Ukrayna ve İran savaşları, çıkış sebebi doğrudan enerji kaynakları olmasa da, dünyada enerji krizine yol açmaları ile anımsanacaklar. Rusya’nın Ukrayna’ya, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, temelinde başka sebeplere dayansa da sonuç itibariyle çok ciddi enerji krizlerine yol açtı.
Ukrayna savaşından en kârlı çıkanlar, ABD’li LNG firmaları ile ucuz Rus petrol ve gazına atlayan Çin, Hindistan gibi ülkeler oldu. Kaybedeni çok olan İran savaşından en kârlı çıkanlar ise gelirlerini, kârlarını katlamaya başlayan petrol ve doğal gaz şirketleri olacak.
Son dönemde yapılan bazı analizlere göre, İran savaşının yol açtığı petrol ve doğalgaz krizinin dünya ekonomisine getireceği ek maliyet (en çok da düşük gelirli kesimlerin sırtına yüklenecek olan) trilyon dolar seviyesine ulaşabilecekken, aynı kriz sebebiyle petrol şirketleri artan fiyatlar sayesinde yüksek derecede ek kârlar elde edecek.
Kendisini “Fosil yakıtları sona erdirmeyi ve herkes için temiz, güvenli ve uygun fiyatlı enerji sağlamayı hedefleyen, halk önderliğinde küresel bir hareket” olarak tanımlayan 350.org hareketi tarafından, Uluslararası Para Fonu verileri doğrultusunda yapılan bir analize göre, Hürmüz Boğazı hızla normal işleyişine dönse bile, yüksek petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükü yaklaşık 600 milyar dolara ulaşacak. Arz kesintisinin devam etmesi durumunda, hane halkları, işletmeler ve hükümetler üzerindeki ekonomik darbenin 1 trilyon doları aşabileceği öngörülüyor.
Bir yanda böylesine büyük bir maliyetten bahsedilirken diğer tarafta küresel enerji devi BP, yılın ilk çeyreğindeki kârının iki katından fazla arttığını açıklıyordu.
PETROLDEKİ AŞIRI KÂRA VERGİ ÇAĞRISI
350.org’un CEO’su Anne Jellema “Önümüzdeki birkaç gün içinde, petrol devleri astronomik ilk çeyrek kârlarını açıklayacaklar; bu kârların büyük bir kısmı, zaten binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yoksullaşmasına yol açan bir savaşın sırtından elde edildi. Hürmüz Boğazı yarın yeniden açılsa bile, yakıt, elektrik ve yiyecek almakta zaten zorlanan sıradan insanların pahasına, petrol şirketlerinin kasalarına akıl almaz miktarda para akmaya devam edecek" şeklinde açıklamada bulunurken, aşırı kârlara acil bir vergi getirilmesi çağrısı da yapıyordu.
SAATTE 30 MİLYON DOLAR HAKSIZ KAZANÇ
Bundan daha çarpıcı bir sonuç ise Guardian gazetesi için yapılan özel bir analizde yer aldı:
“Dünyanın en büyük 100 petrol ve doğalgaz şirketi, ABD-İsrail İran savaşının ilk ayında saatte 30 milyon dolardan fazla haksız kazanç elde etti.”
Mart ayında ortalama 100 dolara kadar yükselen petrol fiyatlarının ardından, şirketlerin tahmini olarak 23 milyar dolarlık beklenmedik savaş kârı elde ettiği hesaplanıyor. Saudi Aramco, Gazprom ve ExxonMobil bu büyük kazançtan en çok faydalanan oyuncular arasında yer alıyor.
Petrol fiyatı ortalama 100 dolar seviyesinde kalmaya devam ettiği takdirde şirketlerin yıl sonuna kadar 234 milyar dolar ek kâr elde edeceği öngörülüyor.
