Avrupa’nın yeni enerji ekseni: Bakü-Roma hattı

Toğrul İSMAYIL

2022 sonrası Rus doğalgazı akışının keskin biçimde azalması, Avrupa için yalnızca bir arz şoku değil, aynı zamanda yapısal bir kırılma anlamına geldi. Avrupa, on yıllar boyunca, sınırlı sayıda tedarikçiye dayalı bir sistem kurmuş, maliyet etkinliğini dayanıklılığın önüne koymuştu. Bu modelin kırılmasıyla birlikte, politika yapıcılar hızlı ve zaman zaman reaktif bir şekilde alternatif arayışına yöneldi. 

Bu süreçte uzun süredir konuşulan ancak çoğu zaman ikincil görülen bir hat, Avrupa enerji haritasının merkezine yerleşti: Güney Gaz Koridoru ve özellikle Trans Adriyatik Boru Hattı, kısa adı ile TAP. 

Giorgia Meloni’nin Azerbaycan ziyareti, bu dönüşümün ulaştığı noktayı açık biçimde ortaya koyuyor. 

DÖNÜŞÜMÜN SAYISAL BOYUTU 

TAP devreye girdiğinden bu yana, giderek artan bir stratejik ağırlık kazandı. Bu sayısal verilerle ortaya koymak gerekirse şunları söyleyebiliriz: 

- Avrupa’ya toplam gaz sevkiyatı: 57 milyar metreküpü aştı  

- İtalya’ya ulaşan hacim: 47-48 milyar metreküp

- İtalya’nın toplam gaz tüketimindeki payı: Yüzde 15-16

- Boru hattı ithalatındaki pay: Yüzde 25’e yakın

Bu verileri bağlama oturtmak gerekirse, Azerbaycan’ın son 10 yılda marjinal bir tedarikçi konumundan çıkarak, İtalya’nın en önemli enerji ortaklarından biri haline geldiğini söylemek yanlış olmaz. İtalya’nın yıllık gaz talebi son yıllarda yaklaşık 65-75 milyar metreküp bandında seyrediyor. Bu ölçek içinde Azerbaycan gazı artık tamamlayıcı değil, yapısal bir unsurdur. 

Avrupa genelinde ise Güney Gaz Koridoru yıllık yaklaşık 10-12 milyar metreküp gaz sağlıyor. Bu miktar, savaş öncesi Rusya’dan gelen gaz miktarı ile kıyaslandığında sınırlı görünse de, çeşitlendirme etkisi açısından ciddi bir etkiye sahiptir. 

İTALYA’NIN GÜNEYE YÖNELİMİ

İtalya açısından bu dönüşüm daha da belirgindir. 2022 öncesinde Rusya, İtalya’nın gaz ithalatının yaklaşık yüzde 35-40’ını karşılıyordu. İki yıl içinde bu oran keskin biçimde geriledi ve yerini şu kaynaklar aldı:

- Cezayir (TransMed hattı üzerinden)

- LNG ithalatı (özellikle ABD ve Katar)

- Azerbaycan (TAP üzerinden)

Bu seçenekler arasında Azerbaycan, önemli bir avantaj sunuyor: Rusya-Ukrayna savaşına doğrudan maruz kalmadan boru hattı üzerinden istikrarlı tedarik. Bu durum, İtalya’nın güney enerji hattını yalnızca bir arz kaynağı değil, aynı zamanda daha geniş bir stratejinin temeli olarak görmesine yol açıyor.

TÜKETİM NOKTASINDAN ENERJİ MERKEZİNE

İtalya’nın stratejisi artık yalnızca iç talebi karşılamak değil. Roma’daki karar alıcılar, giderek artan şekilde yeniden dağıtım (redistribution) rolüne odaklanıyor. 

Model şu şekilde işliyor: Gaz güneyden (Azerbaycan, Kuzey Afrika, LNG terminalleri) İtalya’ya girer. Ardından kuzeye, Avusturya, İsviçre ve ötesine aktarılır. Altyapı sınırlamaları sürmekle birlikte, ters akış kapasitesi ve bağlantı hatlarının artırılması yönünde yatırımlar devam ediyor. 

