BAE neden İran’a vazo fırlattı?

Birol OĞUZ

İsrail ve ABD, bir ayı aşkın süredir İran’ın üzerine kâbus gibi çöktüler ama diz çöktüremediler.

Kısa sürede sonuç almayı bekledikleri operasyon, aslında Tahran’ın askeri gücüne ciddi ölçüde zarar vermekle birlikte bitiremedi. Molla rejimi yerinde duruyor, kişiler değişti, İran’ın petrol ticareti devam ediyor ama diğer körfez ülkeleri kitlendi...

Yani istenen sonuç oluşmasa da dünya ekonomisine öngörülenden büyük bir zarar vermeye başladığı için olsa gerek dünyanın delisi rolündeki Trump, “hadi bitirelim şu işi” demeye başladı. Geçici de olsa bir ateşkes kararı alındı. Bu iş bir süre daha dur kalk şeklinde sürecek gibi ama sonuna yaklaşıldığı kesin.

Gelinen aşamada, dünyanın enerji krizinin kısa sürede toparlanamayacağını, alt yapıya verilen zararların eski duruma gelmesinin zaman alacağını, bunun ekonomide daralmaya sebep olacağını, baş emperyalistin başlattığı savaşın kapitalizmin daralmasına yol açacağını, Çin’i, Avrupa’yı, ABD-İsrail ittifakını vb. konuşabiliriz. Ama bu yazıda özellikle üzerinde durmak istediğim konu Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve bu ülkenin İran ile ticareti...

BAE, petrol gaz gelirlerinin dışında, kendini dünyanın önemli ticaret ve finans merkezlerinden biri olarak konumlandırmada oldukça başarılı, emlak yatırımları ile adından söz ettiren, Türkiye’den bile birçok yatırımcının mülk edinmeye başladığı bir ülke idi. Hoş, bizim insanlarımızın savaş sebebiyle fiyatlar düştü düşüncesiyle yüklenmeye devam ettiği söyleniyor ama BAE’nin gidişi nereye doğru olacak, bekleyip, göreceğiz.

Dünyanın delisi ile faşistinin İran’a yönelik hamlesi maalesef en çok körfez ülkelerine, bunların içinde de BAE’ye zarar vermiş oldu.

ABD-İsrail saldırılarına karşın, İran’ın verdiği ilk karşılık ABD’nin körfez ülkelerindeki üsleri ve tesislerine saldırmak olunca, bu ülkelerin hepsi savaş alanı haline geliverdi. İran’ın eli kolu en çok buralara uzanıyordu ve düşmanla iş birliğinin cezasını bu ülkeler de çekmeliydi çektiler de...

Sadece petrol ve doğal gaz ihracat yolları tıkanmadı, savaşın devamıyla birlikte alt yapıları ve üretim tesisleri zarar görmeye, güvenli ülke imajları sarsılmaya ve dünya devlerinin buralardaki yatırımları zarar görmeye başladı. Ve bu durum kaçışları beraberinde getirdi...

İşte BAE’nin bu ülkeler arasında özel bir yeri var.

Birincisi, gerçekten başarılı bir şekilde kendini finans ve ticaret merkezi olarak konumlandırmayı başarmıştı. Hatta bunun Yahudi sermeyesi eliyle gerçekleştirilen bir İsrail projesi olduğu, İsrail’in bu şekilde Arap dünyasının merkezine yerleştiği, paralarını, yatırımlarını kontrol etmeye başladığı da dile getiriliyordu.

İkincisi ve bu yazıda asıl üzerinde duracağımız konu ise BAE’nin, İran’ın en önemli ticaret ortaklarından birisi olması.

Evet, BAE ile İran arasındaki ticaret hacmi resmi verilerle yıllık 20 milyar ABD Doları seviyelerinde. Aslında bu rakam daha da yüksekti ama son yıllardaki İran ambargolarından sonra biraz düşüşe geçti, en azından resmi tarafta...

