Hürmüz’ün kaç kocası var?

Birol OĞUZ

Gençlik yıllarımızda, Ayten Gökçer, Cihan Ünal, Adile Naşit, İlyas Salman, Ayşen Gruda ve daha nicelerinin yer aldığı efsane bir kadronun sevdirdiği mükemmel bir müzikaldi “7 Kocalı Hürmüz”.

“Ey tanrım” diye başlayan şarkısını anımsamayan var mıdır acaba?

Şimdilerde gündemimizden eksilmeyen Hürmüz Boğazı lafını duydukça benim aklım o eski günlere gidip geliverir hemen.

Sonra, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) sayfasında Hürmüz Boğazı ile ilgili bir değerlendirme yazısı okurken aklıma gene bu müzikal geldi.

Söz konusu yazı bizim müzikalden bağımsız olarak, boğazdan kimlerin malı çıkıyor, daha çok kimlere gidiyor, rakamlarla ortaya koyuyor, gayet bilgilendirici bir şekilde anlatıyor.

Öğreniyoruz ki; nazlı Hürmüz Boğazı’nın ne çok kara sevdalısı, mahkûmu ve ne çok nazını çekeni, yolunu gözleyeni varmış.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları (IEA resmi sayfası böyle diyemiyor tabii ki, onlara göre ABD-İran çatışması... İran durduk yere neden ve nasıl çatıştı ise ABD ile) başlayana kadar, yani Körfez ülkeleri üretimlerini yapıp, güzel güzel mallarını satıp ceplerini doldururken, Hürmüz’ün kocalarının bu kadar farkında değildik ama... Örneğin 2025 yılında dünya sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyormuş. Keza rafine petrol ürünleri, özellikle dizel ve jet yakıtı gibi orta damıtma ürünleri konusunda da Körfez bölgesi önemli bir geçiş noktasıymış.

IEA, “Körfez’deki üreticiler 2025 yılında günde 3,3 milyon varil rafine petrol ürünü ve 1,5 milyon varil LPG ihraç etti. Bölgedeki yaklaşık 3 milyon varil/gün rafineri kapasitesi, saldırılar ve uygun ihracat kanallarının olmaması nedeniyle kapatıldı” diyor.

Peki ya ham petrol, durum orada daha da vahim. 2025 yılında dünyada deniz yolu ile taşınan petrolün yaklaşık yüzde 25’i Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.

Peki bunlarla bitiyor mu? Hayır... Fazlaca üzerinde durulmuyor, gözümüz petrol ve LNG’den başkasını pek görmüyor ama gübre tedariği de risk altında.

“Küresel üre ticaretinin yüzde 30’undan fazlası, amonyak ve fosfat ticaretinin ise yaklaşık yüzde 20’si bu boğazdan geçiyor. Bu durum gıda fiyatları ve güvenliği açısından risk oluşturuyor.”

“Ayrıca, Körfez bölgesi, çok sayıda enerji teknolojisinde, inşaat ve imalatta kullanılan alüminyumun küresel arzının yaklaşık yüzde 8’ini üretiyor. Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki eritme tesislerinden her yıl yaklaşık 5 milyon ton metal, Boğaz üzerinden sevk ediliyor.”

“Küresel deniz yoluyla yapılan kükürt ticaretinin yaklaşık yarısı da Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Sülfürik asit sadece gübre ve kimyasal madde üretiminde değil, aynı zamanda petrol ve bakır, nikel ve çinko gibi kritik minerallerin rafinasyonunda da kullanılıyor.”

Biz petrol, gaz diyoruz ama Hürmüz krizi dünyayı pek çok yönden vuruyor anlayacağınız.

İşte tam da bu durumdan dolayı, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Fatih Birol, bu birleşik etkilerin “tarihteki küresel enerji güvenliğine yönelik en büyük tehdit” olduğunu söylüyor. “28 Şubat'ta başlayan bölgedeki savaş, Boğaz'dan geçen enerji ticaret akışını engelleyerek küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisine neden oldu” diyor Fatih Birol...

HÜRMÜZ’ÜN NAZI EN ÇOK KİME?

Ticaret olmayınca para da yok tabii. Alıcılar bir nebze rahat. Fiyatlar yükseliyor ama parası olan bastırıyor ve malını alıyor. Başka satıcılar devreye giriyor, para başkalarının cebine giriyor. Rusya’ya yarıyor, ABD’nin kendisine yarıyor ama en çok uluslararası petrol şirketlerinin kasası doluyor.

Bu aşamada körfezin içinde kalan üreticiler ise ana kaybedenler olarak karşımıza çıkıyor.

Hele İran. Hem ürün satıp para kazanamıyor, hem de savaşıyor, bol bol para harcamak zorunda kalıyor. Sonra diğer büyük ihracatçılar geliyor Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt, Umman, Irak, Bahreyn...

Körfez’e sıkışıp kalan, çoğu ABD’ye verdikleri destek ve kullandırdıkları üsler sebebiyle İran saldırılarına uğrayan nazlı Hürmüz’ün içerideki kocaları bunlar, kara sevdalıları, mahkumları...

Savaşın tüketim tarafında açtığı yaranın büyüğü ise Asya ülkelerinde yaşanıyor. Tüm dünya fiyat krizinden etkileniyor ama en çok Asya pazarlarında doğal gaz fiyatları yükselmiş durumda. Çünkü boğazdan geçen LNG tankerlerinin büyük bir kısmının hedefi Asya ülkeleri...

IEA değerlendirmesinde belirtildiğine göre 2025 yılında boğazdan geçen petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık yüzde 80’i Asya’ya yönelikti. Ayrıca, 2025 yılında Hürmüz Boğazı’ndan geçen ve dünya LNG ticaretinin neredeyse yüzde 20’sini oluşturan 110 milyar metreküpten fazla LNG’nin büyük kısmı da Asya’ya gidiyor.

“2025 yılında, Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç edilen toplam hacmin neredeyse yüzde 90’ı Asya pazarına yönelikti ve bu da bölgenin toplam LNG ithalatının dörtte birinden fazlasını oluşturuyordu. Avrupa'ya ise yüzde 10'dan biraz fazlası gitti.”

2025 yılında Hürmüz Boğazı üzerinden geçen ham petrol ihracatının varış noktalarına göre dağılımı yukarıdaki gibi, Hürmüz’ün alıcı tarafındaki kocaları da bunlar… Nazını çekenler, yolunu gözleyen taliplileri...

(Toplam rakam, belirtilmeyen varış noktaları nedeniyle tek tek rakamların toplamıyla eşleşmiyor. Kaynak: Kpler'e dayalı IEA analizi.)

2025 yılında Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ürünlerinin varış noktalarına göre dağılımı ise aşağıdaki haritada gösteriliyor. Burada da görüyoruz ki nazlı Hürmüz’ün öne çıkan kocaları, talipleri Asya tarafında...

Yani anlaşılan o ki; körfezin içinde de dışında da Hürmüz’ün kara sevdalısı, taliplisi çok ama görünen o ki, alıcı tarafında önemli kısmı Asya ülkeleri. Savaşın küresel etkisi bütün dünyada geçerli ama tedarik sıkıntısı en çok Asya’yı vuruyor.

Körfezin petrol ve gazına yeni güzergahlar belirlerken bunu aklımızdan çıkarmamak lazım. Körfez’in ana müşterisi, taliplisi Avrupa veya Afrika değil, Çin, Hindistan ve diğer Asya devletleri.

İşte bir de bu yüzden demiştik daha önceki bir yazımızda İsrail İran’ı, ABD Çin’i vuruyor diye...