VATANDAŞTAN DEĞİL, PETROL DEVLERİNDEN AL
Enerji krizinin yol açtığı fiyat artışları doğal olarak hayatın her alanında kendini göstermeye başlıyor. Bazı ülkeler enerji fiyatlarının diğer alanlara yansımasını düşük düzeyde tutabilmek amacıyla kendi gelirlerinden vaz geçerek enerji kaynaklarından alınan vergileri düşürerek önlem almaya çalışıyorlar ama belki de asıl yapılması gereken 350.org’un önerisi doğrultusunda petrol ve doğalgaz şirketlerinin savaş kârlarına vergi getirilmesi olacak.
Avrupa Komisyonu, Almanya, İspanya, İtalya, Portekiz ve Avusturya maliye bakanlarının “Savaşın sonuçlarından kâr elde edenlerin, genel halk üzerindeki yükü hafifletmek için üzerlerine düşeni yapmaları gerektiği” yönündeki açıklaması son derece doğru bir yaklaşımı ortaya koyuyordu.
Yapılan hesaplara göre AB’nin fosil yakıt faturası İran savaşının başlangıcından bu yana Euro artış göstermiş. Ülkeler bu maliyetlere katlanırken şirketlerin durumu ne peki?
Petrol fiyatlarının 2026 yılında, ortalama 100 dolar olması durumunda; Aramco, 25,5 milyar, Kuwait Petroleum 12 milyar, Exxon Mobil 11 milyar, Gazprom 11 milyar, Chevron 9 milyar, Petro China 9 milyar, Petrobras 8 milyar, Shell 7 milyar, Rosneft 7 milyar dolar ilave kâr elde edecekler.
İşin ilginç tarafı çılgın ABD Başkanı bir yandan Rusya’nın fosil yakıt gelirlerini azaltmaya çalışırken, İran hamlesi ile tam tersi bir sonuca yol açtı. Üç Rus şirketi; Gazprom, Rosneft ve Lukoil’in, yıl sonuna kadar İran'la bağlantılı savaştan tahmini 23,9 milyar dolar kâr elde edeceği hesaplanıyor. Mart ayında Rusya’nın günlük petrol geliri, Şubat ayına göre yüzde 50 artışla yaklaşık 850 milyon ABD dolar seviyesine ulaştı. “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dedikleri bu olsa gerek.
Dünyada petrol krizi yaşanıyor ama Exxon Mobil’in piyasa değeri 118, Shell’in piyasa değeri ise 35 milyar ABD doları artış gösteriyor. Bu nasıl kriz, kime kriz, neyin krizi?
Eskiden haber programlarında sıkça yer alan meşhur MİT’çimiz Mahir Kaynak vardı, anımsar mısınız? “Bir olayın sonucuna bakın, sonuçtan kim kârlı çakıyorsa arkasında o vardır” derdi. Bu bakış açısı ile anlıyoruz ki ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ardında kârlarını ve şirket değerlerini artıran petrol şirketleri varmış. Hatta Rusya’nınkiler bile...
ABD TRUMP’TAN KURTULMALI
Dünyada, kendi yöneticilerinden, iktidar sahiplerinden kurtulması gereken pek çok ülke olabilir ama bütün dünyanın, bu şirketlere, sermayeye hizmet etmekten başka bir iş yapmayan ABD’nin çılgın başkanından, bir an önce kurtulması gerekiyor galiba.
BM'nin iklimden sorumlu başkanı Simon Stiell “Fosil yakıtlara bağımlılık, ulusal güvenliği ve egemenliği yok ediyor ve yerine boyun eğmeyi ve artan maliyetleri getiriyor” diyor. Stiell bu sözleriyle fosil yakıtları faşist, yenilenebilir enerjiyi ise sosyalist olarak niteliyor adeta. Stiell’e göre yenilenebilir enerji insanları ve ulusları fiyat artışlarından koruyabilecek bir kaynak. “Güneş ışığı, dünya denizlerindeki dar ve savunmasız boğazlara bağlı değildir” sözü de oldukça anlamlı değil mi?