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2024 yılında İran’a 15,7 milyar dolarlık mal gönderen BAE, Tahran’ın en büyük ticaret ortağı konumunda. İran’ın en çok mal aldığı ikinci ticaret ortağı ise 13,3 milyar dolar ile Çin. İhracat tarafında ise 7.5 milyar ABD Doları ile Çin ve Irak’ın ardından İran’ın üçüncü büyük müşterisi konumundaki ülke yine BAE...

Yani BAE, gerçek anlamda İran’ın en önemli ticaret ortaklarından biri.

Yukarıda verilenler resmi rakamlar. Ancak bunun dışında, İran’ın yıllık 15-20 milyar ABD Doları seviyesinde resmi olmayan bir ticareti olduğu ve bunun büyük kısmının da BAE üzerinden gerçekleştiği bilinen bir gerçek.

İran, yıllardır kendisine uygulanan kısıtlama ve ambargoları delmek için bazı yöntemler geliştirmişti.

Rıza Zarrab olayını, altın ticaretini anımsarsınız, bu da kullandıkları yöntemlerden biriydi.

Bir diğeri Çin’e ihraç ettiği petrolden elde etttiği gelirlerin resmi veya resmi olmayan yöntemlerle Çin firmaları tarafından mal ve hizmet olarak sunulmasıydı ama aslında en önemlisi BAE üzerinden gerçekleştirdiği ticaretti.

BAE, İran için transit ticaretin merkeziydi. İranlı iş adamları BAE’de iş kuruyor (savaş ile birlikte 1200 İranlı işadamının ülkeyi terke ettiği sanılıyor), alım satımlarını oradan gerçekleştiriyor, etiketi, belgeleri değiştirilen mallar İran’a aktarılıyor, finans işleri, ödemeler BAE üzerinden gerçekleşiyordu.

BAE’den İran’a günlük gemi trafiğinin günde 50 adetten Mart 2026 itibariyle “0”’a düşmesi, İran’lı iş adamlarının BAE’ye girişlerinin sonlandırılması ile bu hassas ticari ilişkiye çok büyük darbe vuruldu ve belki de ABD-İsrail ittifakının en büyük zaferlerinden biri oldu.

Dubai, İran’ın tam anlamıyla dünyaya açılan kapısı niteliğindeydi.

Resmi ve resmi olmayan ticaretinin önemli kısmı buradan dönüyor, sahta belgeler, şirketler, finans işleri buradan hallediliyordu ama bitti…

Ateşkes ilan edildikten sonra BAE’nin İran’a saldırı düzenlemesi ve İran’ın buna yanıt vermesi de bambaşka bir soru işareti oldu. Sanki BAE, “Senin yüzünden bittim ben” diyerek son bir kızgınlıkla vazoyu fırlattı arkasından. Vazo duvara çarptı ama olsun...

Goldman Sachs raporu, savaşın ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, Nisan ayında BAE’nin GSYİH’sını yüzde 6’ya kadar azaltabileceğini vurguluyor ki enerji krizinin tüm dünya ekonomisinde yol açacağı küçülme ve yavaşlama bu rakamları artıracaktır.

İran’da BAE’nin boşluğunu kısa zamanda dolduramayacaktır... Alternatif ülke neresi olacak acaba? Çünkü, İran’ın ekonomik gereksinimleri karşılayabilecek altyapıya, coğrafi yakınlığa ve ticaret ağlarına sahip çok az ülke var.

ABD-İsrail saldırısı başlarken, öngörülen ve arzu edilen sonuçlardan biri de bu olabilir miydi acaba diye düşünmeden edemiyorum.

ABD veya İsrail, diğer körfez ülkeleri ile birlikte, kendilerine en yakın, çıkar birliği içinde oldukları Arap ülkesine niye zarar vermek istesinler ki?

Dubai artık bir ihtiyaç değil, onun yerini Gazze mi alacak acaba?

Yeni finans merkezi: Trump Emlak sunar…