Bu süreç başarıya ulaşırsa, İtalya bir enerji tüketim noktası olmaktan çıkarak, bölgesel bir transit ve fiyatlama merkezi haline gelebilir. Bu yapıda Azerbaycan, yukarı akışta güvenilir bir sabit unsur olarak öne çıkar.

HACMİN ÖTESİNDE: GÜVENİLİRLİK 

Azerbaycan’dan gelen gaz hacmi, geçmişte Rusya’nın sağladığı seviyelerin altında olsa da, asıl önem taşıyan unsur öngörülebilirliktir. TAP üzerinden gelen gaz: 

- Uzun vadeli sözleşmelere dayanır

- Taşıma riskleri daha düşüktür

- Küresel LNG piyasasındaki fiyat dalgalanmalarına daha az maruz kalır

Bu özellikler, belirsizliğin arttığı bir dönemde Avrupa için kritik değer taşımaktadır. 

PRAGMATİZMİN POLİTİK EKONOMİSİ 

Giorgia Meloni’nin Bakü ziyareti, Avrupa’da giderek belirginleşen bir eğilimi yansıtıyor. Normatif söylem ile stratejik zorunlulukların birlikte varlığı. İtalya, Ermenistan ile siyasi ilişkilerini sürdürürken, Azerbaycan ile ekonomik bağlarını derinleştiriyor. Bu durum, politika alanlarının ayrışması (policy compartmentalisation) olarak tanımlanabilecek bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Avrupa genelinde de benzer bir eğilim gözlemleniyor. 

- Değerler söylemi kurumsal çerçeveyi şekillendirir

- Çıkarlar ise kısa vadeli stratejik kararları belirler 

ENDÜSTRİYEL DERİNLİK: GENİŞLEYEN ETKİ ALANI 

Enerji, bu ilişkinin yalnızca bir boyutudur. Eni, Snam ve Leonardo gibi şirketler aracılığıyla İtalya’nın Azerbaycan’daki varlığı giderek genişliyor. Bu durum, ilişkilerin ticari alışverişten kurumsallaşmış karşılıklı bağımlılığa doğru evrildiğini gösteriyor. 

SINIRLAR VE KISITLAR

Bununla birlikte, Güney Gaz Koridoru’nun bazı yapısal sınırlamaları söz konusudur. Bunları şöyle sıralamak mümkün: 

- Kapasite sınırı (mevcut ~10–12 bcm)

- Üretim artışının yatırım gerektirmesi

- LNG piyasasıyla rekabet

- Bölgesel jeopolitik riskler

Ayrıca Avrupa’nın enerji dönüşümü süreci, uzun vadede doğalgaz talebinin seyrine ilişkin belirsizlikler yaratıyor. 

DÖNÜŞEN BİR KORİDOR...

Güney gaz koridorunun geleceğine yönelik bir perspektif arayışı söz konusu olduğunda, buna yönelik planlardan da söz etmekte fayda var. Bu planlara ilişkin şunları sayabiliriz: 

- TAP kapasitesinin 20 bcm’e çıkarılması

- Yeşil hidrojen entegrasyonu

- Orta Koridor ile bağlantı 

Bu hedeflerin gerçekleşmesi, finansman ve siyasi koordinasyona bağlı olacaktır.

YENİ BİR DENGE,… 

Meloni’nin ziyareti, ani bir kırılmadan ziyade kademeli bir yeniden dengelemeye işaret ediyor. Avrupa artık tek boyutlu değil, çift katmanlı bir strateji izliyor. Ancak enerji güvenliği pragmatizmi zorunlu kılar. 

GÜNEY HATTININ SESSİZ YÜKSELİŞİ

Güney Gaz Koridoru, Avrupa enerji tartışmalarında çoğu zaman LNG veya yenilenebilir kaynaklar kadar öne çıkmıyor. Ancak, bu koridorun önemi başka bir yerde yatıyor. Bu hat, ölçekten ziyade çeşitlendirme yoluyla kırılganlığı azaltıyor. Roma-Bakü hattı, bu anlamda hacimden çok stratejik seçenek yaratma kapasitesi ile öne çıkıyor. 

Ve belirsizliğin arttığı bir enerji çağında, en değerli unsur belki de tam olarak budur: Seçenek sahibi olmak.