ABD’nin etkili düşünce kuruluşlarından Atlantik Konseyi’nce yayınlanan bir değerlendirmede, Türkiye boğazlarının ABD doğalgazının (sıvılaştırılmış doğal gaz – LNG) geçişine açılarak Ukrayna’ya ulaşmasının sağlanabileceği ifade ediliyor.
Hatta, bu sayede hem ABD'nin Rusya’nın doğal gaz ihracatı üzerinde daha fazla baskı oluşturabileceği, hem de Ukrayna’ya sağlanacak enerji desteği ile Rusya ile savaşta Ukrayna’ya ciddi bir avantaj sağlanacağı vurgulanıyor. Değerlendirmede ortaya atılan bir diğer tez ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkisinin konunun çözümünü sağlayabileceği...
Peki bu ne ölçüde mümkün? Değerlendirmeye çalışalım. Evet, Türkiye boğazlardan LNG geçişine müsaade ediyor ama bunun bir sınırı ve çerçevesi var. Türkiye, boğazlardan LNG taşınması işini, geçiş güvenliği gerekçesiyle, boyu 200 metreden küçük tankerlerle sınırlıyor.
Oysa ABD’den gerçekleşen LNG ihracatı, uygun maliyeti yakalayabilmek amacıyla 300 metre ve üzerindeki tankerlerle gerçekleştiriliyor. Ve bu sebeple Amerikan doğalgazı taşıyan tankerlerin Karadeniz’e çıkışı, şimdilik mümkün görünmüyor.
Atlantik Konseyi düşünce kuruluşunun iki uzmanı, Nataliya Katser-Buchkovska ve Landon Derentz tarafından kaleme alınan değerlendirmede (ki; Nataliya Katser-Buchkovska, eski bir Ukrayna Parlamento üyesi ve Ukrayna’da yerleşik Karadeniz Enerji ve Ulaşım Merkezi’nin kurucularından), Ukrayna’nın mevcut depolama kapasitesi ve Avrupa’ya uzanan boru hatları sayesinde, Avrupa’nın doğal gaz tedarik güvenliği konusunda da istikrar unsuru olabileceği belirtiliyor.
Yazıda, projenin gerçekleşmesi durumunda, Rusya üzerinde baskıyı artırma, Ukrayna ve Avrupa’ya avantaj sağlama gibi olumlu yanlardan ısrarla bahsedilirken, önündeki tek engelin ise siyasi olduğu ve Washington – Kiev – Ankara arasında çözülebileceği ifade ediliyor.
Türkiye açısından, hem boğazların geçiş güvenliği hem Rusya ile yaşanabilecek anlaşmazlıklar konusunda çok önemli sorunlar yaratabilecek önerinin, Trump tarafından Türkiye’ye kabul ettirilebileceği, bu amaçla Türkiye’ye, LNG ithalatı ile yeniden gazlaştırma altyapısını inşasının, işletmek için mühendislik, tedarik ve inşaat sözleşmelerinin verilebileceği belirtiliyor.
Değerlendirme yazısı, konunun çözümü için Trump’a güvenildiğini açık bir şekilde ifade etmekten hiç çekinmiyor. “Son aylarda bizimle yapılan görüşmelerde, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki birkaç deneyimli diplomat, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğazlar konusundaki tutumunun değiştirilmesinin gerçekçi olmadığını savunuyor. Ancak bu değerlendirme, Trump tarzı diplomasinin gücünü hafife alıyor. İbrahim Anlaşmaları, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki atılımlar, Trump’ın, geleneksel yaklaşımların durduğu yerlerde anlaşmalar yapma yeteneğini defalarca gösterdi. Kendini (barış başkanı) ilan eden Trump, şimdi bu yaklaşımı Karadeniz'e uygulama fırsatına sahip.”
Gördüğünüz gibi, söz konusu değerlendirmede, kazan kazan yaklaşımı ile Türkiye’nin maddi kazanımlar yanında, ittifak içindeki stratejik öneminin pekiştirileceği vurgulanıyor. Ukrayna’nın kalıcı bir enerji güvenliği kaynağı kazanacağı, ABD’nin ise enerji hakimiyetini kalıcı ekonomik ve jeopolitik ilişkilere dönüştürecek yeni bir stratejik LNG pazarı kazanacağı görüşü de ortaya açılıyor bu yazıda...
Raporun müelliflerine göre Marmara Boğazlarının LNG’ye açılmasının önünde teknik bir engel yok ve bu, siyasi karar ile çözülebilecek bir mesele. Bunun için de uygun zaman ve adres veriliyor: Haziran 2026’da Türkiye’de gerçekleşecek NATO zirvesi...
ABD düşünce kuruluşlarının, gündem oluşturmak, bazı tartışmalı konuları önceden kamuoyuna sunarak alıştırmak gibi işlevlerinin olduğunu düşündüğümüzde, ülkemizi sıcak bir yaz bekliyor diyebiliriz. Yazı bir lobi faaliyeti olarak mı kalacak yoksa Türkiye’nin başına bela olacak bir gündem maddesi haline mi gelecek, göreceğiz.