıyor.