ABD’de 3 Kasım 2026 tarihinde ara seçimler var. Temsilciler Meclisi’nin tamamı ile Kongre’nin 1/3’ü yenilenecek. Halen her iki mecliste de Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi bıçak sırtı çoğunluğu elinde tutuyor. Ama Trump’ı bu üstünlüğü kaybetme korkusu sarmış durumda.
Yıllık enflasyon düşmüyor, Ağustos 2026 itibari ile yüzde 3.4 seviyesinde. Amerikan Merkez Bankası (FED), enflasyondaki yükselme tehlikesini gördüğü için Trump’a rağmen faiz arttırıyor.
Enflasyon korkusunun arkasında yatan ne peki? ABD'de bir galon benzinin ortalama fiyatı 4.4 dolar seviyesine kadar yükseldi. Dizelin ortalama galon fiyatı da 6.39 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Benzin fiyatı, geçen yılki 3.20 dolara göre yaklaşık yüzde 39, İran’a saldırılar öncesindeki 2.98 dolarlık fiyata göre ise yaklaşık yüzde 49 yukarıda.
Dizeldeki fiyat artışı ise daha da korkunç. Dizel fiyatı geçen yılki 3.7 dolara göre yüzde 72.5 artarken sadece son bir aydaki artış oranı ise yüzde 17.5.
ABD’de, deniz taşımacılığı dahil taşımacılık yoğun bir şekilde dizelle çalışan araçlarla yapılıyor. Tarım ve inşaat alanlarında kullanılan araçların da önemli bir kısmı dizel yakıtla çalışıyor. Dizel fiyatlarındaki artışın, taşıma ve dağıtım maliyetleri üzerinden gıda ve tüketim ürünlerinin fiyatlarına da yansıyabileceği değerlendiriliyor. Yani Kasım seçimlerinden önce ABD vatandaşları biraz pahalılık ile karşılaşabilir.
ABD tüketicisi, bu fiyatlar niye bu kadar yükseliyor, bizim petrolümüz yok mu diye sorduğunda ise Trump’ın verebileceği bir cevap yok. Çünkü ABD’nin petrol ürünleri ihracatı bu yılın ikinci çeyreğinde günlük 1.56 milyon varile yükseldi. Bu ABD için 5 yıllık ortalamanın yüzde 30 üzerinde bir rakam. Rusya, ihracatı yasaklarken, ABD şirketleri yükselen fiyatları yakalayınca ihracatı artırıyor.
Peki bu fiyatlar neden yükseliyor?
ABD ve İsrail’in İran saldırıları sonrası dünya enerji piyasası allak bullak oldu.
Dünya petrol ve doğalgaz üretimi ve tabii ki lojistiği anlamında önemli bir yeri olan Körfez Bölgesi ve Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki trafik de savaştan olumsuz etkilendi. Dolayısıyla son zamanlarda özellikle petrol ve petrol ürünleri sevkiyatı iyice aksamaya başladı. Son üç aydır Ukrayna’nın, Rusya rafinerilerine yönelik saldırıları ve bu rafinerilerin neredeyse yarı üretimlerine zarar vermesi de, sorunu iyice içinden çıkılmaz bir duruma getirdi.
Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency - IEA) Eylül 2026 Petrol Piyasası Raporu’na göre küresel petrol üretimi, Ağustos ayında 1.6 milyon varil/gün azalarak 100,1 milyon varil/güne düştü. Bunun nedeni, artan güvenlik riskleri nedeniyle Körfez'deki 10 milyon varil/günden fazla üretimin durdurulmuş olmasıydı.
Evet, burayı sabitleyelim. IEA diyor ki petrol üretimi düştü çünkü Körfez’deki üretim düştü.
IEA devam ediyor:
“Rafineri üretimleri Ağustos ayında yaz zirvesi olan 81.4 milyon varil/güne ulaştı; bu, bir önceki aya göre 960 bin varil/günlük bir artış anlamına geliyor, ancak Orta Doğu, Rusya ve Asya'daki ham petrol ithal eden ekonomilerdeki kayıpların etkisiyle bir yıl öncesine göre 4.2 milyon varil/gün daha düşük. Küresel üretimin 2026’da 2.6 milyon varil/gün azalarak 81,5 milyon varil/güne düşmesi bekleniyor.”
IEA Raporundan devam ediyoruz:
“… rafine ürün ve LPG ihracatı Şubat ayına göre yaklaşık %60 veya 3,7 milyon varil/gün daha düşük seviyede kalmaya devam ediyor.”
Haydi IEA uzmanlarının yazdıklarına biraz daha devam edelim. Çünkü Rapor, sıkıntının sebebini gayet açık ve net tespit ediyor:
“Özellikle, Körfez ülkelerinden dizel/gazyağı net ihracatı Ağustos ayında ortalama 390 bin varil/gün olarak gerçekleşti. Bu, savaş öncesi seviyelerinin dörtte birinden biraz fazla. Bunun nedeni, Hürmüz Boğazı’ndan geçen akışın ciddi şekilde kısıtlı kalmasıydı. Rusya’nın rafineri sistemindeki aksamalar ve Ukrayna’nın yoğunlaşan saldırılarının ardından ürün ihracatının neredeyse tamamen durması bu kayıpları daha da artırdı. Ağustos ayında Körfez ve Rusya’dan dizel/gazyağı net ihracatı, Şubat ayına göre 1.6 milyon varil/gün daha düşüktü. Şubat ayında bu ülkeler küresel deniz yoluyla yapılan ticaretin yaklaşık yüzde 45’ini karşılıyordu.”
Sebep ortada. Öncelikle İran’a yapılan saldırılar ve İran’ın buna karşılık vermesiyle Körfez arzının azalması, sonrasında ise Rusya rafinerilerinin devre dışı kalması.
Sebep tamam, peki kazançlı çıkan var mı?
IEA uzmanları iyi çalışmış. Rapor rakam vermeden de olsa bu soruyu cevaplıyor:
“Küresel talebin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan dizel/gazyağı fiyatları, Eylül ayı başlarında ABD’de varil başına 200 doları aşarak savaş öncesi seviyelerin yüzde 94 üzerine çıktı. Avrupa ve Asya da bu seviyenin çok gerisinde kalmadı.
Ham petrol ve rafine ürünler arasındaki artan fark, Atlantik Havzası'ndaki rafineri kâr marjlarını rekor seviyelere çıkardı.”
Petrol üretimi azalınca, bir de üzerine rafinerilerin devre dışı kalması gelince, rafineri ürünlerinde günlük 4.2 milyon varil azalma var ama kâr marjları zirve yapıyor.
“Kısmi bir telafi (yani üretim artışı olan yerler), rekor kâr marjlarını yakalamak için işlem hacimlerinin sonuna kadar zorlandığı diğer bölgelerden geliyor.”
Bunların arasında, iç piyasada fiyatlar zirve yaparken dış piyasadaki zirveyi daha cazip gören ABD firmaları da var. Dünya petrol ve petrol ürünleri krizi yaşıyor, buradaki artan fiyatlar tüm dünyada enflasyon tetikleyicisi rolü oynuyor ama birileri de cebini dolduruyor.
Garibim Trump’da seçimi kaybetmemek için “Bu durumun suçlusu ben değilim” diye bağırıyor:
“Ukrayna, Rus enerji hedeflerini vurmamayı kabul etti. Rusya da aynı şeyi yapmayı kabul etti. Dünya genelindeki dizel fiyatı artışının asıl nedeni İran değil büyük ölçüde Rusya-Ukrayna Savaşı'dır.”
Ama onca para, silah verdiği Ukrayna’da onu dinlemiyor. Yukarıdaki açıklamadan hemen sonra Moskova Petrol Rafinerisi’ne saldırı düzenliyor.
Trump, ABD’de yakıt fiyatlarının yükselmesinin önüne geçemiyor. Önüne geçemediği için “sorumlusu ben değilim, Rusya savaşı” diyor ama IEA raporunda da görüyoruz ki, öncelikli sebep Körfez bölgesindeki daralma.
Başlıkta petrol şirketlerini yapıştırmışsın da yazıda esameleri okunmuyor diyeceksiniz ama onlar için çok yazıp, söylemeye gerek yok, önce rakamlar konuşsun.
Fransız The Guardian’da geçen ay, Jillian Ambrose ve Damian Carrington imzasıyla yayınlanan bir yazıda, “Borsada işlem gören sekiz petrol üreticisi, ABD-İsrail’in İran'a karşı savaşı sonrasında küresel petrol fiyatlarının varil başına 126 doların üzerine çıkmasının ardından gelen ilk tam mali çeyrekte, yani Haziran ayı sonuna kadar olan üç ayda yaklaşık 93 milyar dolar kâr elde etti” deniliyor.
Örnek mi; “Shell, geçen hafta Katar'daki doğalgaz tesisinde savaşın yol açtığı milyarlarca dolarlık hasar nedeniyle daha az doğalgaz üretmesine rağmen, net kârının 9,84 milyar dolara yükselmesiyle tarihindeki en yüksek ikinci çeyrek kârını açıkladı. Equinor’un kârı ise aynı dönemde 1.8 milyar dolardan 3.2 milyar dolara çıktı.”
Gördüğünüz gibi rakamlar güzel konuşuyor.
Bir başka fosil yakıt devi BP de kârını bir önceki çeyreğe göre ikiye katlıyor, 5.7 milyar dolar. Saudi Aramco’nun çeyrek kârı 33.6 milyar dolar ile diğer petrol devlerin toplamından daha fazla.
Ya Amerikan güzelleri…
Chevron, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre beş kattan fazla bir artışla 12.2 milyar dolar, ExxonMobil ise 14.5 milyar dolarlık kâr açıkladı.
Exxon için, geçen yılın aynı dönemine göre iki kat daha fazla ve Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinden bu yana en yüksek çeyrek kârı.
Global Witness'ın fosil yakıtlar sorumlusu Patrick Galey çok güzel özetlemiş, “Büyük petrol şirketlerinin bizi kandırdığını, en büyük müttefiklerinden biri olan Donald Trump'ın onlara kar hırslarını dizginlemelerini söylemesinden anlıyorsunuz.”
Evet gerçekten Trump çok kızıyor. İran'a karşı yürütülen savaştan “çok fazla para kazandıkları” gerekçesiyle bu iki şirketi suçluyor ve seçimler öncesi “kârlarını halka iade etmeleri” gerektiğini söylüyor.
Seçmenlere vaat ettiği 5000 doları onlardan mı alacak acaba?
Bağlayalım yazıyı.
Küresel ölçekli petrol ve özellikle petrol ürünleri sorunu, Trump’ın boyunu aşmış durumda. İran’a diz çöktüreceğini sandı, beceremedi, dünyayı krize soktu, hâlâ uğraşıyoruz. Ukrayna’ya laf geçiremediği için, hiç istemese bile Rusya piyasayı rahatlatamıyor. Kendi firmaları kaâr hırsı ile ihracat peşinde.
Birileri, yani büyük petrol şirketleri onun çılgınlıkları sayesinde hepimizin üstünden çok ciddi paralar kazanıyorlar, onlar kazanırken Trump ise ara seçimlerde hezimete doğru yol alıyor.